28.05.2017

Pek Yakında: Yeşilçam’a Saygı Duruşu

Günümüz komedileri arasında Cem Yılmaz filmlerinin her zaman ayrı bir duruşu ve önemi vardır. Recep İvedik ve Eyvah Eyvah gibi serilere kıyasla daha zeki bir mizah anlayışı içeren, sinema tarihinden önemli filmlere göndermeler yapan, sinematografiye ve sanat yönetimine ayrı bir özen gösteren, güçlü oyunculuklarıyla keyif aldıran, akılda kalıcı replikleriyle hafızalara kazınan komedi filmleridir bunlar. Diğer komedi oyuncularından bir farkı olarak Cem Yılmaz, sadece oynamayıp yönetmenlik yapmayı da becerebilen bir isim. Daha önceki Hokkabaz (2006) ve A.R.O.G (2008) filmlerini Ali Taner Baltacı ile birlikte yöneten Yılmaz üçüncü yönetmenliğine imza atsa da “Pek Yakında” tek başına yönettiği ilk film olma özelliğini taşıyor.

Aylardan beri merakla beklediğimiz Pek Yakında, Cem Yılmaz’ın sinemaya duyduğu sevgisinin güçlü bir tezahürü niteliğinde. Yavuz Turgul sinemasından Ertem Eğilmez filmlerine, 70’ler avantür filmlerinden blockbuster filmlere dair eğlenceli referanslar içerirken, yıldız sistemine, korsan dvd piyasasına, festival filmlerinin yapılış mantığına, basın mensuplarına ve Cihangir sosyetesine karşı zekice eleştiri oklarını yöneltmeyi de ihmal etmiyor. Bitmek üzere olan evliliğini film çekerek kurtarabileceğini düşünecek kadar saf ve sinema sevgisiyle dolu bir karakteri seyirciyle tanıştırırken, birbirinden keyifli nostaljik esprileriyle Yeşilçam’ın sıcak aile filmlerinin naif yapısına atıfta bulunuyor.

 

Film içinde film şeklinde ilerleyen konseptiyle Pek Yakında’nın haricinde “Şahikalar” adlı başka bir filme de imza atmış olan Cem Yılmaz, “iki film birden” temalı bu nostaljik göndermelerini Her Şey Çok Güzel Olacak (1998) ve A.R.O.G gibi filmlerden karakterlerle destekleyerek sinefilliğe vurgu yapıyor. Filmde mevcut oyuncu kadrosunun haricinde birçok ünlü ismin sürpriz olarak karşımıza çıkması da bu noktada anlam kazanıyor ve eğlenirken dikkat kesilmeyi beraberinde getiriyor. Fakat 130 dakikalık süre zarfında dram ve komedinin dengeli bir şekilde harmanlanamaması özellikle son yarım saate girerken tempo kaybına yol açıyor. Bu esnada Cengiz Bozkurt’un canlandırdığı kötü adam tiplemesinin rolünün artırılması ve hikaye içerisinde biraz fazla ciddiye alınması klişelere sebebiyet verirken Ayşen Gruda’nın canlandırdığı karakter de etkisiz kalıyor. Zafer’in (Cem Yılmaz) vicdanının sesi olarak karşımıza çıkan yan karakterin ise somut bir noktaya bağlanmamasındaki sıkıntıyı flashback eksikliğiyle açıklayabiliriz.

Sinematografisini ve sanat yönetimini rengarenk şekilde dizayn eden film, kalabalık oyuncu kadrosuyla da Wes Anderson filmlerinin izinden gidiyor. Anderson filmlerinin içinde barındırdığı sıcak, tatlı ve naif havayı hem görsel olarak hem de oyunculuklar nezdinde yakalamayı başaran filmde özellikle Zafer Algöz, Çağlar Çorumlu ve Zerrin Tekindor performanslarıyla adeta sivrilirken Cem Yılmaz, Tülin Özen, Ozan Güven ve Özkan Uğur da yeterli performanslarıyla göz dolduruyor. Böylelikle Cem Yılmaz, G.O.R.A (2004) ve Yahşi Batı (2009) gibi “daha çok komedi, daha çok izleyici” formüllü filmlerinden ziyade Her Şey Çok Güzel Olacak ve Hokkabaz’daki gibi esas beğenilen komedi – dram türündeki filmlerine yeni bir halka ekliyor.

Açılışta Eşkıya (1996) ve sonrasında Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni (1990) gibi filmlere saygı duruşunda bulunan keyifli sahnelerin popüler sinema izleyicisinde karşılığını bulduğunu görmek mutluluk verici olacaktır. Ucuz kaba komedilerin gişe rekorları kırdığı bir dönemde izleyiciyi sinema sevgisi ve kültürü aşılayarak güldürmeye çalışan “Pek Yakında”, özellikle Türk sinemasının 100. yılına denk gelmesiyle ayrı bir önem taşıyor ve kahkahalarınızı hak ediyor.