21.09.2017

Kingsman 2: Gizli Örgüt Peşindeki Korkusuz Ajanlar

Geçmişten gelen bir tanıdık ve akıl almaz bir macera

2014 yılında gösterime giren Kingsman: Gizli Servis filmi birçok izleyicinin beğenisini kazanarak büyük başarı yakaladı. Yapımcılar da bu başarıyı, devam filmi niteliğinde olan Kingsman: The Golden Circle (Kingsman: Altın Çember) ile taçlandırıyor. İlk filmde olduğu gibi ikinci filmin yönetmenliğini yine Matthew Vaughn üstleniyor. Bu hafta vizyona giren filmin senaryosunu Matthew Vaughn, Jane Goldman, Dave Gibbons kaleme alıyor. Oyuncu kadrosunda ise Colin Firth, Taron Egerton, Julianne Moore, Channing Tatum, Mark Strong gibi önemli isimler filme katkı sağlıyor.

Kingsman bağımsızlık istihbarat servisinin başarılı ajanı Eggsy, (Taron Egerton) bir akşam geçmişten gelen bir arkadaşıyla yolda karşılaşır ve bu karşılaşma hiç ummayacağı bir maceranın habercisi olur. İlk dakikada aksiyon hamlesini yapan yönetmen, izleyicinin ilgisini çekmeyi amaçlıyor. İlk filmdeki ajanlık kokan açılış bu filmde yer almıyor. İlk filmin açılışı kocaman harflerle adeta bir ajanlık filmini duyuran yapıya sahipken bu filmde bu yapıyı ihmal etmiş gibi görünüyor yönetmen.

Harry Hart’ın (Colin Firth) yokluğunu derinden hisseden Eggsy bu boşluğu sevgilisi Prenses Tilde ve köpeği JB ile doldurmaya çalışır. Sevgilisinin ailesiyle bir akşam yemeği sonrasında başına gelen kötü bir saldırıyla birlikte sahip olduğu her şey yok olur. Bu saldırıyı yapanlardan intikam almak isteyen Eggsy, Merlin (Mark Strong) ile birlikte büyük bir maceraya atılır.

 

Karargâhları dağıldıktan sonra Eggsy’nin keşfettiği gizli mesajla kendilerini Amerika’da Statesman adındaki gizli bir ajan servisinde bulurlar. Bu servis Kingsman’ın Amerika kolu olarak ifade ediliyor. Birbirlerine kuzen olarak gören bu iki gizli servis köklü bir geçmişe sahiptir. Filmde Tequila olarak anılan Channing Tatum, Statesman gizli teşkilatın başarılı ajanlarından birisidir. Başlangıçta Eggsy ve Merlin ile anlaşamasa da bir süre sonra yolları ortak paydada birleşir.

Statesman teşkilatı western tarzı bir ajanlık örgütü olarak da ifade edilebilir. Teşkilat üyelerinin kovboy tarzındaki kılık kıyafet ve davranışları bu durumu ispatlamakta. İngilizlerdeki disiplin anlayışı bu gizli teşkilatta yeteri kadar hissedilmiyor. Bu filmde İngiliz ajanların Amerikan ajanlarla iş birliği içerisinde çalıştığını görüyoruz.

Channig Tatum oyunculuğuyla çok şey vadediyormuş gibi görünse de aslında sadece ismen filmde yer alıyor. Birkaç sahnesi dışında filmde doğru düzgün sahnesi yok. Oyunculuk yönünü fazla göremiyoruz bu filmde. Bir süre sonra uyuyan güzelden farkı kalmıyor zaten. Yönetmen bu durumu filmde Whiskey adıyla anılan Pedro Pascal ile telafi etmeye çalışmış. Pedro Pascal’ın oyunculuğunun başarısına güvenmiş belki de.

Altın Çember örgütünün yöneticisi olan gizli bir uyuşturucu karteli Poppy (Julianne Moore) ile mücadele eden bu iki gizli teşkilat ajanları birçok sorumluluğu sırtlarında taşır. Karşılaştıkları her türlü sorunu göğüsleyen bu ajanlar için Poppy büyük bir tehdittir ve onu alt etmek için ellerinden geleni yaparlar. Bu filmde bu mücadelenin nasıl gerçekleştiğine tanık oluyoruz.

