16.06.2020

O An: Get Out

Gülşah YİĞİT

“Tek bildiğim, bazen etrafta çok fazla beyaz insan olunca tedirgin oluyorum.”

Chris Washington

Kariyerine oyunculukla başlayan ve Key & Peele adlı skeç komedi programıyla yıldızı parlayan Jordan Peele, Get Out (2017) ile yazar ve yönetmen olarak da oldukça büyük bir başarı yakaladı. Oynadığı, yazdığı veya yapımcılığını üstlendiği tüm projelerde adı komediyle anılan, pek çok skeci viral olan, hatta yazdığı Sad Fitty Cent” adlı parodi şarkıyla Emmy’e aday gösterilen Peele’in ilk filmi Get Out’da psikolojik gerilim türünü tercih etmesi başlangıçta tabii ki bir ters köşe etkisi yarattı. Ancak Amerika’daki ırkçı dinamikleri, siyahi bir genç ve sevgilisinin beyaz liberal ailesi üzerinden yer yer gerilim dozu yüksek yer yer satirik bir üslupla ele alan film, hem gişede hem de Akademi’de beklenmedik bir başarı elde etti. Bu bağlamda komedi, gerilim ve hiciv unsurlarını bir arada kullanan Get Outun, korku sinemasında daha şimdiden kendine özgü bir yer edindiğini söylemek pek de yanlış olmayacaktır.

Ailene Siyahi Olduğumu Söyledin mi?

Oldukça yetenekli bir fotoğrafçı olan Chris, kız arkadaşı Rose’un ailesiyle tanışmak üzere çıkacakları yolculuk öncesi hazırlanırken fazlasıyla gergindir. Endişelerini kız arkadaşına da açar ve “Ailene siyahi olduğumu söyledin mi?” diye sorar. Babasının elinden gelse Obama’ya üçüncü kez oy vereceğini söyleyen Rose, ailesinin ırkçı olmadığı konusunda erkek arkadaşına garanti verir ve genç çift hafta sonlarını geçirmek üzere Armitage’ların kır evine doğru yola koyulurlar.

Chris ve Rose kır evine vardıkları andan itibaren ise filmin rahatsız edici dokusu kendini hissettirmeye başlar. Missy ve Dean Armitage çifti her ne kadar Chris’i oldukça sıcak ve sevecen karşılasalar da tavırlarında bir aşırılık ve tuhaflık sezilmektedir. Biraz önce kızı geldiği için kapıda çocuk gibi zıplayan sempatik baba Dean’in, Chris ve Rose’un yolda çarptığı geyik için, “Bence biri gitti sırada birkaç yüz bin daha var.” yorumunda bulunması hem Chris’in hem de izleyicinin bu aileye karşı kafasının karışmasına sebep olur. Filmde daha pek çok kez karşılaşacağımız geyik motifinin anlamı ve önemini ise daha sonraları kavrayacağız.

Bir Korku Filmi Stereotipi Olarak Hizmetçiler

Filmin gerilim atmosferinin Chris ve Rose’un kır evine gelmesiyle başladığından daha önce bahsetmiştik. Bu huzursuz ortamın baş göstermesindeki en önemli etkenlerden biri ise korku filmlerinin vazgeçilmez stereotiplerinden olan hizmetçiler. Karşılaştığı tek siyahi insanların evin hizmetçi kadrosunda yer alıyor olması Chris için zaten yeterince rahatsız edici bir durumken, bir de buna hizmetçilerin tuhaf ve robotik tavırları eklenince ortaya Chris’in şüphelerini kaşıyan bir tablo çıkar.

