06.10.2021

Pera Sohbet: Ezgi Yalınalp

Herkesin Erişebileceği, Sınır Tanımayan Bir Festival!

9. Engelsiz Filmler Festivali Bu Yıl 11-17 Ekim Tarihleri Arasında Gerçekleşiyor

Festivalin Direktörü Ezgi Yalınalp İle Keyifli Bir Sohbet Gerçekleştirdik

Neden “Engelsiz Filmler”? Festivalin çıkış noktasına dair ve sanat mecrasında neleri temsil etmesinin istendiğine dair bizi bilgilendirebilir misiniz?

Festival’i tasarlarken çıkış noktamız görme, işitme, ortopedik engeli olanların da faydalanabileceği; gösterimleri, söyleşileri takip edebileceği bir film festivali yaratmaktı. Festival’in ilk kez gerçekleştiği 2013 yılına kadar hem sinemalarda hem de film festivali ve benzeri etkinliklerde yapılan gösterimlerde, yukarıda saydığım grupların katılımlarının önünde engeller vardı. Biz de bu Festival’deki filmlerin “engelsiz” olduğunu, festivalin herkesin bir arada film izleyebileceği bir etkinlik olduğunu belirtmek için festivale Engelsiz Filmler Festivali ismini verdik. Zaman zaman festivalin sadece engelliler için ya da engellilikle ilgili filmlerin gösterildiği bir etkinlik olarak anlaşıldığını duyuyoruz, isminden dolayı. Ama Festival’i takip edenler, Engelsiz Filmler Festivali’nin bir arada film izlemenin mümkün olduğu erişilebilir bir film festivali olduğunu görüyorlar. Sorunuzun da yanıtı bu aslında; EFF toplumsal hayat içinde bir arada bulunmanın, bir film festivalinin görme ve işitme engeli olanları da kapsamasının basit birkaç düzenleme ile mümkün olduğunu temsil ediyor diyebiliriz.

Festivalin formatı ve gösterim şartları hakkında bizi bilgilendirebilir misiniz?

Film gösterimlerinde isteyenler filmi sesli betimleme ile takip edebiliyorlar. Çevrim içi gösterimlerde oynatıcı dil tercihini değiştirerek, salonda yaptığımız fiziki gösterimlerde ise Festival stantlarından edindikleri kulaklıklar aracılığıyla. Yabancı dillerdeki filmler sesli betimleme ile takip edilirken elbette Türkçe dublaj da bu ses kanalında yer alıyor. İşitme güçlüğü yaşayan izleyiciler için ise tüm filmler ayrıntılı altyazı ile gösteriliyor. Festival mekanlarını belirlerken ortopedik engeli olan izleyicilerin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak tercihte bulunuyoruz. Gösterimler sonrası film ekipleri ile yapılan söyleşilerde bir işaret dili tercümanı bulunuyor, törenler canlı olarak betimleniyor. Web sayfası, sosyal medya paylaşımları gibi Festival’in iletişim kanallarında erişilebilirlik standartlarına uyuluyor.

Festivalde gösterilecek filmleri seçerken kriterleriniz ve öncelikleriniz neler?

Programı oluştururken farklı bölümler için farklı önceliklerimiz var. “Ulusal Uzun Film Yarışması”nda yer verdiğimiz filmler, çeşitli film festivallerinde gösterilmiş, ödüle değer bulunmuş yerli yapımların yer aldığı bir bölüm. Engelsiz Filmler Festivali’nde ilk kez erişilebilir olarak gösteriliyorlar, daha önce gösterildikleri mecralarda takip edemeyenler için programda yer veriyoruz.

“Çocuklar İçin”, çocukları da bu Festival’in bir parçası yapmak, film izleme ve etkinlik takip etme alışkanlığı kazandırmak, farklılıklarla küçük yaşta karşılaşmalarını sağlamak ve bir arada yaşama kültürünü aşılamak için ilk yıldan beri programda yer verdiğimiz bir bölüm.

Bu iki bölüm dışında film programının yapısı bu yıl tamamen değişti. Uluslararası bir kısa film yarışması programa dahil oldu. “Oditoryum” ve “Kaleydoskop” isminde bu yıldan sonra da programda kalıcı olacak iki bölüm eklendi ve bu yıla özgü “Absürt” isminde bir seçki hazırlandı. Bu bölümleri hazırlarken önceliğimiz ilgi çekici ve özgün bir program oluşturmak, başka mecralarda pek karşılaşma fırsatı bulunamayacak filmleri Engelsiz Filmler Festivali izleyicisine sunmaktı.

