11.06.2018

O An: Breakfast at Tiffany’s

Çılgın ama çok hüzünlü

Breakfast at Tiffany’s, bizdeki adıyla Çılgınlar Kraliçesi, hoş vakit geçirten eğlenceli bir film gibi görünür ancak izleyen herkes o derin hüznü hisseder. Hüznü, korkuyu, kaçışı ve gidemeyişi…

Sinema tarihinin en ikonik kadınlarından olan Audrey Hepburn‘un yine sinema tarihine geçmiş en önemli figürlerinden biridir Holly Golightly. Uyarlandığı aynı adlı Truman Capote romanından daha neşeli, daha akıcıdır film ancak Hepburn’un zarifliğinde, inceliğinde hayat bulan Holly karakterinin yaşadığı korkuları tâ derinden hissederiz.

Filmde, izleyenlerin elbette çok sevdiği, filmdeki rolünü göz ardı edemeyeceği bir birey daha vardır, bir kedi birey. Adı olmayan, kendisine kedi diye seslenilen bir sarman kedi. Zaten kendisine kedi diye seslenildiği için adı çoktan Kedi olmuştur ya… Holly ona özel bir isim vermekten çekinir, ona isim verirse sanki onun sahibi olacağını düşünür, halbuki kimse kimseye sahip değildir ve buna hayvanlar da dahildir. Holly’nin bu savunusu elbette kendi kaçışıyla da alakalıdır. İlk önce kabullenemediği evliliğinden kaçışı sonra ise üst katına taşınan yakışıklı yazar Paul’den veya kendi isimlendirmesiyle Fred’in aşkından kaçışı…

Ülkeden bile kaçmaya çalışmıştır Holly ama bunu yapamayacağını biliriz biz. Kendisi de bilir ancak o kadar umutsuzdur ki sevgi, aşk konusunda. Umutsuzluğu aşkın pençesine düştüğündendir. Umutsuzluğu her ne kadar sevmiyorum, istemiyorum dese de çevresinde birilerini istemesinden, yalnız kalamamasındandır. İşte bu gerçeği reddetmek için Paul ile tartıştığı taksiyi durdurur ve kediyi canhıraş taksiden atar. Bağlanmayacağını ispatlamak istemektedir ama ne çare ki zaten o sevgiyle kediye de Paul’e de bağlıdır. Sadece bunun sandığı kadar kötü bir şey olmadığını anlaması, görmesi gerekmektedir. İşte tam o anda en hüzünlü sahnelerden biri yaşanır:

Bu hüzünlü sahnede bir kedinin insanı bu kadar etkilemesi, böylesi bir kareyi yönetmenin yakalaması nasıl da güzeldir. Tabii ki sonrasında izleyiciyi mutlu eden bir finale imza atılır. İşte tüm bunları gösteren o unutulmaz final: