25.08.2019

Küçük Beyaz Yalanlar Devam Ediyor: Bütün Dostlar Bir Arada

Yazarın Film Puanı: 10/7

Sinemada devam filmlerini çekmek bir önceki filmin hikâyesini devam ettirmek gibi kolay görünse de aslında hem yönetmen hem de oyuncular adına bir risk taşır. Üstelik devamı çekilecek film ile bir önceki arasında hatırı sayılır derecede sene farkı varsa. Özellikle oyuncuların yaşları düşünüldüğünde önceki film veya filmlerde büründükleri karakterlerin havasına tekrar girmeleri göründüğü gibi kolay değildir. Doğru ya. Onca geçen zaman içinde dünyada hemen her şey eskisinden çok daha hızlı bir şekilde değişmektedir. Doğal olarak oyuncular için de hiçbir şey eskisi gibi olmayabilir.

Bugün sizler için ele alacağımız film de işte tam bu özellikleri taşıyan bir yapım olarak vizyonda seyircisini bekliyor. Yönetmen Guillaume Canet‘nin 2010’da çektiği Küçük Beyaz Yalanlar (Les petits mouchoirs – Little White Lies) filminin üstünden tam tamına dokuz sene geçti ve bu uzun sürenin ardından serinin ikinci filmi olan Küçük Beyaz Yalanlar Devam Ediyor (Nous finirons ensemble – Little White Lies 2) geçtiğimiz hafta vizyondaki yerini aldı. İlk filmde yer alan François Cluzet, Marion Cotillard, Gilles Lellouche, Laurent Lafitte, Benoît Magimel, Pascale Arbillot, Valérie Bonneton gibi başroldeki isimler serinin ikinci filminde de yer alıyor ve biz sinemaseverlere iç ısıtan bir deneyim yaşatıyor. Bu girişin ardından hazırsanız film hakkındaki detaylara ve değerlendirmesine geçelim.

Oyuncu ve yönetmen Guillaume Canet’nin 2010’da çektiği serinin ilk filmindeki karakterlerin sekiz sene sonraki hayatını anlatan film; karakterlerimiz, Max’ın sürpriz doğum günü için bir araya gelmesi ve sonrasında yaşanan olayları ele almaktadır. Her şeyden uzaklaşmak için yazlık evine inzivaya çekilmek isteyen Max, doğum günü sürprizi olarak yıllardır görmediği eski arkadaşlarını karşısında bulunca işler karışır. Max, yanlışlıkla hapsolduğu bu komedi filminde zorlama bir mutluluk için çabalarken; davetsiz misafirlerinin ise başlarına gelmedik kalmayacaktır. Yıllar önce bıraktığı arkadaşlarının çocukları çoğalmış, öncelikler değişmiş, hayatlar farklılaşmıştır. Ancak kahkahaların dozu hala aynıdır. Peki ya artık küçük beyaz yalanları saklayacağınız bir yer yoksa eski dostluklardan geriye ne kalır? Ünlü oyuncu Guillaume Canet’nin senaryosunu yazıp yönettiği, Fransa’nın en büyük sinema yıldızlarını bir araya getiren film bittiğinde yüzlerde tatlı bir gülümseme bırakıyor.

Yıllar Sonra Yeniden

Birbirlerine sıkı sıkıya bağlı dostları bir araya getiren film, komedi ve dramın muhteşem uyumuyla iç ısıtan bir hikâyeyi anlatıyor. Geçen yıllar her şey olduğu gibi bu sıkı dostları da değiştirmiş ve oradan oraya sürükleyerek farklı hayatlara itmiştir. Kiminin küçücük çocukları büyümüş, kimi evlenip çocuk sahibi olmuş, kimi de eski eşinden ayrılıp hayatında başka biriyle beyaz bir sayfa açmıştır. Dışarıdan her şey değişmiş gibi görünse de aslında birbirine delicesine bağlı dostların ilerleyen yaşlarına rağmen bitmeyen enerjileri hiç değişmemiştir ve hepsi son buluşmalarında olduğu gibi deli doludur. Hayatın acımasızlığı karşısında türlü cefalar çeken Max de yalnız başına geçirmek istediği doğum gününü en yakın dostlarının sürprizi ile yalnız geçiremeyeceğini anlayınca filmin tüm akışı değişir ve seyirciyi kolayca içine çeken eğlenceli bir filmin ilk dakikaları başlar.

Geçen Yıllara Rağmen Gençleşen Ruhlar

Max’in arkadaşlarını ilk gördüğü ve sonraki anlardaki tepkisi hiç de misafirperver olmaması ve onları evinde ağırlamak istememesi ilk anlarda bir şeylerin ters gittiğini gösteriyor bizlere. Bunun üzerine Max’in evini satılığa çıkarması da film içinde bir merak unsuru oluştursa da Max’in en yakın dostlarını başka bir yerde ağırlaması ve ekibin sonrasında yaşadıkları çılgın günlerin coşkusu filmin ilk anlarındaki bu garip durumu unutturuyor. Tâ ki filmin son yarım saatlik dilimine kadar. Bu ana dek komedi türünde ilerleyen film, keskin denebilecek bir dönüşle dram türüne kayıyor ve Max’in hayatına dair bilinmeyenleri gün yüzüne çıkarıyor.

Artısıyla Eksisiyle

Filmin ilk dakikası ile başlayan komedi türü yönetmen ve tabiî ki oyuncuların başarılı performansı ile oldukça tutarlı bir şekilde işlenmeyi başarıyor. Bu denli kalabalık bir başrol kadrosunda karakterleri tanımak ve onlar hakkında bilgiler öğrenmek biraz zor gibi görünse de filmin iki saati geçen süresi ve senaryonu ile yönetmenin başarısı sayesinde hepsi hakkında en temel bilgilere sahip olup aradan geçen senelerde yaşadıklarını ve bu yaşanmışlıkların onları nasıl değiştirdiğini de kolaylıkla öğreniyoruz. Filmin ilk yarım saatlik dilimi içinde seyirci için birazcık topallayarak ilerleyen film, bu anın ardından karakterleri de tanımış olmanın verdiği avantajla kolay bir şekilde akıyor.

Komedi türü her ne kadar çoğunlukta olsa da filmin son yarım saatini etkisi altına alan dram türü de hayatın toz pembe olmadığını söyleyerek hepimizin hayatında yer alan engellerin bir yansımasını Max karakteri üzerinden vermeyi başarıyor. Fransa’nın en büyük sinema yıldızlarını bir araya getiren filmde oyuncular tüm hünerlerini konuşturarak rollerine son derece hakim bir biçimde karakterlerine bürünüyorlar. Filmin oyunculuklarında olduğu kadar müziklerinde de aynı coşkuyu duymak son derece tempolu bir film izlemeye olanak sağlıyor. Hayattaki en önemli şeyin sıkı dostluklar olduğunu bizlere aktaran filmde en vurucu an hiç yok ki şu cümleyi duyduğumuz an olarak kayıtlara geçiyor: Gerçek dostlar her anında yanında olan değil en gerektiği zamanda yanında olanlardır.