01.06.2017

O AN: La vie d’Adéle

 

Aynadan Yansıyan Yabancı

Fransız çizgi roman yazarı Juile Maroh’un ‘’Le bleu est une couleur chaude’’ isimli çizgi romanı, Tunus asıllı Fransız yönetmen Abdellatif Kechiche tarafından 2013 yılında sinemaya ‘’La vie d’Adéle’’ ismiyle uyarlandı. Cannes Film Festivali’nde büyük ödülü kazanan film, Adéle’in büyüme hikâyesini anlatır aslında. Film, fazlasıyla uzun seks sahneleri, Adéle’i röntgenci gibi takip eden kamerası, oldukça uzun süresi, ödülü yönetmen ve iki oyuncunun birlikte paylaşmaları ve en önemlisi film ödül aldıktan sonra başrol oyuncularının Kechiche ile ilgili yaptıkları sansasyonel açıklamalarla sinema dünyasına deyim yerindeyse damgasını vurmuştur. Ülkemizde 12. Filmekimi’nde seyirciyle buluşan ‘’La vie d’Adéle’’ filmi denilince, neredeyse herkesin aklına Adéle ile Emma’nın sevişme sahnesi gelse de asıl unutulmaz anlardan biri yollarının ayrılmasının arifesindeki sahnedir.

Emma son zamanlarda Adéle’i ihmal etmeye başlamış, Adéle de uzun zamandır kendisine asılan iş arkadaşı ile yakınlaşmıştır. Yine iş arkadaşı ile takıldığı bir gece eve dönüşünde Emma’ya yakalanan Adéle için hayatının ikinci dönüm noktası yaşanır; birincisi Emma’nın hayatına girmesidir.

Sahne Adéle’in eve girmesiyle başlar. Karşısında Emma’yı görmeyi beklemeyen Adéle her zamanki masumiyeti ile ürperir. Lakin yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunu fark etse de anlamamış gibi davranır. Emma sorularını Adéle’e çok sakin bir şekilde yöneltir. Adéle de neredeyse fısıldayan bir ses tonu ile tüm sorulara asılsız cevaplar verir. Seyirci olarak Adéle’in doğru cevapları vermediğini biliriz ama ona da çok kızamayız. Çünkü Adéle’in kendini yalnız ve değersiz hissettiği zamanlara da şahit olmuşuzdur. Ne var ki sorgulama devam eder ve Emma çok kısa sürede Adéle’i çözer. Her zamanki gibi Adéle ağlayarak kendini ele verir zaten. İtirafı net bir şekilde duyan Emma yavaş yavaş çığırından çıkmaya başlar. Tüm bu konuşmalar olurken Emma’nın arkasında ayna vardır; böylece Adele, Emma’nın arkasından görüntüsü ve Emma’yı görürüz. Emma’nın kısa saçlı arkadan görüntüsü bir erkeğin arkadan görüntüsünü andırır. Böylece Kechiche, Adéle ile Emma ilişkisinin arasına giren erkeği de bir nevi sessiz bir şekilde yüzleşmeye dahil eder. İlginç olan şu ki: Adéle, Emma ile aynadan yansıyan görüntü olmak üzere iki kişinin karşısındadır. Zaten güçsüz ve savunmasız olan Adéle’in iyice kolu kanadı kırılır bu adaletsiz tartışmada. Adrenalin gittikçe yükselir. Ve buna uyumlu olarak kamera da hareketlenir, sahneler üst üste biner. Sonunda Emma, Adéle’in gitmesini ister. Bu isteği ağlayarak ve yalvararak geri çeviren Adéle’i, Emma tokatlamaya, hırpalamaya başlar. İyice güçsüzleşen ve umudunu kaybeden Adéle’i sonunda sürükleyerek de olsa kapı dışarı eder. Hatta o kadar hiddetli yapar ki bunu; kapı camının kırılma sesi kulaklarımızda çınlar. Adéle bir süre de kapının dışından devam eder ama nafile; Emma kafasında çok net bir şekilde bitirmiştir bu ilişkiyi. Kechiche bu anlarda seyirciyi evin içinde bırakır; böylece seyirci olarak bizler de Adéle’i suçluyormuş gibi oluruz. Çünkü bizi Adéle’in yanında değil Emma’nın yanında konumlandırır. Tabii Adéle’i yeterince anlayıp desteklemeyerek, yalnız bırakan Emma mı yoksa direnmek yerine zayıflık gösterip başkasının kollarına kendini atan Adéle mi daha suçlu bu tartışılır. La vie d’Adéle filmi sayesinde: Aldatma nedir? Aldatan mı yoksa aldatılan mı daha suçludur? Aldatılmak affedilebilir mi? sorularını tekrar tekrar sorarız. Sonuç olarak kafamızın içerisinde dolaşan sorular, yolda çaresizce ağlayarak yürüyen Adéle’in görüntüsü kalır geriye.