27.07.2016

Çizgi Ötesi: Küçük Denizkızı Ponyo

ponyo

“Çizgi Ötesi” için şu ana kadar kaç tane Miyazaki animesinin yazısını yazdım bilmiyorum ama her defasında yazdıklarımın az geldiğini hissediyorum. Sinema hakkında yazı yazmak çok kolay bir iş değilken, bazı yönetmenleri ve bazı filmleri yazmak ya da layığıyla yazmak çok daha zor. Hayao Miyazaki de böyle yönetmenlerden biri bence.

Onun yarattığı evrende karşı karşıya geldiğimiz güzellik de, kötülük de hayatımızda hep burnumuzun dibindeyken Miyazaki‘nin çizgilerinde daha anlamlı geliyor bize. Halbuki insanoğlunun yaşadığı dünyayı yok etmekte olan “kötü” bir tür olduğunu biliyoruz. Ya da yaşadığımız dünyayı sevginin düzelteceğine ve bunun da yaşayan her canlıdan geleceğine inanıyoruz. Ama bunları söze dökmektense Miyazaki’nin usta çizgilerinde yaşamak daha anlamlı oluveriyor bizim için. Zaten sinema bunu yapmaz mı? Barındırdığı anlam yoğunluğu ile duyguyu, düşünceyi bize geçirmez mi?

Miyazaki’nin 2008 tarihli “Gake no ue no Ponyo” animesi de aynı şeyi yapıyor işte. Bir yandan okyanusun kirliliğini ve bunun canlılara verdiği zararı görüp üzülüyoruz; ama öte yandan da Sosuke ve Ponyo gibi güzel canlarla tanışıp o içimizde boğulmak üzere olan umudu canlı tutuyoruz. Çünkü biliyoruz ki umut ve sevgi kardeştir.

Hayao Miyazaki, yine fantastik ve gerçek dünyayı iç içe geçiriyor. Bir yanda insanken, insanlığından vazgeçip denizde yaşamaya başlayan Fujimoto ve onun dünya tatlısı “denizkızı” kızı Ponyo’nun olağanüstü dünyasına konuk oluyoruz. Diğer tarafta babası bir denizci olduğu için pek evde olmayan, annesi ise bir bakım evinde çalışan, dünyanın en zeki ve en sevimli çocuklarından biri olan Sosuke’nin dünyasıyla karşı karşıya kalıyoruz.

ponyo

Deniz kenarında oynarken, bir cam kavanoza sıkışan Japon balığını kurtaran Sosuke, bu Japon balığına bir de güzel bir isim verir: Ponyo. Artık Ponyo onun arkadaşı olacaktır. Ama çok da kolay olmayacaktır bu arkadaşlık. Çünkü Ponyo, aslında bir denizkızı olmasına rağmen insana dönüşmek istemektedir. Oysa Ponyo’nun insanlardan nefret eden babası buna kesinlikle izin vermeyecektir. Ama Sosuke’ye kavuşmak için elinden geleni yapacaktır. Bunun bedeli de doğanın dengesinin bozulması olacaktır. Her şeyin yoluna girmesi ise Ponyo’nun dünyası ile Sosuke’nin dünyasının uyum içinde bir araya gelmesiyle mümkündür. Bunun için de Ponyo ile Sosuke’ye çok iş düşmektedir. Onları bir arada tutacak olan sevgi ve bağlılık, dünyalarının da uyum içinde kalmasını sağlayacaktır.

Dünya çapında birçok festivale katılan ve bu festivallerden ödülle dönen Küçük Denizkızı Ponyo, kesinlikle sıkılmayacağınız görsel bir şölen sunuyor size. Hem hüzünlü, hem eğlenceli, kötüyü gösteren ama insan kalbine yine de umudu eken bir yapım bu. Miyazaki çizgileri ve senaryosu ile müthiş bir uyum içinde olan filmin olmazsa olmaz müzikleri ise Studio Ghibli‘nin hemen her filminde katkısı bulunan Joe Hisaishi‘ye ait.

İzleyeceğiniz hiçbir Miyazaki animesinden pişmanlık duymazsınız. Ama bazıları vardır ki içinizde bir yerde varlığını sürdüren küçük çocuğu mutlu edip harekete geçirir. Zaten bu sayede umut da hiç bitmez. İşte Ponyo, tam da bunu yapabilecek bir anime.