03.10.2016

O AN: Eşkıya

eskiya

1996 yılında Yavuz Tuğrul’un çektiği Eşkıya filmi, yerli sinemanın tabiri caizse yaprak bile kımıldamayan bir döneminde çekilmiş ve adeta sektöre can suyu olmuştur. Sinema salonlarına uğramayan seyirciye bile ezber bozdurmuş, belki de birçok kişinin ilk kez sinema salonlarıyla tanışmasını sağlamıştı Eşkıya. Elbette başrolünde Şener Şen, Uğur Yücel gibi birçok başarılı ismi buluşturması da bunda etkili olmuştu. Lakin oldukça farklı kesimleri salonda buluşturan film, en genel anlamıyla intikam hikâyeleriyle örülmüştü. On bir yaşımda, sinema salonunda ilk izlediğim bu filmde, benim aklıma kazınan, etkisinden uzun bir süre çıkamadığım en çarpıcı anlar ise Uğur Yücel’in hayat verdiği Cumali karakterinin intikam aldığı sahne olmuştu. Emel (Yeşim Salkım) ile Sedat’ın  (Özkan Uğur) Cumali’nin canını acıtmalarının bir karşılığı olmalıydı elbet. Fakat bu karşılık filmde özdeşlik kurduğumuz her karakterin mahvına sebep olacak kadar yıkıcı bir domino etkisi yaratırsa…
Cumali, tüm hayatı boyunca yaşadığı yalnızlık, yokluk ve sevgisizliği mahallenin alımlı, hafif meşrep kadını Emel’e gönlünü kaptırarak telefi etmek istemiş, onun için her şeyi yapmayı göze almış, bir delikanlı. Ne var ki kaybedenlerin yaşadığı, İstanbul’un yüz çevrilen mahallelerinden birinde yaşayan insanlar, Cumali kadar saflığını koruyamamışlardır. Emel, hapishanedeki sevgilisini Cumali’ye abisi olarak tanıtır ve onu içeriden çıkarmak için gereken kefalet ücretini Cumali’den ister. Onun bu riyakârca yalanına Sedat da ortak olur. Ne de olsa hayatlarını idame ettirmek adına tüm değer yargılarından vazgeçmiş kurtlardır onlar. Buldukları kuzuya ellerinden geldiğince diş bilemekten çekinmezler. Cumali, sevdiğini mutlu edebilmek adına uyuşturucu kaçakçısı patronuna bile gözünü kırpmadan kazık atacak kadar büyük bir cesaret örneği gösterir. Sonunu düşünmeden, sorgulamadan, düpedüz düşünür. İşte böylesine bir fedakârlık karşısında gerçekleri öğrenmesi onu deliye çevirir tahmin edileceği üzere. Kendisini aldatan Sedat ile Emel’i bir otel odasında yatakta yakaladığında, yaptıkları karşısında seyirci olarak ondan yana olmamak neredeyse imkânsızdır. En azından sahnenin sonuna kadar. Zira sahnenin sonunda Cumali, intikam almasını fazlasıyla destekleyen seyirciyi bile şok eder. Yaşanılanlar karşısında en sakin tavır gösteren aynı zamanda da en çok üzülen Eşkıya (Şener Şen) olur sanırım. Hırsımızdan dişlerimizi sıktığımız, söylenen sözlerle bir nebze olsa rahatladığımız sonunda ise kanımızın donduğu bu sahne dâhil olmak üzere nicelerine imza atmış Eşkıya, hiç unutulur mu?