Filmimiz bize aynı zamanda ilk filmde sonu belli olmayan birçok soru işaretine cevap veriyor. Harry Hart’ın ilk filmdeki belirsiz akıbeti bu filmde cevap buluyor. Bu noktada yönetmenin ilk filme bağlı kaldığını söyleyebiliriz. Ancak ilk filmde kullandığı bazı sahneleri bu filmde tekrar kullanması filmin yenilikçi yapısına olumsuz bir şekilde yansımış. Tekrarlanan bilindik sahneler izleyicinin filme mesafeli yaklaşmasına neden olabilir.

Kötü kadın imajını sağlam bir şekilde yansıtan Julianne Moore, oyunculuk konusunda adeta bir ders veriyor. Kötü olmanın gerektirdiği çoğu özelliği taşıyan Poppy karakterini başarılı bir şekilde canlandırmış. Başarılı oyunculuğu filmin enerjisinin yükseltmesinde yardımcı rol oynamış.

Filmde ajanlarımız ölümcül bir virüsün dünyaya yayılmasını engellemeye çalışıyor ve yönetmen, klişe bir konuya sığınsa da bu konuyu işlerken aksiyon ve macera dozunu iyi kullanıyor. ‘’Dünyayı tehlikelerden kurtarma’’ konusu klişe bir konudur çoğu zaman. Bu tarz kurtarmaları genellikle Amerikalılar yapar. Hollywood filmlerinin en büyük sorunu da budur aslında. Bu durum izleyicide merak duygusunu harekete geçirme konusunda başarısızlığa uğruyor. Çünkü izleyici eninde sonunda Amerikalıların dünyayı kurtaracağını biliyor. Kingsman: The Golden Circle bu klişeden fazlasıyla nasibini alıyor ne yazık ki.

İlk filmin tahmin edilemezliklerle dolu atmosferi bu filmde yok ne yazık ki. Çünkü yönetmen filmin ortalarında filmin sonu hakkında büyük bir ipucu veriyor. İzleyiciler bu ipucuyla merak duygularını bir kez daha kaybetme durumuyla karşılaşabilirler. Aksiyon ve macera ikilisiyle harmanlanmış ajanlık filmlerinde önemli olan şey merak duygusudur. Yönetmen izleyiciyi hep tetikte tutar. Ona her an her şey olabilir diye düşündürtmelidir. Bu filmde merak duygusu önemini giderek yitiriyor. Dikkatli izleyiciler yönetmenin filmin ortalarında işaret ettiği bu spoileri fark ettiğinde filmden haz alamama veya merak duygularını yitirme gibi bir durumla karşılaşabilirler.

 

Filmi baltalayan gereksiz romantik sahneler

Eggsy ve Tilde arasında geçen gereksiz romantik sahneler filmin aksiyon ve macera yönünü baltalamıştır. Bu sahneler filmin atmosferine katkı sağlamamakla birlikte filmin temposunu düşürmüş. Aralarında sıcak bir uyum yakalarsalar da uzatılmış gereksiz sahneleri yüzünden bu ilişkileri bir süre sonra sıkıcı bir hal almaya başlıyor.

Mizah açısından doyurucu bir film

Siyasi göndermeleri konusunda oldukça başarılı bir yol izlenmiş. Özellikle Amerikan başkanının umursamaz ve bencil tavrının iyi bir şekilde yansıtıldığını ve bunun günümüz siyasi koşullarına bir eleştiri olduğunu söylemek mümkün.

Mizah açısından doyurucu bir filmle karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz. Karakterlerin mizahla olan uyumu oldukça yerinde. Ünlü müzisyen Elton John, filmin mizahi yönüne katkı sağlamış. Esprili yönü sayesinde filmdeki başarısız oyunculuğu görmezden geliniyor. Mizahi yönü kuvvetli iyi bir yan role sahip ancak yeteri kadar iyi bir oyuncu olduğunu söylemek çok güç. Filmin mizahi yönünü ayakta tutan önemli isimlerden birisi sadece.

Kingsman: The Golden Circle, serinin ilk filmi kadar başarılı olmasa da keyifle izlenebilecek türden bir film olmuş. Aksiyon- macera tutkunlarına iyi gelecek türden film olduğu tartışmasız bir gerçek. Ancak senaryosundaki gereksiz sahneleri olmasaydı bir tık daha iyi olabilirdi belki. Yine de keyifle izlenebilen bir film ortaya çıkarmış yönetmen. Keyifli bir ajanlık filmi izlemek isteyenler için Kingsman: The Golden Circle kaçırılmaz bir fırsat.