05.06.2017

O AN: Kingsman The Secret Service

İletişimin Gazabından Tanrı Sizi Korusun

Matthew Vaughn, 2004 yılından bu yana polisiye, aksiyon, fantastik, bilim kurgu, macera, ajan türlerinde filmlere yönetmenlik yapmıştır. Özellikle yönetmenin 2010 yapımı Kick-Ass ve 2011 yapımı X-Men: First Class, türü sevenlerin listelerine giren filmler olmuştu. Ama kimse Vaugh’dan bir Kingsman: The Secret Service beklemiyordu yine de. Bu İngiliz ajan filmi son yıllarda çekilen en başarılı ajan-parodi filmi olarak türü sevenlerin zirvesine yerleşti. James Bond filmlerinin mükemmel bir parodisi olan bu film bir nevi öncüllerinin yeniden yorumlanmış versiyonu. Centilmen İngiliz ajanımızın salon erkeği çizgisinden kayarak Allah ne verdiyse eline geçirip kullandığı kilisede izlediğimiz sahne hem grafik şiddetin hem de estetiğin buluştuğu unutulmaz sahnelerden biridir. Evet, kesinlikle söylenebilir ki: Kingsman :The Secret Servise’deki kilise sahnesi bugüne kadar tür adına çekilen filmler içerisindeki en unutulmaz anlardan biridir. Şimdi dilerseniz bu sahneye biraz daha yakından bakalım…

Sahne kilisede rahibin verdiği vaazın görüntüsü ile başlar. İçerisini hınca hınç dolduran öfkeli dinleyici grubu dünyadaki yaşam tarzını eleştiren rahibi patlamaya hazır bomba misali dinliyordur. Bu sinirli kalabalığa çevrilen kamera az sonra topluluktan tamamen farklı olduğu her haliyle belli olan Galahad’a gelir. Vaazda söylenenleri diğerleri gibi onaylamadığından söylenilenleri büyük bir şaşkınlıkla dinler Galahad. Zira dünyadaki kötülüklerin Deccal tarafından değil bizzat insanlar tarafından yapıldığını düşünüyordur. Ayrıca dünyanın sonunu getirecek işaretlerin eşcinsellik, kürtaj, ateistlik vs. gibi şeylerden değil aç gözlülük, hırs ve iktidar düşkünlüğünden geleceğini bilir ajanımız. Zaten oturduğu yerden kalkmak istediğinde geri kafalı despot Katolik kadına verdiği cevap oldukça net bir cevaptır. Ne var ki Galahad’ın eyleme geçmeyi planladığı anlarda Valentine de büyük ütopyasını gerçekleştirme adına artık ilk aktif eylemini başlatmak için düğmeye basar. İşte bu anlardan sonra filmin izleyeceğiniz en kanlı ama en eğlenceli, en sert ama en estetik, en vahşi ama en centilmen sahnesi hayat bulur. Dünyanın sonunu getirmeye imza atacak kadar büyük işlerin adamı Valentine bile bu bol kanlı sahneyi izlememeyi tercih eder. Gerçi çok şey kaçırdığını yaşananları bilgisayarından büyük bir zevkle izleyen Gazelle söyleyecektir. Olanları bir diğer bilgisayar ekranından izleyen Lee’nin yaşadığı şoku da belirtmeden geçmemek lazım. Evet, Valentine’nin insanlara bedava yerleştirdiği sim kart ile onların en vahşi duygularını ayağa kaldırarak birbirlerini katletme fikrini ilk uyguladığı an başarı ile sonuçlanır. Ama tek bir kişi bu katliamdan sağ kurtulur. O da içerideki çoğu kişiyi kendini korumak adına öldüren Galahad’dır. Yalnız şunu da belirtmek gerekir ki modern hayatın getirilerinden şikâyetçi olan o kadar dindarın iletişim Deccal‘ına teslim olmaları bu insanların zavallılığının en büyük örneğin olur. Bir de hepsinin sonunun kendilerine, göre kâfir insanların yaşayacağı son gibi olması sanırım. Zira günah işleyenlerin gözlerinin oyulacağını, cehennemde yanacağını vs söylerken diğer dünyaya gitmeye gerek kalmadan tam da şu anda bunları kendilerinin yaşaması çok büyük ironi oluşturur. Vaazı verene saplanan mızrak tüm sahnenin sonunu getirir. Galahad çevresine bakarken biz de yaşanılan kıyımın vahametine göz gezdiririz.