11.04.2020

Kerata: İnsanın Değeri Bir Çift Ayakkabıyla Ölçülebilir mi?

Korana günlerinde internetle kısa film dünyasında gezmek

Hiç de sıradan olmayan bugünlerde öncelikle sizlere evlerimizden, cep telefonlarıyla bile filmler izleyebilmenin dayanılmaz zevkinden bahsetmek istiyorum. İyi ki şu sanal dünya var. Bu kadar filmi arka arkaya izleyebilmemiz biraz zor olabilirdi. Özellikle de sadece festivallerde yaygın gösterim olanağına kavuşan kısa filmleri. Birkaç gündür düşündüğüm bir kısa film var. Yönetmenini bu yıl jürisinde olduğum 40. İfsak Ulusal Kısa Film ve Belgesel yarışmasında tanıdım. Hem yarışmada en iyi kurmaca ödülünü alan Yağmur Olup Şehre Düşüyorum isimli kısa filmi hem de bugünlerde youtube’da izlemeye açık olan Kerata filmi yarışmadaydı.

Kerata, Kasım Ördek’in üniversite mezuniyet projesi ve ilk kısa filmi. Kerata’yı ilk duyduğumda muzip bir çocuk üzerine olduğunu düşündüm çünkü ben kerata kelimesinin ikinci, hatta üçüncü anlamlarını bilmiyordum. Karısı tarafından aldatılan erkek ve ayakkabı çekeceği. Evet yanlış duymadınız her ikisi de kerata demek. Film bu kelimenin benim bildiğim anlamı değil diğer iki anlamı üzerinden ilerliyor.

Filmde olay örgüsü ayakkabı metaforuyla kuruluyor

Kerata’nın dikkatimi çeken yanı filmde olay örgüsünün işlenişi oldu. Ayakkabıyla başlayan film ayakkabıyla bitiyor. Yönetmen için ayakkabı metaforu önemli. Neden diye kendisine sorduğumda ortaokuldaki bir öğretmenini hatırlıyor. Öğretmeni “ayakkabınız sizin kim olduğunuzu gösterir” gibi bir şey söylemiş. Ayakkabılara sığma ya da sığamama durumu filmde yaşadığın hayata uyma ya da uyamama gibi bir durumu anlatıyor. Kasım Ördek, filmini kurarken ayakkabıdan başka çekecek yani kerata ve pencere kenarında duran bir küçük şişe kırmızı ojeyle de izleyicisini bir sonraki sahneye hazırlıyor. Kerata’da Yağmur Olup Şehre Düşüyorum’da olduğu gibi izleyicinin düş gücünü harekete geçirecek imgeler yok ama her iki filmde de ortak olan hikâyenin yavaş yavaş, sahne sahne kurulması, izleyiciyi yavaş yavaş içine çekmesi. Karakterler birer birer sahnelere girerken hikâye de cümle cümle ilerliyor.

Film susmanın bazen olayın kendisinden daha acı verici olduğunu düşündüren bir sonla bitiyor. İleriki yıllarda başka filmlerini de görmeyi umut ettiğim bu yönetmeni tanımanızı öneririm. Bugünlerde Yağmur Olup Şehre Düşüyorum filmi festival sürecini tamamlamadığı için henüz internette gösterimlere açılmadı.