23.12.2019

Pera Sohbet: Elif Dağdeviren

Elif Dağdeviren İle Randevu İstanbul ve TÜRSAK Vakfı Üzerine

Sinema, televizyon, güzel sanatlar, basın, iş ve politika dünyasında tanınmış 215 üyenin katılımıyla 1991 yılında kurulmuş, kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşu olan TÜRSAK Vakfı‘nın (Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı) kısa süre önce gerçekleştirilen seçimlerinde başkanlığa seçilen sayın Elif Dağdeviren ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Film yapımcısı, hikaye anlatıcısı, girişimci ve stratejist Elif Dağdeviren ile yaptığımız röportajda vakfın şu sıralar gerçekleştirmiş olduğu 22. Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali ile TÜRSAK Vakfı‘nın ilerleyen süreçteki heyecan verici projelerini konuştuk.

Bu sene 22.’si gerçekleştirilecek Randevu İstanbul Film Festivali’nde sinemaseverleri nasıl bir program ve etkinlikler bekliyor?

Festival bu yıl, hem Rus hem de Türk Sineması’nı tüm yönleriyle temsil eden filmleri Rus Uzun Metraj Kurmaca, Rus Kısa Metraj, Ulusal Uzun Metraj, Ulusal Uzun Metraj Animasyon ve Ulusal Kısa Metraj bölümleriyle İstanbullu sinemaseverlerin karşısına çıkıyor. Bu yıldan itibaren yabancı ülke buluşmalarımızda çocuk filmlerine ve animasyonlara da ağırlık vereceğiz. Festival kapsamında film gösterimlerinin yanı sıra sinema sektörlerini bir araya getirecek Rus Sinema Sektörü Paneli ve Rus-Türk Sinema Sektörleri buluşması da Randevu İstanbul’un etkinlikleri arasında yer alıyor. Geçtiğimiz aylarda çıkan yeni sinema kanunundaki, yabancı yapımcıların Türkiye’de çekim yapmalarını teşvik edecek sistem ile ilgili bilgilendirme amaçlı “Film in Turkey” başlığı altındaki ilk buluşma niteliğindeki etkinliklerde Rus Yapımcılar Birliği’nden çok değerli isimler ağırlanacak.

Çeyrek asra yaklaşan bir festival olan Randevu İstanbul’un da diğer tüm festivallerde olduğu gibi karşılaştığı bazı zorluklar vardır. Tüm bu zorluklara rağmen sizleri her sene festivali gerçekleştirmeye iten sebepler neler?

Her şeyden önce Türkiye’de gelenekselleşerek devam eden kültür etkinlikleri ne yazık ki çok az. TÜRSAK, Türkiye’nin en eski sinema vakıflarından biri ve gerçekleştirdiği üç dört farklı festivaline de zorluklar ne olursa olsun sonuna kadar sahip çıkan bir vakıf. Bunu da 22 yıldır yaptığı Randevu İstanbul ile gösteriyor zaten.

Festivalleri Gerçekleştirmemizin Önündeki En Büyük Zorluk Ekonomik Koşullar

Tabii ki en büyük zorluk ekonomik koşullar çünkü normalde dünyada bu tip vakıflar bağışlarla veya düzenli gelir kaynaklarıyla, sponsorluklarla yürür. Ama bizde ne yazık ki bu oturmuş bir sistem değil. Ama yeni dönemde bunlara çözümler bulmayı hedefliyoruz. Neyse ki kurulduğu günden beri kendisine destek çıkan ve vakfı yaşatmaya çalışan bilinçli sponsorları, özverili çalışanları ve ne olursa olsun desteğini esirgemeyen T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı var. Dolayısıyla hem onların hem de DenizBank, Urart, Bahçeşehir Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Fono Film, 1000 Volt, Onedio.com, Cinemaximum gibi bazıları sürekli bazıları proje bazında destekçilerimiz, iş ortaklarımız var da festivalleri yapabiliyoruz. Tabii ki en büyük teşekkür de vakfın ekibine ve gönüllülerine.

 

Festivalin bu seneki konuk ülkesi Rusya. Tarihsel süreç içinde zaman zaman birbiriyle dostane ve çatışma üzerine ilişkiler kuran bu iki ülkenin Randevu İstanbul’da bir araya gelmesinin önemi nedir?