“Batık Yer”

Rose’un annesi Missy bir psikiyatr, babası Dean ise bir beyin cerrahıdır. Sigaraya oldukça karşı olan bu çift Chris’in sigara bağımlılığından da oldukça rahatsız olurlar. Missy, bir hipnoterapi uygulamasıyla insanlara kolaylıkla sigarayı bıraktırabildiğinden bahseder ve bu tedaviyi Chris’e de uygulamayı teklif eder. Chris bu tedaviyi geri çevirse de gizlice sigara içmeye çıktığı bir gece işler değişecektir. Sohbet bahanesiyle onu ofisine davet eden Missy, genç adama rızası olmadan hipnoterapi uygular ve elindeki çay fincanının kenarlarına vurduğu gümüş kaşığıyla genç adamı trans hale getirerek, onu batık yer” dediği bir çeşit yer altı dünyasına gönderir. Bu noktada Chris’in vücudu katatonik bir hale gelmiş, benliği bedeninin içinde adete bir gözlemci pozisyonunda, oldukça derinlere itilmiştir. Bundan sonra Chris için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Fincan, Gümüş Kaşık ve Pamuk

Hipnotik bir gerçeklikte sıkışmış olan Chris’in çaresiz bakışlarını içimizde hissettiğimiz bu çarpıcı sahne izleyiciye de adeta yoğun bir klostrofobik deneyim yaşatıyor. Bunun yanında filmin tamamını anlamlandırmak için de oldukça önemli bir sahne bu. Daha önce bahsettiğimiz üzere filmde sık sık karşımıza çıkan geyik motifinin, Chris’in annesini temsil eden bir metafor olduğunu bu seans sırasında öğreniyoruz.

Chris annesini bir araba kazasında kaybetmiştir. Annesi kendisine vurup kaçan arabanın ardından saatlerce yardım beklemiş ancak sonunda hayata veda etmiştir. Bu noktada, annesinin ölümünden dolayı kendini suçlayan Chris’in geyik kazasından neden bu denli etkilendiğini ve neden gidip hayvanın yaşayıp yaşamadığını kontrol ettiğini anlamaya başlıyoruz. Ayrıca odanın duvarında asılı bulunan geyik başı tahnitinin de bu sahneden itibaren açıkça anladığımız üzere siyahileri “avlayıp” bedenlerini saklayan bu aileyi temsil ettiğini söyleyebiliriz.

Sahnede hipnoz uygulamasında sıklıkla kullanıldığını gördüğümüz saat, zincir gibi materyaller yerine çay fincanı ve gümüş kaşık tercih edilmesi de bir başka önemli detay olarak karşımıza çıkıyor. Öncelikle Chris’in hipnozunu tetiklemek için fincanın kenarlarına çarpan kaşık sesinin kullanılması, Amerika’daki kölelik dönemine dair sembolik bir anlam taşımaktadır. Bu dönemde köle sahibi ev hanımları, kölelerini yanlarına çağırmak istediklerinde bunu ellerindeki fincanlara kaşıkla vurarak yaparlarmış. Bu çerçeveden bakıldığında Missy’nin, üç yüzyıl öncesinin köle sahibelerinin, modern bir yansıması olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Ayrıca gümüş kaşık alegorik anlamda “ayrıcalığı” da ifade etmektedir.

Bizim dilimizde de bulunan “Ağzında gümüş kaşıkla doğmuş.” ifadesinde olduğu gibi ayrıcalığın nesilden nesle aktarıldığı, zengin ve “beyaz” olanın bu ayrıcalıklarını her şeye rağmen koruyabildiğini vurgulamaktadır. Filmde de insanları gümüş kaşıkla hipnoz edip onlardan faydalanmalarına rağmen bir türlü yakalanmayan, imtiyazlarını kaybetmeyen Armitage ailesi için gümüş kaşık hem mecazen hem de gerçek anlamda bir “ayrıcalık” sağlıyor.

Son olarak pamuk metaforuna da değinelim. 19. yüzyılda pamuk Amerikan ekonomisi için oldukça önemli bir yere sahipti ve pamuk üretimini artırmak adına milyonlarca siyahi insan köleleştirilerek, çok ağır koşullarda pamuk işçisi olarak çalıştırılıyordu. Hipnoz sahnesinde koltuğu tırnaklarıyla kazımaya başlayan Chris’in, buradan çıkardığı pamuksa onun kurtuluşunda önemli bir rol oynuyor. Köle emeğine referansta bulunan pamuğun, filmin devamında Chris tarafından direniş ve kaçış için kullanması, burada köleliği ters yüz eden bir anlatım bulmamıza sebep oluyor.

Artık üzerine çokça konuştuğumuz bu etkileyici sahneyi izlemeye geçebiliriz: