02.08.2018

Özgecan’ın Anısını Yaşatmak: Mavi

Mavi 

“Özgecan Aslan 11 Şubat 2015’te tecavüzcüsüne direnirken canice katledildi.”

Onun ölümü bu ve bunun gibi klişe haber cümlelerinde kalmayacak, o cümlelerin dışına taşarak bu toplumun en büyük ve onanmaz yaralarından biri haline gelecekti. Nitekim öyle de oldu; adına kitaplar yazdık, filmler çektik, kurtaramadığımız bir canın hiç olmazsa anısını yüceltmeye çalıştık. İşte genç yönetmenler Ömer Sevinç ve Ozan Yunus Engin de bu gaye ile yola çıkıp “Mavi” adını verdikleri bir kısa filme imza atmışlar.

Mavi’de Özge, Can ve Aslan isimlerini taşıyan üç kardeş vardır. İsimlerinin içine de bir “kızını para karşılığı ağaya satma” öyküsü yerleştirilmiştir. Aklımıza çok acı bir şekilde kazınan isimle/isimlerle yapılan bu oyun seyircisini ilk andan yakalıyor elbette. Yalnız, çocuk gelin hikayesi mi, kız çocukların okuması sorunsalı mı yoksa cahil köylü baba sorunu mu daha baskındır bu hikâyede, bilemiyoruz. Bana kalırsa hepsi olmaya çalışmış ama tam olarak hiçbiri olamamış dolayısıyla da havada asılı kalmış bir anlatı çıkarmış ortaya Sevinç ve Engin.

Teknik açıdan sarf etmiş oldukları çaba ve görsel yeterlilikleri hem bir takdiri hem de üstünde daha ince çalışılmış bir senaryoyu hak ediyor esasen. Özellikle filmin ilk dakikalarındaki iç mekan çekimleri, dar kapı aralarına oturtulmuş sahneler ümit vadediyor. Bunların dışında, anlatının en can alıcı noktasında devreye giren şarkı çok doğru ve etkileyici ama o da gelişen olaylarla beraber filmi kör göze parmak misali dramatize eden bir öge olmaktan ileri gidemiyor. Toplumumuzun en yaygın problemlerinden birini klişelere başvurmadan dile getirmeyi başaran filmler umarız bir gün yapılır.