Rusya, dünya sineması için en önemli ülkelerden biri. Örneğin dünyanın ilk sinema okulu VGIK, Rusya’da yer alıyor ve Rusya dünya sinemasına çok önemli isimler, akımlar kazandırmış. Son dönemlerde de yeniden dünyada ciddi karşılık bulmaya başlamış bir sineması var. Bunun da kanıtı, bu sene yabancı filmler dalında Oscar’daki kısa listeye biri Rusya biri de Estonya yani eski Rusya Federasyonu’ndan iki film birden girdi.

Ortak Dili Sanatla Bulmak Mümkündür

Biz de Türkiye olarak Rusya ile dediğiniz gibi zaman zaman yakın ve zaman zaman çatışmalı ilişkiler yaşıyoruz politik olarak ama ilişkiler iyi de olsa gergin de olsa sanat hepsinin üstündedir ve ortak dili sanatla bulmak mümkün. Hem sinema değeri hem sinema sektörünün daha önce de gerçekleştirdiğimiz birkaç festivalde kurduğumuz iyi ilişkilerimiz, bizi bu sene Rusya’yı odak ülke yapmaya itti.

Daha evvel de Moskova Film Festivali’nde küratörlük yapıp bir Türk filmleri bölümü gerçekleştirmiştim. Ayrıca bir başka organizasyonumuz olan Cinema of Turkey ile VGIK ve İstanbul Üniversitesi iş birliğinde üniversitenin içinde bir Türk Sineması Haftası yaptık ve çok da başarılı oldu. Rusya’nın Türkiye’ye olan kültür sanat ilgisi de bazen görünür bazen görünmez bir şekilde ama her zaman süregeldi. Onun için de bu sene Rusya ile bir iş birliği yapmayı doğru bulduk.

Amacımız Sadece Film Göstermek Değil

TÜRSAK olarak yeniliklerimizden biri festival içerisindeki ülke buluşmaları. Sadece film gösterimleri değil, sektör buluşmalarını da genişleterek ortak iş birlikleri, ortak kültür politikaları üretmek gibi konuları da değerlendirmek olacak. Onun için de en yakınımız olanla başlamak istedik. Bu arada bu yenilik sadece festival sırasında bir kerelik bir buluşma olmayıp, 12 ay boyunca devam eden, takip edilen ve raporlanan ilişkiler ağı üretmek olacak. Yine bu açıdan da İstanbul Üniversitesi ile yapmış olduğumuz daha önceki çalışmalar, Rusya Akademisi ile yaptığımız çalışmalar da buna destek ve örnek olacak nitelikte.

Festivalin yıllar içinde geçirmiş olduğu gelişim önümüzdeki yıllarda nasıl devam edecek ve festivalin kapsamında farklılıklar olacak mı?

Festival gerçekten, adıyla müsemma olarak dünya çapında bir randevuya dönüşecek diye umut ediyoruz ve bunun için çalışacağız. Bu sene Rusya’nın sinema sektörünün önemli isimlerini ağırladık. Aslında planımız beş önemli yapımcıyı davet etmekti fakat anlattıklarımız oradakileri heyecanlandırdığı için daha kalabalık bir grupla geldiler. Bu tip festivallerin büyümesinde en önemli etkenlerden biri de başarılı organizasyonlardır. Daha sonraki senelerde bu davetli ülkelerin sadece davet ettiğimiz sektör çalışanlarının dışında da kendi paralarını ödeyip kendileri emek harcayarak bu festivale gelmeye başlarlarsa o zaman başarılı olmuşuz demektir.

Amacımız Festivali Bir Buluşma Merkezi Haline Getirmek

Önümüzdeki sene için çağırmayı düşündüğümüz ülkenin yapımcıları davet edilirken, şimdi burada olan Rus yapımcılara da haber vereceğiz. Eğer hedeflediğimiz doğrultuda bir iş birliği ve gelişme sağlayabilirsek, yani bu buluşmadan memnun kalındı ise tekrar gelmek isteyeceklerinden eminim. Böyle buluştura buluştura büyüteceğiz. İstanbul’un bu manada çok kısa bir sürede sektör için bir buluşma merkezi haline gelmesini hedefliyoruz. Ne zaman ki Randevu İstanbul olarak sektör çalışanlarının “gidilmeli” takvimine yerleşecek, o zaman başarılı olmuş olacağız. Elbette bizim sponsorluğumuzda değil, kendi bütçeleri ile! Tabii bu durumda sektör gelirken filmlerini de getirecekleri için gittikçe genişleyen ve daha orijinal bir film seçkisine dönüşecek. Film seçkilerinde de daha çok Türk ve Amerikan Sineması dışında film izlemek isteyen genç sinemaseverlere sesleniyor olacağız. Yetişkinlerin sinema tercihleri biraz oturmuş oluyor fakat gençlerinki tam anlamıyla oturmamış oluyor.

