25.04.2018

Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikastı

Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford

“Jesse James, genç olanı, bir okul kızı kadar yumuşak ve masum bir yüze sahiptir. Çok berrak ve delici mavi gözler asla hareketsiz durmazlar. Beden yapısı, uzun, zarif ve muazzam bir dayanıklılık ve gayret kapasitesine sahiptir. Jesse kaygısız, korkusuz ve pervasızdır.”

Ron Hansen’in aynı isimli romanından uyarlanan ve yönetmen koltuğunda Andrew Dominik’in oturduğu, 2007 yapımı Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford, 2000 sonrası ortaya koyulan yapımların bir çoğunun önüne geçmiş ve yirmi birinci yüzyılın en iyi filmleri tarzı derleme yapan birçok sinemaseverin de listelerinde kendine yer bulmuş filmlerden birisi.

Jesse James’e bana göre kendi sinema kariyerinin zirvesini gören Brad Pitt hayat verirken, hikayenin asıl başkarakteri konumunda olan Robert Ford’u ise Casey Affleck canlandırıyor. Sam Rockwell, Paul Schneider ve Jeremy Renner ise bu devasa filme eşlik eden oyuncu kadrosunun diğer öne çıkan aktörleri.

“Robert Ford’du onun adı.\O aşağılık ufak bir korkaktı\ Ne hissettiğini merak ediyorum\Çünkü o Jesse’nin ekmeğini yedi\ Jesse’nin yatağına serildi\Ve zavallı Jesse’yi mezarına serdi.”

Bir dönem Batı dünyasının en hızlı silah çeken adamı olarak bilinen ve toplamda yirmiye yakın cinayet ve bir düzinenin üzerinde soyguna karışan Jesse James’in hayat öyküsünü katili üzerinden sinemaya yansıtmayı hedefleyen film, Jesse James’in bir halk kahramanı mı yoksa herhangi bir kanun kaçağının başı fazladan birkaç belaya bulaşan bir türü mü olduğu sorusundan çok, anlatımının tamamını karakter yaratımı ve psikolojik süreçlerle işlemeyi tercih ediyor. Hatta Jesse James’in dillere destan tren soygunlarıyla ilgilenmiyor bile.

Asıl çetenin dağılmasından sonraki süreçlerle, karakterlerin birbirleri arasındaki psikolojik geriliminin dozunu arttırarak ilerlemeyi tercih ediyor. Filmin süresini de (160 dk civarı) göz önüne aldığımızda oldukça cesur ve Hollywood tarzı sinemaya göre pek alışılmadık bir tercih olduğu aşikar.

Tanrısal bakış açısına bolca başvuran bir anlatıma sahip olan film, sürüp giden hikâyeye bir de bu bakış açısını yerine getirmek için anlatıcı rolü ekliyor. İşlenen tüm karakterlerin hırslarını ve Jesse James’e dair korkularını bu karakterlerin doğrudan kendileri üzerinden anlatan film, kendisiyle ilgili konuşmayı çok sevmeyen yegane karakter olarak görünen Jesse James’i anlatmak için bu anlatıcı rolünden yararlanıyor. Bu anlatıma biraz edebiyat, Brad Pitt’in donuk bakışlarını ve Jesse James isminin kendisinin yarattığı gizemi de eklediğimizde anlatıcının rolü ve önemi daha  da büyüyor.

Küçüklüğünden beri Jesse James’e dair öyküler okuyan, ona dair yazılan tüm gazete kupürlerini derleyen ve ona hayran biçimde büyüyen Robert Ford, Jesse James ile tanışma fırsatını on dokuz yaşındayken, James kardeşlerin meşhur çetelerinin, çetenin başındaki iki kardeş dışında tüm üyelerinin yakalanmasından sonra bulur. İki kardeş bir tren soygunu için o zamana kadar birlikte iş yapmadıkları yeni bir grup kurarlar ve bu gruptaki elemanlardan birisi, Robert’ın kardeşi Charley’dir. Bu soygunu ömrünün tamamını hayranlık duyarak geçirdiği adamla bir tanışma fırsatı olarak gören Robert, bu fırsatı değerlendirip soyguna karışmak için izin ister ve bu süreç onu korku ve korkaklık duygularıyla örülü bir cinayete kadar götürür.

Brad Pitt, Casey Affleck, Nick Cave

Yazının başında Brad Pitt‘in hakkını bana göre kariyerinin en iyi oyunculuğu diyerek vermiştim.  Jesse James karakterinin gizemini yansıtmadaki başarısı ciddi anlamda görülmeye değer. Fakat oyunculuk olarak filmin asıl öne çıkan oyuncusu ise Casey Affleck, geçen yıl Manchester by the Sea (2016) filmiyle En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını alan Casey Affleck, son dönemdeki oyunculuğunun en büyük belirtilerini gösteriyor diyebilirim.

Oynadığı karakterin ezikliği, hayran kalmışlığı fakat bir yandan da onu cinayet işlemeye götürecek kadar varan psikolojik gerilimini yansıtmada Casey Affleck isminden daha iyi bir isim olmazdı gibi. Şu oyunculuk dışında herhangi bir oyunculuk ya bunun altında kalırdı ya da bu halinden farklı olurdu ki bu farklılık bile şu performansı gördüğümüzde eksiklik yaratırdı.

Filmle ilgili dikkat çekmek istediğim son nokta ise filmin soundtrack kısmı. Nick Cave ve Warren Ellis tarafından müzikleri hazırlanan film, yer yer Jesse James için giren Song For Jesse isimli müzikle zaten kuvvetli olan anlatım gücünü çok daha yukarılara çekiyor diyebiliriz. Soundtrack albümünün tamamını şahane olduğunu Song For Jesse’nin ise giriş anıyla beraber insanı yakalayan ayrı bir büyüsünün olduğunu belirtmekte yarar var.

Filmin sonlarına doğru bir sahnede Nick Cave’in de belirip, Jesse James ile ilgili bir şarkı seslendirmesi ise, bir Nick Cave hayranı olarak filmin içinden kendime hediye olarak aldığım anlardan birisi oldu.