29.03.2018

Kısa Film: Merkür

Bu hafta, çağdaş sanata ve “çağdaş sanatçılara” büyük goller atan bir kısa film var menüde

Genç yönetmenler Melis Balcı ve Ege Okal, ilk ortak çalışmaları olan Merkür’de sanat camiasına dair sağlam bir iç görü ortaya koyuyorlar. Her birimizin genç yaşta yapmak istediğimiz işe karşı beslediğimiz idealleri ve nihayetinde bu ideallerin yerini alan hayal kırıklıklarını çok güzel özetleyen bir çalışmaya imza atıyor ikili bu filmle. Bu yönüyle Merkür, izleyicinin gözünde sanat bağlamından ayrı da analiz edilebilen bir yapıma evriliyor.

Bir yemek masası etrafında geçen anlatı, sanat galerisinde asistanlık yapan genç bir kadını merkezine alıyor. Önce yanında çalıştığı kişi tarafından baskılandığını gördüğümüz ana karakter, kendini asistan olmaktan öte görmeyi reddeden “sanatçılar” grubunun içinde kayboluyor. Bu kayboluştan fikirlerini dile getirerek tutunmaya çalıştığı masada çok geçmeden bir kaos ortamı oluşuyor. Bu yaklaşık beş buçuk dakikalık kısada, sektörde kullanılan dilden tutun yenilen yemeğin türüne kadar eleştiri yağmuruna tutuluyor. 2016’da batmag.com’a verdikleri röportajda Balcı ve Okal, bu eleştirileri getirirken hem kendi deneyimlerinden hem de usta yönetmenlerin filmlerinden esinlendiklerini söylüyorlar. Luis Buñuel’in kült filmi “Burjuvazinin Gizemli Çekiciliği” ve Woody Allan’ın “Manhattan” filmleri diyalogların ilham kaynağı olan yapımlar.

Üstelik, filmi animasyon türünde yapmış olmaları, karakterlerin abartılı hallerini ve konuşma boyunca –doğalmış gibi yapsalar da- şekilden şekle girdikleri gerçeğini en iyi biçimde yansıtmalarını sağlıyor. Böylece, yaratılan kaotik ortam, her kafadan bir ses çıkması ve aralara giren “açıklayıcı” görüntüler daha bir etkileyici oluyor.