28.03.2020

Kraliçe Lear: Bir Pelin Esmer Belgeseli

Batuhan M. Erdoğan

Pelin Esmer imzalı, prömiyerini 2019 Saraybosna Film Festivali belgesel kategorisinde yapan Kraliçe Lear, sanatın ve sanatçının organik mücadelesini konu ediniyor. Kendini kanıtlamış Arslanköy Tiyatro Grubu, Kraliçe Lear sayesinde Toros dağlarından dünyaya uzanan bir isyan bayrağını dalgalandırıyor.

Oyun

Pelin Esmer’in 2005 yılında çektiği “Oyun” adlı belgesel Kraliçe Lear’ın temellerini oluşturuyor. Birçok ödül alan Oyun belgeseli, Arslanköylü, hayatı çalışmakla geçen kadınların bir tiyatro topluluğu kurup “Kadının Feryadı” isimli oyunu yazıp sahnelemelerini anlatan bir belgesel. Hayatın üzerlerindeki yükünü hafifletmeye çalışan, her biri farklı nedenlerle bir araya gelen dokuz kadının hikâyesi. Pelin Esmer bu hikâyenin kötü bir zamanda kendisine umut verdiğini söylüyor. Bir gazetede gördüğü haber sonucu kamerasını kapıp bu dokuz kadını filme almak için yola koyulan yönetmen haftalar boyunca mücadeleye ortak olmuş.

Kraliçe Lear’a dönüşmek

Kraliçe Lear, Arslanköylü kadınların on dört yıl sonra bu sefer Shakespeare’in Kral Lear adlı eserini sahnelemek için suyun bile zor ulaştığı Toros dağlarındaki köylere olan yolculuklarını anlatıyor. Arslanköylü kadınlar, sahnelenmesi için Pelin Esmer’in seçtiği Kral Lear oyununu kendilerine göre yorumlamışlar. Bu sayede oyundaki birçok durumu halka daha kolay ulaşabilen bir hale getirmişler. Belgeseli izlerken Kral Lear’ın Kraliçe Lear’a dönüşmesine ve oradaki halkla doğal bir uyum sağlamasına tanık oluyoruz.

Arslanköylü kadınların, ücra ve bakımsız yollara rağmen dağ köylerine tiyatroyu götürmeleri ilham verici bir atmosfer yaratıyor. Köy köy gezip kendilerinden olan yerel halka cesaret veriyorlar. Arslanköylü kadınların yapabileceklerini keşfetmeleri bu yolla özgüvenlerini kazanmaları ve zorluklara rağmen motivasyonlarını kaybetmemeleri ortaya böyle umut verici bir hikâye çıkarmış.

Doğallığın, doğanın ve tekrarın etkisi

Kraliçe Lear, Yörüklerin özgür yaşamlarını ve Torosların eşsiz doğasını bizlere bütün doğallığıyla aktarıyor. Doğa çekimleri güçlü. Diyaloglar hayatın içinden ve yapaylıktan uzak. Bazısı okuma yazma bilmeyen insanların arasına karışan Kral Lear bile oraya ait. Yerelden evrensele ulaşabilen birçok alt metin mevcut. Arslanköylü kadınların özgürlüklerini yorumlamaları, hayat ve kader üzerine konuşmaları belgeseli bir yöre tanıtımı olmaktan uzaklaştıran etkenler.

Tiyatro yolculuğunun yanında karakterlerin hayatlarına odaklanmamız hikâyeyi detaylandırıyor. Müzik kullanımı da türünün başarılı örneklerinden. Bu yönleriyle belgeselin ilk yarısı oldukça güçlü başlıyor ve kendini izlettiriyor. Belgesel ilerledikçe, yolculukla paralel ilerleyen tiyatro oyununun sergilenmesi durumu tekrara düşmeye başlıyor. Köylerde aynı diyalogları ve duyguları tekrar görüyoruz. Bir süre sonra köyler bile karışıyor. Pelin Esmer’in “Oyun” adlı belgeselinde de benzer temaları işlemesi ister istemez daha farklı şeyler beklememize neden oluyor. Kraliçe Lear bu nedenle, güçlü yönlerini bilen ve bunlara çok fazla güvenen bir yapım oluveriyor.