01.06.2017

O AN: La Piel Que Habito

 

Yaratanı Sevme Yarattığından Ötürü

İspanya doğumlu ayrıksı yönetmen Pedro Almodovar, bugüne kadar çektiği hemen hemen her filminde cinsiyet meselesine kafa yormuştur. Özellikle Todo Sobre Mi Madre, La Mala Educacion ve La Piel Que Habito cinsiyet meselesine bakış açıları ile yönetmenin filmografisinde birer başyapıttırlar. Ki “La Piel Que Habito’’ sadece bu meseleleri gündemine almakla kalmaz homofobik bakış açısına da korku dolu dakikalar yaşatır. Film insanoğlunun erkek ya da kadın yaratılma ve o şekilde yaşama mantığını alt üst eder. Eldeki erkeklik malzemesiyle bir kadın yaratan Doktor Robert Ledgard çağımızın Doktor Frankenstein’i oluyor adeta. Fakat bu kez Doktor Frankenstein’inki gibi bir yaratık değil güzeller güzeli bir kadın çıkıyor ortaya. Ne var ki yeni ismiyle Vera bu durumu asla kabullenemez. Vera’nın yaratıcısına(Tanrısına) ilk karşı gelişi izlediğimiz sahne konuşulmayı fazlasıyla hak ediyor.
Sahne Vera’nın yaratıcısı tarafından yeni derisinin daha iyi iyileşebilmesi için ona verilen kıyafeti adeta bir ritüel havasında giymesiyle başlar. Aslında Vera bu kıyafeti giymeye başladığı andan itibaren düşmanına karşı ölümüne mücadeleye hazırlanan bir savaşçı olur. Üzerine giydiği kıyafet de kuşandığı zırhıdır. Ve zırhını giyerken son dokunuşu yapmak için düşmanından( Robert’dan) yardım ister. Son ve en önemli dokunuş Robert tarafından yapıldıktan sonra Vera (Vera’nın içinde hala yaşayan Vicente) bugüne kadar yaptığı pasif direnişten aktif direnişe geçer; Robert’i seri bir şekilde yaptığı birkaç hamle ile yere serer. Aynı anda da Alberto Iglesias’ın bestelediği müzik bu koşuşturmalı, adrenalinin yükseldiği sahnelere eşlik eder. Vera hızla odadan çıkıp kaçmaya çalışsa da Robert çok çabuk kendini toparlayarak çıkış kapısını otomatik olarak kilitler. Bu anlarda özellikle ilk olarak oda kapısı kilidine daha sonra ise dış kapı kilidine yakın çekim yapıldığı gözlerden kaçmaz. Kapının kilitlenmesi ile tekrar iktidarı ele geçiren Robert sakin ve emin adımlarla silahını eline alarak Vera’ya doğru ilerler. Vera da mutfaktan eline geçirdiği bıçakla çıkagelir. Robert tam da bir Tanrı edasıyla merdivenlerin yukarısında Vera ise aciz bir kul olarak en aşağıdadır. Kamera Robert’in bulunduğu konumdan Tanrısal bakış açısı ile Vera’yı bize gösterir. Ayrıca Vera yerdeki halının tam da kırmızı renkli bölgesinde durmaktadır. Bir bakıma yaratıcısına karşı gelmiş, günah işlemiştir. Bu nedenle alarm bölgesindedir. Ne var ki yaratılanın tanrısına boyun eğmeye niyeti yoktur; Vera, Robert’i kendini öldürmek ile tehdit eder. Robert’i öldürme girişiminde bulunmaz. Zira Robert’in elinde daha güçlü bir silah vardır şuan. Tek yapabileceği tıpkı ebeveynlerini ilgisiz kaldığı için üzmeye çalışan çocuklar gibi kendini öldürerek Robert’i cezalandırmaya kalkmaktır. Robert asla bu tehdide ihtimal vermeyerek Vera’ya doğru ilerlemeye başlarken Vera elindeki bıçağı gözünü bile kırpmadan boğazına geçirir. Etrafa sıçrayan kanlarla birlikte sahne son bulur. Bir nevi kendisiyle istediği gibi oynayan yaratıcısına en büyük cezayı verir. Vera’nın üzerindeki kıyafetin ve yüzündeki maskenin ona bir balerin havası kattığını, ayrıca hareketlerinin de bir dans gösterisini anımsattığını düşünebiliriz. Bu açıdan yola çıkıldığında sonunda yapılan intihar akıllara Kuğu Gölü Balesi’ni de getirmiyor değil.