12.08.2020

O An: Nocturnal Animals

Film, başarılı bir sanat galerisi sahibi olan Susan’a eski kocası Edward tarafından ona ithafen yazılan “Nocturnal Animals” kitabının gönderilmesiyle gelişen olayları konu alıyor. Susan, kitabı okudukça geçmiş ve şimdiki yaşadıklarıyla ilgili düşünmeye başlıyor. Sürekli flashbacklerle eski yaşadıklarını hatırlayan Susan, eski kocasıyla olan sallantılı ilişkisi ve karakteriyle ilgili yaşadığı karmaşanın farkına varmaya başlıyor.

Susan, hayatı boyunca ailesi gibi baskıcı, hislerinden çok mantıklarıyla hareket eden bir birey olmaktan korkmaktadır. Özellikle annesinin ona sürekli dayatmaya çalıştığı özelliklerden sıyrılmaya çalışır. Sadece gen özellikleri olarak ebeveynlerimizin kaşını, gözünü mü alırız yoksa onların kişilik özellikleri de bizlere miras kalır mı? Susan, farkında olmadan hayatı boyunca istemediği tek kişi olan annesine dönüştüğünü fark etmeye başlar.

Kendi kişiliğimiz oluşurken aslında her şeyin elimizde olduğunu ve hayatımıza yön verebileceğimizi düşünürüz. Aslında durum pek de öyle gözükmüyor; karakterimizin oluşumunda en etkili dönemimiz üç ve beş yaş arası, bu yaşlarda oluşan belirli kalıntıları hiçbir zaman değiştiremiyoruz. Böyle olunca da kendi kontrolümüzde olmadan kişiliğimiz belirli kalıplara girmiş oluyor. Suzan, ne kadar savaşsa da annesinin bir kopyası olmaktan ileriye gidemiyor. Daha fazla eğitimli, açık fikirli olsa bile onun davranışlarının farklı bir varyasyonunu yaşıyor.

Susan’a ithafen yazılan Nocturnal Animals kitabındaki hikayede Tony, tamamen güçsüz ve hiçbir şeye müdahale edemeyen bir karakter olarak görülüyor. Arabalarının önünü kesen gruba karşı hiçbir şekilde direniş gösteremeyen, onu tekrar aramaya geldiklerinde sadece saklanan Tony’nin eşini ve kızını götürülürken bir şey yapamaması aslında Edward’ın aynı şekilde Susan’ı nasıl kaybettiğinin bir göstergesi. Susan ayrılma eşiğine gelirken, Edward’ın hiçbir şey yapamaması; aynı şekilde Susan, Edward’ı artık sevmediğini söyleyip onun için tam alfa bir erkek modeli olan Hutton’ı hayatına katarken, Edward’ın hissettiği çaresizlik duygusuyla Tony’nin eşi ve kızını götürürlerken hissettiği çaresizliği bağdaştırabiliriz. Hikayedeki karakter Tony tamamen olanlara karşı tepkisiz ve eli kolu bağlı aynı şekilde Edward, olan bitene karşı sadece Susan’ın ona biçtiği rol olan “hassas” birey olarak bir köşede olanları izliyor. Susan, kürtaj yaptırırken bile Edward’ın konuyla en ufak bir fikri olmuyor. Edward’ı sadece arabanın önünde ağlarken görüyoruz. Susan’ın hassas olarak tanımladığı Edward aslında hassas demesinin ardında yatan gerçeği biliyor. Güçsüz, zayıf birey olarak görünür; o kadar acınası bir karakterdir ki üzülmesin diye sadece hassas olarak adlandırılır. Susan, Edward’ı evli oldukları dönemde kendin hakkında değil de biraz daha farklı konularda yazmalısın diyerek eleştiriyor. Edward, bir yazarın ne yazarsa yazsın kendi hakkında olacağından bahsediyor. Bütün ipuçları Edward’ın gönderdiği bu kitabın metaforik olarak ilişkilerini anlattığını açıklıyor.

Tony’nin ailesini öldüren kişilerden intikam almak için, adaletin yerini bulması için destek alabildiği tek kişi polis memuru Bobby. Sınırları olmayan bir adam olan Bobby, ileri derecede kanser hastası olduğu için kaybedecek bir şeyi yoktur. Tek isteği bu “zavallı” Tony için adaletin yerini bulmasına yardım etmektir. Tony’nin Ray ile yüzleştiği sahnede Alaycı ve kendine güvenen tavırlarıyla dikkat çeken Ray’e karşı Tony, duygusal bir patlama yaşar. İlk defa intikam hissini bu kadar derinden hissetmektedir. Tek isteği ailesini elinden alan bu adamın en azından neden böyle bir şey yaptığını sormaktır. Susan’ı onun elinden alan adam olan Hutton ile yapamadığı yüzleşmeyi Ray yoluyla yapmaya çalışmaktadır. Aynı zamanda bu kitabı yazarak, Susan’a kendi duygularını gösterip, Susan’ın hata yaptığını yüzüne çarparak bir nevi intikam almak istemektedir.