01.06.2017

O AN: Masumiyet

Kaderimse Çekerim…

Masumiyet, Yeşilçam sonrası ülke sinemasının üzerine serpilen ölü toprağını silkeleyen, yerli sinemaya olan umudu tazeleyen filmlerden biri olmuştur. Haluk Bilginer, Derya Alabora, Güven Kıraç gibi başarılı oyuncularıyla da bilinen filmi yönetmenin son filmi yakın zamanda vizyona girmişken hatırlayalım. Üç başkarakterin birlikte var olduğu, filmin en vurucu sahnelerinden biri dersem sanırım herkesin aklına gelmiştir hangi anlardan bahsedeceğim.

Sahne Bekir’in körkütük sarhoş bir şekilde otele gelmesi ile başlar. Zira Bekir, Uğur’un fahişelik yapmasına yıllar geçse de alışamamış, yine kendini rakının ve cigaralığın merhametine bırakmıştır. Bekir’in ayakta duramayan halini gören Yusuf hemen yardıma koşsa da Bekir’in küfür ve hakaretlerine hemencecik maruz kalır. Lakin Yusuf bunlardan alınıp, gücenecek değildir. Bekir abisini otel sahibinin de yardımıyla yukarı çıkarır. Yalnız daha yukarıya çıkmadan Demirkubuz kamerasını merdivenlerin yukarısına çıkarır; böylece daha o anlardan Bekir’e seyirci olarak baktığımız konumdan dolayı onu aşağılanmış, zavallı olarak görürüz. Yukarıya söylenerek çıkan Bekir, bunca yıldır hazmedemediği meselelerin acısıyla sık sık yaptığı gibi olay çıkarmaya kararlıdır. Uğur’un odasına yönelerek bağırmaya başlar. ‘’Nerdesin ulan orospu!’’ nidaları yükselir otelde. Bekir bağırırken bu kez de kamera öyle bir yerdedir ki Bekir kapıyı tekmeleyip, küfür ettikçe aslında seyirci olarak bizlere yapıyormuş gibi hissederiz. Neyse ki bizim için oldukça zorlu bu anlar çok uzun sürmez; kamera Bekir’in arkasına geçer ve bu esnada Uğur kapıya çıkar. Bekir’in yeri göğü ayağa kaldıran haykırmalarına karşılık Uğur fazlasıyla sakindir. Zira Uğur bu yaşananların kat be kat fazlasını yaşamıştır yıllardır. Zaten Masumiyet filmindeki hikâyenin, başlangıcını anlatan Kader filmini izlemiş olan seyirci de bilmektedir bunu. Ne çok kavga etmiş, ne çok hakaret işitmiş, intihara kalkışmış, ayrılık yaşamışlardır onlar. Lakin Bekir bu kez susmamakta, direnmekte kararlıdır. ‘’Herkese verdin, bana da vereceksin’’ diye tutturur. Binlerce kez yaptığı bu teklifin geri çevrileceğini bile bile yine de ister. İşte bu anlarda tansiyon iyice yükselir. Şayet artık Uğur da kopmuş o da bağırmaya isyan etmeye başlamıştır. Kararlıdır Uğur, asla ve asla Bekir ile birlikte olmayacaktır. Her ne kadar kara sevdaya tutulduğu hayatındaki tek aşkı Zagor için fahişelik yapıp, oradan oraya savrulsa da Bekir ile birlikte olmayacaktır. Sanmayın ki Bekir’den nefret ettiği için birlikte olmuyordur. Aslında Zagor’dan sonra hayatında en çok sevdiği birkaç kişiden biridir o. Lakin Bekir’i de bu pisliğine karıştırmamak için yıllarca reddetmiş, kovmuş, aşağılamıştır onu. Ama ne fayda. Uğur Zagor’un peşinden, Bekir de Uğur’un peşinden yıllarca sürüklenmiş sonunda bu kokuşmuş otel odasında aynı teraneleri yaşamaya devam ederken bulurlar kendilerini. Uğur, Bekir’in isyanından artık o kadar bunalmıştır ki odasına gidip silahını alarak Bekir’e doğrultur. Bu ana kadar olanları sadece izleyen Yusuf, önce Bekir’e sonra da Uğur’a engel olmaya çalışır. Zaten yapabileceği de sadece odur. Uğur yıllardır ona can yoldaşı, yol arkadaşlığı yapan adamı tabii ki öldüremez. Sonunda üçü de yerde yorgun düşmüş bir şekilde ağlarlar. Kamera odanın en köşesine çekilerek onların bu zavallı halini bizlere tüm çıplaklığı ile gösterir. Hayatın sillesini yemiş üç insan, üç tane asla kaderin onlara gülmeyeceği hayat.