Yeni bir dönemin başladığı TÜRSAK Vakfı’nın başkanı olarak kısa ve uzun dönem hedefleriniz nelerdir?

Her şeyden önce vakfın günümüz koşullarına uygun, hem sektöre hem de sosyal duruşuna katkıda bulunacak bir kimlik kazanması için çalışacağız. Bir süredir sektörün ihtiyaçlarını belirlemek ve sosyal sorumluluk olarak daha etkili neler yapabiliriz diye çalışmalar yapıyoruz. Aslında yaklaşık bir sene kadar önce vakfın geçici başkanı olarak seçilmiştim. Ama şimdiye kadar bunun iletişimini yapmadık. Çünkü öncelikle vakfın nispeten zayıflamış imajını nasıl güçlendirebiliriz ve maddi durumunu nasıl düzeltebiliriz sorusuna konsantre olmak, sonrasında da yenilikleri hayata geçirmek üzere atacağımız adımları belirlemek gerekiyordu. Şimdi hemen hemen yol haritası hazır artık.

Vakfımızın Geleceğini Çok Parlak Görüyoruz

Üç ana konuya odaklandık. Bir tanesi yapım açısından sürdürülebilir kaynak. Bunun için her sene uluslararası bir kaynak zirvesi gerçekleştirmeyi planlıyoruz. İkincisi dijital dünyaya uyum. Bununla ilgili de planlarımız var. Örneğin Mimar Sinan Üniversitesi ve İstanbul Kalkınma Ajansı ile iş birliği içinde bir proje geliştiriyoruz. Üçüncüsü de sinema dünyasının ortak bir dil oluşturmasına ihtiyacı var. Bununla da ilgili çalışmalarımız olacak. Artık festival yapmak sadece film göstermekten ibaret olmamalı. Aynı zamanda arka planında, Randevu’da yaptığımız gibi sektöre ve kamuoyuna farklı bakış açıları da getirebilmeli. Halihazırda yaptığımız dört festivali (Randevu İstanbul, Denizbank İlk Senaryo ve İlk Film Yarışması, Geleceğin Sineması ve Çocuk Filmleri Festivali) de bu bağlamda tekrar gözden geçirdik ve bunlarda da gelişmeler yapacağız.

Vakıf Olarak Sosyal Sorumluluğa Gereken Değeri Vereceğiz

Vakıflar sosyal sorumluluk için vardır. Bizim sorumuz “Neden bir sinema vakfı aktif ve etkin olmalı” oldu. Bunun çok önemli iki nedeni var. Birincisi, sadece Türkiye’de değil dünyada da toplumlar rol modellerini kaybetmeye başlıyorlar. Rol modelleri en güçlü kılan da popüler kültür yani sinema ve televizyon. Bu konuda çalışmalar yapmamız lazım. Seyir dili, seyir alışkanlıkları veya üretim alışkanlıklarını nasıl pozitif etkileyebiliriz. İkincisi, hobisiz toplumlar sıkışıyorlar ve bir gün gelip patlıyorlar. Ne yazık ki bizler hobileri eksik bir toplumda yetişiyor, yaşıyoruz. Öte yandan sinemanın, televizyonun veya yeni gelişen ve benim mikro prodüksiyonlar dediğim YouTube gibi dijital dünya yapımlarının, platformların heyecanlı bir izleyici kitlesi var ve bunlar da bu sektörün içinde yer almak istiyorlar. Sadece hobi olmaktan öte meslek olarak da bakıyorlar ama ister meslek ister hobi olarak edinsinler, bu işi doğru yapmaları ve doğru yönlendirilmeleri gerekiyor. Bu konuda da çalışmalar yapılacak. Yani hobilerin sadece kavga dövüşten veya sadece spor odaklı olmaktan ileriye genişlemesi lazım. Sadece İstanbul’da değil, Anadolu çapında da buna yardımcı olmaya çalışacağız.