18.02.2017

Masum: Aile Her Şeyden Önce Gelir

Ülke Standartının Üzerinde Bir Yapım

Türkiye’nin ilk internet dizisi sloganıyla BluTV’de kısa sürede bir fenomen olan Masum finalini yaptı. Senaryo, yönetmenlik, oyunculuk, müzikler… Her bir ayağında çok önemli isimlerin bulunduğu dizi kusursuz bir iş değil ancak mevcut ülkenin dizi standartını göz önüne aldığımızda oldukça değerli bir iş. Bunda kısa soluklu, 8 bölümlük bir mini dizi olmasının da payı büyük.

Diziyi incelemeye girmeden önce şunu belirtmek isterim ki Masum aslında ülkenin ilk internet dizisi değil. 2016’nın Haziran ayında Facebook ve Youtube üzerinden reklamı yapılıp yayınlanan Sıfır Bir bu işin öncüsü. Ancak kadrosunda tanınan isimler barındırmadığı ve arkasında BluTV gibi bir güç olmadığı için oldukça başarılı bir iş olmasına rağmen Masum’un tanıtımları sırasında Sıfır Bir göz ardı edildi. Bu yazıda haklarını bir parantez açarak vermek istedim.

Berkun Oya‘nın Bayrak adlı tiyatro oyunundan uyarlanarak senaryosu oluşturulan dizinin yönetmenliğini son olarak Rüzgarda Salınan Nilüfer filmiyle ses getiren Seren Yüce yapıyor. Konusu ise kısaca şöyle; mesleğine 40 senesini vermiş eski bir komiser olan Cevdet’in emekli olduktan sonra ailesiyle şehir dışındaki evinde yaşamaya başlar. Bir gece oğullarının verdiği bir haberle tüm yaşamları alt üst olan aile bu sırrı kendilerine saklamayı seçer. Cevdet’in meslek yıllarından öğrencisi olarak gördüğü, çocuklarının arkadaşı ve hali hazırda bir polis memuru olan Yusuf ise bu sırrı ortaya çıkarmak adına çiftlik evini ziyaret eder.

*Yazının Bundan Sonraki Bölümü Spoiler İçerir

Yukarıdaki paragrafta kısa bir özet şeklinde verdiğim konu genel çatıyı oluştursa da Masum ana konunun yanında pek çok farklı yan hikayeler de barındırıyor. Polis Yusuf’un aile hayatındaki çalkantılar, eski karısı ve kızını sürekli denetlemesi ve düzensiz hayatı onun karakterinde ve dizi içinde verdiği kararlarda önemli bir rol oynuyor. Cevdet komiserin iki oğullarında da benzer bir durum söz konusu. Büyük oğulları Taner annesi tarafından hep pohpohlanan, kardeşi Tarık’a göre daha düzenli bir hayata sahip gibi gözüküyor. En büyük sıkıntısı ise eşi Rüya ile olan gelgitli ilişkileri. Tarık ise mutlu ve huzurlu bir yaşamı psikolojik sorunları sebebiyle bir türlü yaşayamayan bir karakter. Bu da doğal olarak Emel’le olan evlilik hayatına yansıyor.

Dizi BluTV’de haftada iki bölüm şeklinde yayınlandığı için izleyicide bir diziden çok dörtlemeden oluşan bir film serisi hissi uyandırdı. Yani en azından bende oluşan duygu bu yönde oldu. İlk 6 bölümde ağır ağır karakterleri tanımamızı ve meydana gelen olaylardaki haklı haksız tarafları belirlememizi istiyor Masum. Bunu da sıklıkla başvurduğu flashback’lerle sunuyor. Son 2 bölümde ise izleyicinin kafasında oluşturduğu tüm yargıları ve final tahimnlerini kırmaya çalışıyor. 8 bölüm boyunca geçmişe giderek tanık olduğumuz kısımlarda Tarık’ın Emel’le evlendiği günden ana hikayeye oluşturan geceye kadar ilerliyoruz. Şimdiki zamanda geçen parçalar ise malum gecedeki olayın tüm gizeminin aydınlatılmasını merkezine alıyor.

