12.11.2017

Kısa Film: Dürüm

Konuk Yazar: Furkan ERKAN

İşte sinema bu!

Loş bir ışıkta, bir masa başında kitap okuyup sigaralarını tüttürmektedir İsmail ve Irmak. Sonradan adının  Irmak olduğunu öğrendiğimiz kızın ağzından, Nietzsche veyahut Camus’nün düşüncelerini hatırlatan birtakım nihilist diyaloglar duyarız. “Sadece kendisinin bu türden yazgılarına sahip olduğunu ve diğer insanların mutlu olduğunu” düşünmektedir Irmak. Karşısında onu şaşkın gözlerle dinleyen İsmail ise Irmak’ın bulantılarla dolu varoluşsal problemlerine bir türlü anlam verememektedir. Hatta bir ara onu anladığını ve haline üzüldüğünü belirtir. Ve tam o sırada masanın altından çıkan tabanca, tetiğin sesi derken güm! Irmak’ın kan içindeki kafası, okuduğu kitabın saman baskılı sayfalarını kırmızıya boyamıştır. Yalnız bir dakika! Birdenbire ortaya çıkan spot ışıkları, kamera, fularlı bir yönetmenin ‘’Kestik’’ direktifi ve sonrasında gelişenler kısa metraj türünün çekim aşamalarına dair bir belgesel sunuyor mu izleyiciye yoksa?

Cansu Baydar’ın yazıp, yönettiği ‘’Dürüm’’ aslında sektörün zorlu koşullarına ve özellikle Türkiye’deki konumuna dair ayna tutan bir yapım. Üstelik teknik açıdan da diğer yerli kısa metrajlara göre özenli ve kalburüstü durduğunu da hatırlatmak gerekir. Kısa metraj içinde kısa metraj bir hikaye olarak nitelendirebileceğimiz filmde Baydar, bir yandan ülkemizde kısa filmlere gösterilen ilginin azlığından dem vurup topu seyirciye atarken; finale gelinen noktada da sert bir kara mizahla yerli sinema sektörünün bilhassa kısa film ayağını iğneliyor.

Bu durum bana, hala birçok tartışmaya gark olmuş tavizsiz şiddeti ve hard-core estetiğiyle yer yer Dogma 95 akımına da mensupmuş gibi duran  A Srpski Film/ A Serbian Film’i hatırlattı. O filmde de porno film sektörü “film içinde film” mantığıyla ele alınıyordu mesela. Şiar olarak bakıldığında iki filmin de söylemeye çalıştığı şu aslında: Gerçekliğin tüm çıplaklığıyla sinema diline aktarılması için onu çeken sinemacının da tüm gerçekliklerinden taviz vermesi… İşte sinema bu!

Bu arada Cansu Baydar ismi eminim birçoğunuza yabancı gelmemiştir. Bahçeşehir Üniversitesi Sinema TV bölümünde okuduğu süreç içerisinde dört aylığına Berlin’e giden Baydar orada mültecilerle kısa film ve belgeseller çekti. Ve yönetmenliğinin yanı sıra senaryo yazma, reji asistanlığı, sosyal medya danışmanlığı gibi deneyimleri de olmuş.

Örneğin Ceylan Özçelik de sinema yazarıyken çektiği kısa metrajların ardından Kaygı ile uzun metraja ilk adımını atmıştı bu sene. Bu doğrultuda Baydar’ın da önümüzdeki birkaç seneye en az Dürüm kadar vurucu bir uzun metrajla karşımıza çıkacağı kanısındayım. O zaman lafı da çok uzatmayalım ve Dürüm’e geçelim:

*Dürüm, Cansu Baydar’ın dört sene önce Bahçeşehir Üniversitesi’nde Sinema-TV okurken 1.sınıftayken hazırladığı bir öğrenci projesidir.