10.09.2018

O An: Ready Player One

Film içinde film

Film izlerken en sevdiğimiz şeylerden biri başka filmlere yapılan atıfları izlediğimiz filmin içinde görmek… Bazen bir bulmaca çözer gibi izleri takip ettiğimiz bile oluyor değil mi? Eminim ki cevabınız “evet”tir. Bir de izlediğimiz film, sinema sevgisi ile yoğrulmuşsa, kendinden önceki filmlerden beslendiğini de gizlemiyorsa, değmeyin sinemaseverlerin keyfine.

Steven Spielberg‘ün sinemalarımıza uğrayan Ready Player One filmi de yukarıda andığımız türden bir film. Yani sinema sevgisi ile yoğrulmuş ve apaçık bir şekilde içinde film(ler) barındıran bir film.

Ailesini küçük yaşta kaybeden Wade Watts (Tye Sheridan) adında bir gencin,  gerçek dünyanın sıkıntılarından kaçmak için zamanını The Oasis adlı bir oyun evreninde geçirmesini konu alan Ready Player One, dakikalar ilerledikçe çocukluğunu, gençliğini video oyunlarıyla geçiren büyük bir kitleyi kalbinden yakalamıştır eminiz. Ya sinema âşıklarını? Onlar için de filmde bin bir türlü numara var. Ancak bunlardan en büyüğü kanımca The Shining sahnesi.

Stanley Kubrick’in Stephen King’in aynı adlı romanından uyarladığı 1980 yapımı The Shining‘den birebir sahneleri Ready Player One‘da izlemek çok eğlenceli ve heyecan verici. Hele bir de Kubrick filminin hayranı iseniz, Overlook Oteli’nin koridorları size açıldığı zaman heyecanınızı gizleyemeyeceksinizdir, eminiz. Jack Nicholson’un canlandırdığı Jack Torrance karakterinin daktilosu, zıplayan top, ikiz kız çocukları, 237 numalarlı oda ve tabiî ki balo salonu… Hepsini yaklaşık dört dakikalık sahnede hep birden izleyebilir, Ready Player One içinde The Shining turu atabilirsiniz.

The Shining sahnesi