Yusuf’un Taner’in ölümüne baş sağlığı bahanesiyle Tarık aracılığıyla Cevdet komiserin evine ziyareti, Cevdet komiserin bu ziyaretin esas amacını öğrenişi, tüm ailenin Tarık’ın hastalığını saklama çabası, ölü sanılan Taner’in annesi Nermin’in yardımıyla kaçma çabası… Dizi sürekli birbirlerinin açığını kovalayan ve blöf yapan karakterlerin çarpışmalarıyla ilerliyor. Biz de o anda her şeyi dışardan bir gözle bu çarpışmalarda kazananın kim olacağını tahmin etmeye çalışıyoruz.

Hiç Kimse Masum Değil

Masum, yalnızca 8 bölümde barındırdığı tüm karakterlerle empati kurup aynı zamanda onlara taraf olmamızı başarıyor. Aslında hiç kimsenin Masum olmadığını söylüyor. Yıkılan evliliğinden ve geçmişinden kaçamayıp eski karısının hayatına müdahale eden Yusuf, çocuklarının hayatı ve kendi itibarı için sırlar saklayan Cevdet, oğlu Taner için suç ortağı bile olmayı göze alan anne Nermin, temelde en masum karakter olmasına rağmen psikolojik sorunları nedeniyle potansiyel bir canavar olan Tarık, Tarık’ın sorunlarını öğrendikten sonra kaçışı başka bir ilişkide arayan Emel, yaptığı bir hatayı düzeltmeye çalışırken sonsuz bir karanlığa gömülen Taner ve evliliğini hiçe sayarcasına bağlı olduğu ilişkiden kopamayan Rüya…

Dizide karakterlerin eylemleri “aile her şeyden önce gelir” sloganını insana her saniye hatırlatıyor. Yusuf’un içinde bulunduğu dosyaya rağmen aklının hep kızında olması, Cevdet ve oğullarının kendileri ve aileleri için işledikleri günahların sırlarıyla yaşamayı seçmeleri gibi pek çok örnekte bunu görüyoruz.

Diziye getirebileceğim en büyük eleştiri, finalinde izleyiciyi şaşırtmaya çalışırken ana konudan sapması olabilir. Masum, tam tüm sırların açığa çıktığı sırada düğümü çözmek yerine izleyiciye aslında bakmanız gereken yer başkası demeyi seçiyor. Bunda başarısız oluyor demek haksızlık olur ancak dizinin ilk 6 bölüme işaretler bırakılsa dahi ana konuya pek bir katkısı olmayan Rüya ve Selahattin komiserin ilişkisiyle noktalanması 2. sezona bir açık kapı bırakma hamlesi gibi duruyor. Bu hamle sindire sindire tanık olduğumuz Tarık ve yaşadıklarının başrolden çekilmesini neden oluyor. Ortadan kaybolan Tarık’ın hayallerinde yaşayan tanrısı komutanın emriyle ailesini katledişi izlerken dehşet verici dursa da sakin kafayla düşününce tatmin edici bir final olmaktan uzak.

Usta İşi Oyunculuklar…

Senaryosundan biraz sıyrılmak gerekirse; Masum çok özel bir oyuncu kadrosuna sahip. Özellikle Haluk Bilginer (Cevdet) ve Okan Yalabık (Tarık) tüm bölümler boyunca oyunculuklarıyla diziyi taşıyan isimler. Son iki bölümde devreye giren ve adeta şov yapan Serkan Keskin‘i (Taner) ve çocuğu uğruna her şeyi yapabileceğini göstererek dizi boyu izleyiciyi tedirgin eden Nur Sürer‘i (Nermin) de unutmamak lazım. Oyunculuklar da diğerlerinin yanında sönük kalan tek isimse Ali Atay (Yusuf). Son işlerinde bir türlü üzerinden ve mimiklerinden Mecnun karakterini atamayan Ali Atay, Masum’da da tepkileriyle yer yer göze çok batıyor.

Bir tiyatro oyunundan uyarlanan başarılı senaryosu, Seren Yüce’nin yönetmenlik kalitesi, bölümlerinin kısa süresi, atmosferi, gerilimi, oyunculukları, jeneriğinde çalan Selda Bağcan’ın Katip Arzuhalim‘e yapılan Okan Kaya yorumu… Kısacası her bir öğesiyle Türkiye’deki dizi kalitesinin çok üzerinde bir iş Masum. Gördüğü ilgiyle internet yayıncılığının önünü açması dileğiyle…