11.05.2016

Modern Klasikler: L.A. Confidential

James Ellroy, 1990 yılında Los Angeles polis memurlarının -bol suç ve yalanlar üzerine karışık- “şeytani yüzler”ini ifşa ettiği bir roman yayınladı: L.A Confidential. “The Hand that Rocks the Cradle” ve “The Wild River” gibi gişe filmlerinden sonra hikâyeyi Curtis Hanson kendi vizyonuna göre yeniden ele alınca, ortaya kolay kolay eskimeyecek modern bir film-noir örneği çıkıvermiştir. Oldukça uzun bu hikaye için birçok revizyon ve mantıksal düzenlemeler yapıldığı söylenir. Film, daha sonraları “ikonik” bir zirveye ulaşacak, Los Angeleslı Hanson filmleri içerisinde bugüne dek akılda kalıcı tek film olarak yönetmenini geride bırakan “iş”lerden biri olmayı başarabilecektir.

Los Angeles Sırları, sadece bir şehre ait yalın bir hikâye olmaktan öte, sinematografik açıdan bütün bir çağı temsil eder, neredeyse oy birliği ile film-noir olarak kabul edilmesi de bu yüzden. Nitekim, karmaşık cinayetler, ortalığa yayılan cesetler, iyiliğin kayboluşu, kadın düşmanlığı gibi yüksek doz ihtiva eden unsurlar, bu türün temel dinamiklerine karşılık gelmektedir. Aynı başarı kurgusal mekana ve kostümlere de yansımıştır.

laconfidential

Filmlerdeki dedektifler, kategorik açıdan iki ana kısma ayrılmıştır hep: “aksiyon”lar ve “derin”ler. İlkinde daha refleksif ve proaktif bir bireyselci yapı hakimken, ikincisinde karakterin psikolojik yönleri ele alınır, diyaloglar ve ana karakterlerin düşünceleri üzerinde durulur. Belki de bu filmin en çarpıcı özelliği, bu iki türü birleştiriyor olmasıdır. Örneğin, Russell Crowe, oynadığı karakter ile yer altı dünyasında yaşayan, kanunu hiçe sayan (çoğu kez işe yaramadığı için), bir kanun koyucu, buna karşın kendine özgü ahlaki değerleri olan “dik polis” memuru iken, Guy Pearce daha idealist, hırslı, kendisini sokaklara adamış bir çaylak görüntüsü vermektedir.

Film, Russell Crowe için Hollywood endüstrisine sağlam bir ilk adımdır. Sandalyenin kırıldığı o meşhur sekansı unutabilmek bir hayli zor. Hikâye, Mickey Cohenis’in sorumlu olduğuna kanaat getirilen bir kafede toplu bir katliamın soruşturulması etrafında gelişir, çarşaf çarşaf açılan olay örgüsü ve karakter tahlilleri açısından “eşkıya yöntemleri”nin bolca kullanıldığı çok yönlü bir “köstebek” hikâyesine evrilir.

Filmdeki karakter isimlerini akılda tutmak bir hayli zor, bunun için bir not defteri ile beraber izlemek gerekiyor. Her şeye rağmen yetişkinler için bir peri masalı, Kim Basinger’ı son bir kez daha görmek adına büyük şans.