07.05.2016

Louie

Amerikan komedi dizilerinin büyük çoğunluğu, altına gülme efekti yerleştirilmiş ezber senaryolardan ibaret. Daha doğrusu “ibaretti”. Amerikan toplumu bile bu ezberden sıkılmış olacak ki farklı tarzda işlerin sayısı git gide arttı. Başlarda gülme efekti olmayan sit-com’ları gördük, devamında da fast food komedi yerine daha özgün, durum komedisiyle ilerleyen yapımlar karşımıza çıktı. Louie de bu azınlığın azınlığı grubun en özel yerinde bulunuyor.

Amerika’nın (hatta dünyanın) en ünlü ve özgün komedyenlerinden Louis C.K.’in yazıp, yönettiği ve başrolünde oynadığı dizi adından da anlaşılacağı gibi Louis’i anlatıyor. Evet, dizi sadece bundan oluşuyor. Louie’nin günlük yaşamı, ilişkileri, babalığı ve Stand-up gösterilerinden parçaları görüyoruz her bölüm. Dizide başka kimsenin mühim bir etkisi yok, sanki Louis C.K.’in o hafta ne yaptığını gizli kameralarla gösteren bir belgesel izliyoruz. Bu yönüyle de diğer tüm komedi dizilerinden ayrılıp inanılmaz bir şeffaflık sunuyor izleyiciye. Dizinin belli bir düzende ilerleyen hikâyesinden bahsetmek mümkün olmadığı için, severlerine “neden seviyorsun?” diye sorulduğunda net bir cevap almak da pek mümkün değil. 40’lı yaşlarında bir adamın hayatını bu kadar izlenilebilir kılan da şüphesiz Louis C.K.’in karakteri ve zekâsı.

Louis C.K.’i diğer çoğu komedyenden ayıran en temel özelliği “cringe comedy” yapması. Cringe comedy; toplumsal normlar ve politik doğruculuktan uzak, hatta kimi zaman izleyiciyi rahatsız edecek derecede bu konulara çomak sokan ve dalga geçen komedi türü. Louie de bu türün belki de en önde gelen ismi. Çocuk pornosu, dinler, ırkçılık gibi toplumun hassas olduğu konularda sınırları zorlayan espriler Stand-up şovunun olmazsa olmazlarından. Dizide de bunun izlerine bol bol rastlamak mümkün. Konusu açıldığında sus pus olunan konuları gündelik hayatıyla öyle güzel harmanlıyor ki izleyeni rahatsız etmek bir yana bu konuları sorgulamasına neden oluyor.

Tüm bunların dışında Louie’nin sezonlar ilerledikçe değişen ruh hali ayrı bir konu başlığı. Şu ana kadar 5 sezonu yayınlanan dizinin ilk 3 sezonu dram soslu ama ağırlığın komedi olduğu bir yapımdı. 3. Sezonun ardından yaşayıp fikir biriktirmek için diziye iki sene ara veren Louis C.K., 4. Sezonla birlikte bambaşka bir şekilde döndü. Önceki sezonlarında da az biraz etkisi görülen iki çocuk sahibi bekâr bir babanın depresyonu dizinin temel konusu haline geldi. Bu evrim, bir komedi dizisi için çok cesur bir hamle olsa da ezberbozan mizahı gibi bunun da altından kalkmasını başardı.

Louie, yaşamının vasatlığını, en acınası hallerini dürüstçe sunuyor ve aslında herkesin sahip olup dillendirmediği sıkıntılarını kara komediyle süsleyip gösteriyor. Bir nevi “ağlayan palyaço” hikâyesi anlatıyor.