23.05.2016

VİZYON DIŞI: Kynodontas

3-11 Ekim tarihleri arasında on dördüncü kez İstanbul’da süren FilmEkimi programında yer alan, Yorgos Lanthimos imzalı ve Cannes’dan Jüri Özel Ödülü ile dönen The Lobster; sinemaseverler tarafından merakla beklenen filmlerden biri. Yönetmenin bilinen ve sevilen filmlerinden Kynodontas (Köpek Dişi -2009) ise, bu hafta vizyon dışının konuğu.

Yeni Yunan Dalgası olarak adlandırılan akıma öncülük eden yönetmenlerden Yorgos Lanthimos’un aynı zamanda senaryosunu da kaleme aldığı film Kynodontas. Yönetmen, daha ilk sahneden bize normal bir evin görüntüsü ışığında farklı bir dünya yarattığını hissettirir. Açılış sahnesinde üç kardeşin dikkatle dinledikleri kasetten duyduklarımız ilk başta bize de anlamlı gelmez. Kasetten orta yaşlı bir kadının sesinden “deniz” kelimesinin “koltuk”, “tüfek” kelimesinin “güzel bir beyaz kuş” anlamına geldiğini duyduğumuz bir kayıt dinleriz. Bu garip tablonun ardından ilerleyen dakikalarda anladığımız “bilinçli” ve “evin reisi” konumundaki babanın çocuklarını bir şekilde ev içinde tuttuğu ve sürekli olarak dışarının tehlikeli bir yer olduğu vurgusunun çocuklara yapıldığı gerçeği ile karşılaşırız. Sağ ya da sol köpek dişlerinden biri düşürse “güvenli” araç araba ile evin dışına çıkabilecekleri öğretilmiş çocuklara. Çocuklarla birlikte kendi isteği gibi görünse bile aslında babanın baskısı ile evin içinde hapsolan anne karakterini de izliyoruz. Oynanan oyunların getirdiği rekabet duygusu, kazananın ödüllendirildiği ve kaybedenin ise cezalandırıldığı ev ortamında, baba tarafından kurulan katı ataerkil sistem gördüğümüz. Kızlarının isteğinin önemsenmediği, sadece oğlunun cinsel isteğinin düşünüldüğünün gösterilmesi, babanın kurduğu düzeni koruma isteğinin ispatı adeta. Oğlunun bu isteğini gerçekleştirirken eve dışardan gelebilen tek kişi olan Christina’nın büyük kız kardeş ile diyalog haline girmesiyle de filmin hikayesi ve ritmi biçim kazanıyor, Kynodontas’ta.

Bütün bu yukardaki gelişmeler yaşanırken kullanılan araç “dil”. Örneğin; “kalem” kelimesi herkesin bilincine farklı yansır, kimi kurşun kalemi düşünür, kimi ise tükenmez kalemi aklına getirir. Dil, bilinci şekillendiren yapı malzemelerinden biridir. Çocuk da çevresiyle olan ilk etkileşimini dil sayesinde gerçekleştirir. Dolayısıyla filmin ilk sahnesinden başlayarak gördüğümüz babanın, çocuklarının zihnine yaptığı müdahalelerde dilin gücünden yararlanılıyor. İçinde bulunduğumuz toplulukları veya toplumları yönetenleri düşündüğümüzde dilin ne denli güçlü bir silah olduğunu anlarız. Gündelik yaşamda konuştuğumuz dilin bile ne denli politik ve önemli olduğunu işlenen ‘nefret’ cinayetlerini araştırarak düşünebiliriz. Babanın sağlamaya çalıştığı otoritenin kaynağının bu olduğunu göstererek Yorgos Lanthimos, toplumsal hayata dair çok çarpıcı bir eleştiri de sunuyor. Yönetmen, filmin sonunda büyük kız kardeşin isyanını göstermesine rağmen ise filmden çıkaracağı sonucu izleyicinin kendisine bırakıyor.

The Lobster öncesi iyi bir alıştırma olacak olan Kynodontas, sizi çok rahatsız edecek bir film ama aynı zamanda da kulağınızı keskinleştirecek, ağzınızdan çıkacak kelimelere de daha dikkat etmenizi sağlayacak!