07.05.2016

Muhteşem Yüzyıl: Kösem

Muhteşem Yüzyıl‘ın Netflix’te yayınlanacağını öğrendiğimiz gün yayın hayatına başlayan “Muhteşem Yüzyıl: Kösem”, pek çok açıdan öncülünün izinden giden bir yapım. Hürrem Sultan-Kösem Sultan ‘hikâyelerinin’ paralelliği bir yana, iki dizinin çoğu müziğinin tamamen aynı oluşu bile size deja vu yaşatabilir. Fakat Kösem’de, kendine daha fazla güvenen bir ekibin işini izliyoruz. “Aslan, Kurt ve Kuzu” başlığına sahip ilk bölüm itibariyle, film uzunluğundaki Türk dizi sendromundan ister istemez muzdarip olsa da, çoğu sahnesi hakikaten hikâyeyi ileri taşımaya yönelik, lüzumsuz detaylarla pek de vakit harcamayan bir senaryo söz konusu. Üstelik TIMS beklendiği gibi kesenin ağzını açmış; efektler, sanat ve prodüksiyon tasarımı yerli yerinde.

Ekin Koç, Sultan 1. Ahmet rolü için fazla yaşlı da olsa, rolü sırtladığı söylenebilir. Geleceğin Kösem’i Anastasia’yı canlandıran Anastasia Tsilimpiou ise bir harika! Beren Saat rolü devralacağı zaman içimin buruk olacağını bile söyleyebilirim. Safiye Sultan’a gelince… Hülya Avşar‘ın bir sahne karizması olduğunu inkâr edemeyiz, performansı da ortalamanın üzerinde, ama bu rolde Sumru Yavrucuk veya muadili deneyimli bir tiyatrocuyu izlemeyi yeğlerdim. Onlarca karakterlik geniş bir kadrodan söz ettiğimiz için tek tek hepsini değerlendirmem mümkün olmasa da, Mehmet Kurtuluş’a bir parantez açmadan olmaz. Yer aldığı birkaç sahnede ekranı adeta ele geçiren Kurtuluş, nadiren rastlanılacak kalibrede bir oyuncu olduğunu tekrar kanıtlıyor.

Sonuç olarak “Muhteşem Yüzyıl: Kösem”, kırk beş dakikalık kompakt yabancı dizileri izlemeye alışmış kitleyi zorlayacak süresine rağmen şans verilmesi gereken bir yapım. Tabii gönül ister ki TIMS Yapım, Kösem’i ilk diziden ayıracak birtakım riskli hamleler yapmayı ve dizinin süresini biraz olsun kısaltmayı göze alsın.