13.11.2019

Parasite: Palyaçosuz Bir Komedi, Kötü Adamsız Bir Dram

Batuhan M. ERDOĞAN

Yönetmen, Bong Joon-ho kaliteli filmografisini, Güney Kore’ye ilk Altın Palmiyesini getirmeyi başaran Parasite ile güçlendirdi. Son filmleriyle Hollywood’a yaklaşsa da, yönetmen bu filmiyle biraz daha kendi tarzına ve Kore sinemasına geri dönmüş görünüyor ve daha önceki filmlerinde de değindiği sınıf farklarına yeni ve çarpıcı bir bakış atıyor. Gişe rekorları kıran Oscar adayı Parasite, yılın en iyi filmlerinden biri olarak gösteriliyor.

Filmin konusuna kısaca değinelim: Bodrumdan bozma bir evde yaşayan, nispeten yetenekli ama ciddi maddi sorunların ortasındaki bir aile olan Kim ailesinin fertleri, oldukça zengin ve nezih olan Park ailesinin yanında çeşitli kurnazlıklarla çalışmaya başlarlar. Fakat bir başka konakçı aile bu düzeni bozacak ve Kim ailesinin elde ettikleri konforu tehdit edecektir.

Filme daha detaylı bakmak gerekirse karakter inşası oldukça keskin. Kim ailesi yönetmenin işleyişinde, kötü bodrumvari bir yerde yaşayan, evleri sürekli tuvalet kokan ve bunun getirisi olarak çeşitli mekanikler geliştirmiş bir  parazittir. Fırsatçı, açgözlü, zenginlik hırsıyla hareket eden oldukça sert çizilmiş bir profildir bu.

Burada, Parasite ile benzerlikler taşıdığı iddia edilen Shoplifters filmindeki gibi bir fakirlik güzellemesi yapılmamış. Bu tercih, birçok yerde gerilimin dozunu artırmaya yardımcı olurken gördüklerimizi daha gerçekçi ve çarpıcı bir hale getiriyor. Ayrıca çeşitli metaforlar ve güzel detaylar filme dağıtılmış. Baba Kim ne yaparsa yapsın üzerinden atamadığı, evinin kokmasından ve yaşam tarzından kaynaklanan bir kokuya sahip. Yeni kıyafetler giymesine ve yıkanmasına rağmen ailenin tümüne yapışmış olan varoşun ve sınıf farkının kokusu bu. Bir başka detayı da Park ailesi evlerini, birkaç saatliğine Kim ailesine bıraktığında görüyoruz. Ailenin birçok şeyi kırıp döktüğünü ve yaşam şekilleri ilk fırsatta Park ailesinin steril yaşam alanına yayıldığını mesela… Buradan birçok çıkarım yapılabilir. Hemen sonrasında Park ailesinin zamansız gelişiyle tüm pisliklerin halının altına süpürülüyor. Yağmur yağması zengin ailemiz için güzel bir şey iken Kim ailesi için evi su basması ve tuvaletin taşması demek.

Filmde ayrıca sınıf içi mücadeleye göndermeler de mevcut. Evin bağırsağa benzeyen, Park ailesinin haberdar bile olmadığı sığınaklarında yaşayan eski hizmetçinin eşi ve parazit ailemiz arasında geçen hayati mücadele, zenginlik ve statü elde etmek için, tasvir edilen bu alt sınıfın neler yapabileceklerini gözler önüne seriyor. Ayrıca sığınakta yaşayan adamın baba Park’a duyduğu sevgi ve hayranlık, yerin altında kötü şartlarda yaşamaktan memnun oluşu, politik bir gönderme gibi duruyor. Bunlar olurken zengin taraf kendi içinde yüzeyselleşmiş bir görünüm çiziyor. Yer yer gerçeklikten kopup uçarı kaçan sahneleri ve filmin sürprizlerle dolu, sert finali ise Kore sinemasının tadını hissettiren nitelikte.

Yönetmen, sınıf farklarına ve mevcut ekonomik politikaların getirisi olan görünmeyen kast sistemine karşı eleştirisini oldukça akılcı ve izlemesi keyifli bir şekilde vermeyi başarmış. Ufak klişeler barındırsa da sağlam dayanakları olan senaryo öğeleri, estetik bir sinematografi ve filmin önüne geçmeyen fakat yer yer gerilimi artırmak için yardım alınan müzik kullanımı ile desteklenmiş. Basit formülleri, filmin geneline yedirdiği komedi unsurları ve ritmi çok iyi ayarlanmış gerilim sekanslarıyla Parasite oldukça başarılı bir film.