01.06.2017

O AN: Oldboy

Oldboy (2003)

Yeter ki Söyleme!

Güney Kore’nin ayrıksı yönetmenlerinden Chan-wook Park’ın 2003 yapımı Oldboy filmi bugüne kadar yapılan en etkili intikam filmlerinden biridir. Filmde Min-sik Choi tarafından canlandırılan Dae-Su karakterinin tek başına dev bir gösteri niteliğindeki performansının olduğu sahneyi izlemesi yürek ister.

İntikam hikâyesinin sonlarına gelinmiş, Pandora’nın Kutusu açılmış, tüm kötülükler etrafa yayılmıştır. Dae-Su yıkılmış, mahvolmuş, darmadağın olmuştur. Dizlerinin üzerine çöken Dae-Su’nun yüzü gözü kan içerisindedir. Önce Woo-jin Lee’ye olanları Mi-do’ya söylememesini, bütün suçun kendisinde olduğunu söyler. Daha sonra öfkesine hakim olamayarak Woo-jin Lee’yi tehdit eder. Fakat hemen akabinde kendine gelerek yalvarmaya devam eder. Bu yalvarma anlarında Dae-Su’nun ellerine özellikle dikkat etmek gerekir; kameranın da özellikle zom yaptığı eller Dae-Su’nun dilinden daha fazlasını söylerler. Dae-Su bunları yaparken de kamera sadece onu takip eder. Hatta kamera tatami (Yasujiru Ozu’nun kullandığı kamera açısıdır; kamera minderin üzerine konulur) konumundadır; böylece Dae-Su’nun bu anlarında onunla özdeşlik kurmamız istenir. Dae-Su’nun yaşadıkları o kadar ağırdır ki hiçbir seyirci bu anlarda onunla özdeşlik kurmak istemez. Ama Park’ın tam da yapmak istediği budur zaten; seyirci olarak bizleri görmek de duymak da istemediğimiz şeylere zorlar. Dae-Su o kadar çaresizdir ki; Lee’ye onun köpeği olabileceğini söyler. Arkasından da nasıl sadık bir köpek olacağını bizzat canlandırarak gösterir. Bu anlarda kamera ilk kez Lee’ye doğru uzanır. Lee’nin güldüğünü görürüz. Lakin bu gülüş mutluluğun sonucu gelen bir tepki değildir; acının sebep olduğu bir dışa vurumdur. Ufacık bir zaman atlaması ile Dae-Su’nun biraz ilerideki makasa yöneldiğini görürüz. Dae-Su makası alarak yaşanılan tüm acıların sebebi olan organını(dilini) makasla keserek iğdiş eder. Dae-Su’nun dilini kestiğini görmeyiz; kamera ellerini gösterir sadece. Ama görmememize rağmen o an ne yapıldığını bilmemiz ve sesler seyirciyi gerim gerim gerdirmeye yeter de artar bile. Dae-Su acısını yaşamak için bile kendine müsaade etmez. Telefonu kaptığı gibi Lee’nin ayaklarına kapanarak telefonu eline tutuşturur. Tek istediği Lee’nin Mi-do’nun önündeki kutuyu açtırmamasıdır. İntikamının sonuna gelen Lee, Dae-Su’nun hizasına çömelir. Telefon ederek kutunun açılmayacağını söyler. Böylece ilk defa Dae-Su ile acıda eşitlenirler; Lee kendi yaşadığı acının aynısını artık Dae-Su’nun da yaşadığına ikna olmuştur. Ve böylece Lee intikamını almıştır. Tüm bu zorlu anların yaşandığı ortamda havuzdan yansıyan yeşil ışık(sinemada tiksindirici, mide bulandırıcı anlamı vardır) yaşanılan olaylara uyum sağlar.