04.07.2015

Müzik Kutusu: The Pianist, This Is England, Drive

The Pianist

The Pianist

2002 yılında Roman Polanski tarafından yönetilen ve büyük övgü toplayan The Pianist filminin müzikleri de kendisi kadar muhteşem. Ajitasyona girmeden, muhteşem bir anlatı ile dönemin portresini çizen ve piyanist Wladyslaw Szpilman’ın hikayesine odaklanan film, piyano severler için de harika bir soundtrack albümüne sahip. Chopin’in bestelerinin ağırlıklı olduğu ve Janusz Olejniczak’ın icra ettiği parçalar adeta bir konser niteliği taşımakta. Albümde küçük bir sürpriz olarak Szpilman’a ait gerçek bir kayıt da mevcut. Albümü dinlerken filmin sahnelerini gözünüzün önüne getirip hüzünlenebileceğiniz gibi, hafta sonu kahvaltısının üzerine gazetenizi okurken de bir yandan kulak verip, rahatlayabilleceksiniz. Tabii benim favorim, bu güzel havada, kulaklıkları takıp, imkan varsa çimlere uzanıp kendinizden geçme ihtimaliniz.

Harika bir parça ve sahne uyumu için şöyle buyrun:

Albümü dinlemek için ise şöyle buyrunuz:

————

england

This Is England

Shane Meadows’un bir çocuğun gözünden anlattığı (rivayete göre kendi çocukluğu) ırkçılık karşıtı film, sert bir meseleyi ele almasına rağmen, oluşturduğu karakterlerin dünyasından da dolayı oldukça eğlenceli. Başta Toots & The Maytals grubunun, Reggie tarzındaki, insan kıpır kıpır eden müzikleri olmak üzere, son derece eğlenceli ve filmin dinamiklerini yansıtan bir albüme sahip. 80’lere ait bir hikaye anlatan filmin slow parçaları bile harika olup, dönemin ruhunu yansıtmayı fazlasıyla başarmış. Filmin dışında albümü dinlediğinizde oldukça eğlenebilir, slow parçalar ile küçük molalar verebilirsiniz. Hatta kendinize aitmiş gibi takıldığınız bir mekanda bu albümün çalmasını sağlayıp güzel dostluklar edinebilirsiniz bile. Tecrübeyle sabit bu önermeden sonra geriye iyi eğlenceler dilemek kalıyor.

Muhteşem intro ve harika bir parça için şöyle buyrun:

Albümü dinlemek için ise şöyle alalım:

————

Drive

Drive

Çıktığı yıl büyük tartışmalara sebep olan Drive filmi, yavaş yavaş kült mertebesini zorluyor. Gerek atmosferi, gerek karakterleri ve gerekse 80’leri yansıtmayı başaran müzikleri ile sinemasvereler arasında bir fenomene dönüşmeye çok yakın. Tabii aynı tartışmalar ve özellikler soundtrack için de geçerli. Jenerikten başlamak üzere özenle seçilmiş, filmin ruhuna fazlasıyla katkı veren parçalar bulmak mümkün. Cliff Martinez’in yeteneğini kullandığı muazzam melodilerin yanı sıra Kavinsky’nin en az film kadar meşhur olan Nightcall parçası ve birkaç elektronik parça da albümün gücüne güç katmış durumda. Bir dönem eğlence mekanlarında bile epey tekrarlandığını bilmekteyiz. Yürürken, koşarken ve evde son ses komşuları rahatsız ederek de dinlenebilen albümü filmden etkilenip, araba kullanırken dinlemek de kaçınılmaz bir sonuç. Siz yine de sesi çok açmayın ne olur.

Şimdiden meşhur konumda olan sahne ve parça için şöyle buyrun:

Albümün tamamı için ise şöyle alalım: