31.08.2019

New York’ta Yağmurlu Bir Gün: Labirentin İçindeki Âşıklar

Yazarın Film Puanı: 10/7

Woody Allen… 60’lı yılların ortasıyla başlayan yönetmenlik kariyerini halen sürdürmekte olan sinemanın unutulmaz yönetmenlerinden biri olarak bugün dahi film üretmeye devam ediyor. İlerleyen yaşına rağmen işinin başında olmasıyla sinema sevgisinin kanlı canlı az sayıdaki örneklerinden olan Allen, yaklaşık iki sene süren suskunluğunu bozdu ve bizlerle yeni filmini buluşturdu. Son olarak başrollerinde Kate Winslet, Justin Timberlake, Jim Belushi ve Juno Temple‘ın yer aldığı 2017 yapımı Wonder Wheel (Dönme Dolap) filmi ile yönetmenlik koltuğunda oturan Allen, henüz vizyona girmiş yeni filminde de başrollerinde Timothée Chalamet, Elle Fanning ve Selena Gomez‘e şans tanıyor. Filmin oyuncuları arasında şarkıcı Selena Gomez’in yer alması biraz şaşırtsa da yönetmenin önceki filminde, yine bir şarkıcı olan Justin Timberlake’e rol vermesi bu durumu en azından bu film için biraz normalleştiriyor.

Filmin ana başrol ikilisi ise son yılların yükselen iki yıldızı olan Timothée Chalamet ve Elle Fanning. Call Me by Your Name (Beni Adınla Çağır) filmi ile yıldızı inanılmaz bir şekilde parlayan ve son olarak Beautiful Boy (Güzel Oğlum) filminde izlediğimiz Chalamet’ye The Neon Demon (Neon Şeytan) ve Mary Shelley filmleri ile rüştünü ispatlayan, son olarak da Teen Spirit filminde izlediğimiz Fanning’in eşlik ettiği bu romantik komedi seyircisine eğlenceli dakikalar geçirtmeyi başarıyor.

Bugün sizler için ele alacağımız New York’ta Yağmurlu Bir Gün (A Rainy Day in New York) filmi hafta sonu için planladıkları New York gezisi sırasında kötü hava şartları ve tuhaf olaylar sonucu yolları ayrılan Gatsby ve Ashleigh’nin hikâyesini anlatıyor. Üniversiteli âşıklar Gatsby (Timothée Chalamet) ve Ashleigh (Elle Fanning) New York’ta baş başa geçirecekleri romantik ve güneşli bir hafta sonu planlar. Ancak şehre ayak basmalarıyla birlikte güzel hava yerini sağanak yağışa bırakırken, kahramanlarımızın yolları bu devasa ve karmaşık şehirde ayrılır. Birbirinden tuhaf karşılaşmalar ve maceralar yaşayan Gatsby ve Ashleigh, bir yandan da yeniden yan yana gelebilmenin yollarını aramaktadır.

New York’a Hafta Sonu Kaçamağı

Birbirlerine sıkı sıkıya bağlı iki aşığın romantik komedi türündeki hikayesine odaklanan film, türden hoşlanmayan veya türe karşı yabancı bir sinemasever için dahi keyif dolu dakikalar yaşatıyor. Gatsby ve Ashleigh hayatları ve aşkları normal seyrinde ilerleyen iki genç âşıktır.

Önlerinde koskoca bir ömür olan bu ikilinin hayatlarını ise Ashleigh’nin okul gazetesi için New York’taki ünlü bir yönetmenle yapacağı röportaj değiştirecektir. İkilinin güzel ve güneşli bir hafta sonu umdukları New York maceraları Gatsby’nin pokerde kazandığı yüklü miktarda para ile daha da şatafatlı geçeek gibi görünür fakat işler her iki taraf için hiç de istenilen gibi gitmez.

Âşıkların Peşini Bırakmayan Absürtlükler

Geldikleri ilk günde başlayan yağmur ile soğuk ve gri bir New York’un içine düşen bu ikili için olaylar hiç istedikleri gibi gelişmez. Ashleigh’nin, son çektiği filmi bir türlü beğenmeyen ve sanatsal bir kriz yaşayan yönetmen ile röportajı önce yönetmenin son filmini beraber izledikleri bir randevuya daha sonra da sanatsal krizi daha da büyüyüp kayıplara karışan yönetmenin ardından onu arama çabasına ve bu süreçte sinemanın başarılı oyuncusu Francisco Vega ile tanışarak yaşadığı maceraya dönüşmesi hikâyenin koşturmacası bol tarafı olarak ilerliyor.

Diğer tarafta yer alan Gatsby’nin hikâyesi de sevgilisi tarafından ekilmiş olmanın verdiği eziklikle karışık aldatılma duygusuna dönüşür ve onun açısından da ilk kız arkadaşının kardeşi ile olan karşılaşmasıyla başlayıp bir türlü gitmek istemediği ama en sonunda sevgilisi olarak tanıttığı bir eskortla katıldığı annesinin kokteyline gitmeyle sonuçlanan bir sürece dönüşür.

Artısıyla Eksisiyle

Klasik bir aşk hikâyesi şeklinde başlayan fakat karakterlerin yollarının ayrılması ve maceraların absürt denebilecek şekilde ilerlemesiyle devam eden filmde romantik komedinin eğlendiren unsurları bariz şekilde hissediliyor. Filmin ilk anlarında beraber gördüğümüz ikilinin yönetmen tarafından adeta birer labirente atılıp gözleri bağlandığı filmde ilerleyen her dakika ile birbirlerine kavuşmaya çalışan ikilinin gittikçe birbirinden uzaklaşması da kurgusu başarılı bir şekilde ortada olan hikaye ile tamamen raydan çıkıyor ve film de bu dakikadan sonra bir video oyuna dönüşüyor adeta.

Filmin içinde karakter olarak yer alsalar da yaşadıkları ve tavırlarıyla adeta birer tipe dönüşen Gatsby ve Ashleigh ikilisi enerjik ve bir o kadar da güldüren performanslarıyla alkışı hak ediyor. Özellikle Ashleigh karakterine hayat veren Elle Fanning‘in mükemmele yakın bir iş çıkararak jest ve mimikleriyle her dakika kendine hayran bırakan bir performans ortaya koyuyor. Filmde Selena Gomez‘in yer aldığı dakika sayısı daha azdı ve dolayısıyla onun performansı adına net bir değerlendirme yapmak güç olacak fakat yer aldığı sahnelerdeki oyunculuğu biraz daha etkili olabilirdi. Film, süresinin de uzun olmamasından dolayı olayların hızlı ve akıcı şekilde ilerleyerek seyircisine çok fazla düşünme ve kafa yorma imkanı tanımıyor haliyle. Türünden de kaynaklı olmasından dolayı film içinde kullanılan müziklerin biraz daha hareketli olduğu ve olay örgüsünün neredeyse hiç durağanlaşmadığı film, mütevazı bir puanı hak eden eğlenceli bir romantik komedi olarak izlenebilir.