01.06.2017

Legion: Deliliğe Övgü

Legion: Deliliğe Övgü

Çizgi roman uyarlamalarının Hollywood‘u ve televizyonu esir aldığı 2010’lu yıllar yavaş yavaş sona ererken özellikle son 1-2 yılda umut ışığı etkisi yaratan birkaç yapım ortaya çıktı.

Hollywood gişe filmlerindeki klişe senaryoların çizgi roman uyarlamalarına, özellikle süper kahraman romanları, evrimi çok kolay gerçekleşti. Özel güçleri olan karakterlerin doğuşu (yapımların her zaman en dolu bölümü), zorlukların ardından yükselişi ve kötü adamla çarpışması… Marvel‘ın Avengers projesiyle birlikte hikâyeler katmanlaştı ve içerdiği bağlantılarla daha cezbedici ve uzun soluklu oldu ancak başlarda yenilikçi gelen mizahının kendini tekrarlaması ve süslenmesine rağmen farklı bir şey sunmayan senaryolarıyla çizgi roman uyarlamaları kendini kısa süre içinde tüketti. Bu tükenişin sonucunda çözüm yolu bulunmuşa benziyor. Dördüncü duvarı yıkarak izleyiciye temas eden Deadpool ve en karanlık süper kahraman filmi olmasının yanında bir western hikâyesi olan Logan gibi yapımlar uyarlamanın farklı türlerle bezenerek sunulmasının doğru çözüm olduğunu gösteriyor. Nihayet televizyonda da klişeleri reddeden Marvel uyarlaması karşımıza çıktı.

FX kanalında 2017 Şubat’ında yayınlanmaya başlayan ve 8 bölümlük ilk sezonuyla kısa sürede son yılların en çok konuşulan dizilerinden birine dönüşen Legion, X-Men evreninin nevi şahsına münhasır mutantlarından biri olan Legion’a odaklanıyor. Dizi klişeleri reddetmesinin dışında anlatım dili, kurgusu, renkleri ve müzikleriyle Marvel evrenine uzak bir kişiye bile kendini izletebilecek bir atmosfere sahip. Diziye değinmeye şuradan başlamak gerekir, kim bu Legion?

Omega Seviyesinde Mutant

Legion, Gabrielle Haller ve Charles Xavier‘ın çocukları, asıl adı David Haller olan bir mutant. Onu bu denli önemli kılansa omega seviyesinde bir mutant oluşu. “Omega seviye mutant”ı kısaca açıklamak gerekirse; sahip oldukları eşsiz güç sayesinde insanlık için tehlike oluşturan ve yok edilmeleri pek de kolay olmayan mutant sınıfı. Legion da bu sınıfın en özel üyelerinden. İlk olarak 1985’te çizgi romanda yer alan karakteri bu kadar güçlü kılan mutant olmasının yanında çocukken yaşadığı bir travmanın sonucu olarak kişilik bölünmesine de sahip olması.

Sahip olduğu her bir kişilikte farklı bir mutant özelliğine kavuşan kahramanımızın adı da buradan geliyor. “Çok, birden fazla” anlamına gelen Legion, David Haller’ı en iyi tanımlayan kelime olabilir. Dönüştüğü kişiliklerin kafasının içinde verdiği savaşta yıpranan David, mutant mı yoksa bir akıl hastası mı olduğunun ikilemine düşüyor. Bu da onu çok daha tehlikeli hale getiriyor. Dizi de tam olarak bu ikilemde başlıyor ve akıl hastanesinde yatan David Haller’la hikâyeye dahil oluyoruz.

Akıl hastanesinde açılan ilk bölümde kendini sorgulayan ve ilaçlarla beynini uyuşturarak iyileşmeye çalışan David, hastanede tanıştığı Syd ile birlikte aşkı da buluyor. Ancak kısa sürede öğreniyoruz ki David Haller’ın yeteneklerini keşfeden farklı cepheler harekete geçmiş bile. 1992 yapımı X-Men Animated Series‘te “Mutant Control Agency”Wolverine and the X-Men‘de “Mutant Response Division”, X-Men First Class‘ta “Division X” olarak karşımıza çıkan devlet destekli mutantlarla mücadele eden insan grubu Legion dizisinde de Divison 3 olarak geçiyor. Mutantları kontrol altına almaya çalışan Divison 3’den Syd’in yardımıyla kurtulan David, Dr. Melanie Bird ve ekibinin yardımıyla yeteneklerini keşfetmeye çalışıyor.

Shadow King

Legion, David’in zihniyle verdiği savaşı kişilik bölünmesinin yanı sıra bir villian etkisiyle açıklıyor. Tanımadığı babası Charles Xavier’in alt ettiği Shadow King, intikam duygusuyla profesörün oğlu küçük David’in benliğine Lenny ya da Sarı Gözlü Şeytan olarak yerleşiyor ve orada git gide güçleniyor. Yaşamı boyunca Shadow King, mental problemleri ve özel güçleriyle mücadele eden David’in kaotik düşünce yapısı dizinin atmosferiyle aktarılıyor.

Shadow King hakkında diziden bildiğimiz şeyler sınırlı olsa da çizgi romanlarda adı yer yer geçen bir karakter. İlk olarak Uncanny X-Men #117 çizgi romanında bahsedilen Shadow King, Amahl Farouk adında mısırlı bir mutant. Üstün telepatik güçlere sahip olan bu karakter güçlerini kullanarak bir suç lorduna dönüşüyor. Xavier’la yaşadığı fikir ayrılıkları sebebiyle çarpışan Amahl Farouk bedenen yok edilse de Shadow King olarak hüküm sürüyor ve tam bu noktada Legion’la bağlantısı kuruluyor. David’in ilk sezonda sahip olduğu gücün ne kadarı kendine ne kadarı Shadow King’e ait bilmek zor ancak dizinin villian seçme konusunda başarılı olduğu da yadsınamaz bir gerçek.

Marvel adı altında çıkan en iyi ürün

Daha ilk sezonu sona ermeden ikinci sezon onayı alan Legion’ı övebilecek birçok konu başlığı var. Fargo dizisinin yaratıcısı Noah Hawley, burada da kusursuza yakın bir sonuç elde etmiş. Özellikle Dan Stevens (David) ve Aubrey Plaza‘nın (Lenny) oyunculukları Emmy hak eden cinsten. Filmin Wes Anderson görselliğiyle David Lynch filmlerindeki tekinsiz karanlığın birleşmiş hali gibi duran atmosferi de izleyiciyi afallatıyor. Retrofuturism etkisiyle oluşturulan gelecek tasviri de oldukça başarılı. Jeff Russo önderliğindeki müzikleri ise dizinin akıldışı ruh haline son derece uygun. Süper kahramanların sahip oldukları özel güçlerin faydalarından çok onları nasıl olumsuz etkilediğini ve yaşadıkları dışlanmışlığı göstermesiyle de değerli.

Legion, tüm bu muhteşemliğinin yanında popüler kültüre pek çok gönderme yapmayı da ihmal etmiyor. Daha ilk bölümden birkaç örnek vermek gerekirse; baş karakterine verdiği Syd Barrett ismiyle Pink Floyd‘a (ki ilerleyen bölümlerde soundtrack’e de konuk oluyorlar), Clockwork adlı akıl hastanesinde giyilen turuncu kıyafetlerle Kubrick‘in Otomatik Portakal‘ına selam çakıyor.

“Ne çekelim?” sorusundan çok “Nasıl çekelim?” sorusuna odaklanan Legion, her bölüm ağzı açık bırakan eşsiz sahneleriyle deli işi bir dizi. İzlerken neyin gerçek neyin rüya olduğunu bilmek imkansız. Bölümün en kritik yerinde karakterlerden biri orkestra yönetirmişcesine Ravel‘in Bolero‘sunu çalmaya başlayabiliyor ya da hikâyenin villian’ı Feeling Good eşliğinde dans edebiliyor. Yazının başında bahsettiğim yenilikçi misyonunu da öteye taşıyıp izleyici için bir deneyime dönüşüyor.