Gösterim için çeşitli film seçkileri oluşturulmuş. Bu seçkilerden biraz bahseder misiniz?

Hem ülkedeki hem de dünyadaki manzaradan ilham alarak bu yıla özgü “Absürt” isminde bir bölüm hazırladık. Hem yaşanan iklim anomalileri dolayısıyla çevre duyarlılığı tarihin en üst noktasında hem de ambalaj endüstrisi rekor üstüne rekor kırıyor örneğin. Bunun gibi, yan yana geldiğinde anlam verilemeyen pek çok şey var. “Absürt” seçkisinde tuhaf durumlara, anlamsız davranışlardan yola çıkan öykülere yer verdik. Guidio Hendrikx’in iletişim kurmadan, kamerasını sıradan insanlara doğrultup sonrasını tamamen karşısındakine bırakarak yaptığı kayıtları 10 yıl sonra kurguladığında ortaya çıkan “Bir Adam ve Bir Kamera” oldukça absürt anlar barındıran bir belgesel. Dünya prömiyerini Mayıs ayında CPH:DOX’ta yapan film Türkiye’de ilk kez gösterilecek. Bu bölümde 6 filmlik bir kısa film seçkisi de var. En önemli kısa film festivallerinden biri kabul edilen Clermont-Ferrand Kısa Film Festivali program koordinatörü Jean-Bernard Emery, arşivlerini tarayarak 2002-2020 yılları arasından Engelsiz Filmler Festivali izleyicileri için 6 kısa filmlik absürt bir seçki hazırladı. Ankara’da olanlar bu seçkiyi salonda, Ankara’da olmayan izleyicilerimiz ise çevrim içinde izleyebilirler.

“Oditoryum” bölümünde ses ve müziği perdeye yansıtan filmlere yer veriyoruz. Bu yıl bu başlıkta, Enrique Sánchez Lansch’ın; on yıl boyunca İngiliz müzisyen ve besteci Matthew Herbert’a eşlik ederek çektiği “Gürültü Senfonisi” ve Beth B’nin 70’lerde New York’un No Wave ikonu olan Lydia Lunch’a son turnesinde eşlik ederek çektiği “Lydia Lunch: Savaş Asla Bitmez” filmleri var. İki film de Türkiye’de ilk kez seyirci ile buluşacak.

“Kaleydoskop” ise farklı bakış açıları sunan bir bölüm. Annecy Uluslararası Animasyon Film Festivali’nden Kristal Ödül kazanan çizgi animasyon “Calamity: Martha Jane Canary’nin Çocukluğu” bu bölümde yer alıyor. Oldukça zor bir tırmanışa odaklanan “Kör Tırmanış” ise nadir görülen bir göz hastalığına sahip İskoçyalı tırmanışçı Jesse Dufton’a odaklanıyor. Bu bölümde yer alan filmler de Türkiye’de ilk kez Engelsiz Filmler Festivali’nde izleyici ile buluşacak.

Film gösterimleri dışında söyleşiler ve çeşitli aktiviteler mevcut mu? Seyirciyi neler bekliyor?

Pandeminin gidişatı ile ilgili öngörüde bulunmak çok zor olduğundan, Ankara’da 11-13 Ekim tarihlerinde Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde yapacağımız 9 gösterim dışında yüz yüze bir etkinlik yok bu yıl Festival’de. Yönetmen söyleşileri ve ödül töreni geçen yıl olduğu gibi çevrim içi olarak izleyici ile buluşacak. Önümüzdeki yıldan itibaren tekrar salonlara dönmeyi, film ekiplerini izleyicilerimiz ile buluşturmayı, atölyeler, otizm dostu gösterimler gibi etkinliklere kaldığımız yerden devam etmeyi umuyoruz.

Ulusal Uzun Film Seçkisinde ki filmlerden biraz bahseder misiniz?

Yarışma bölümünde 5 film var. Oyuncu olmak isteyen bir AVM güvenlik görevlisinin trajikomik hikayesinin anlatıldığı Barış Sarhan’ın ilk uzun metrajlı filmi Cemil Şov, darbe sonrası travmalar ile kadın cinayetlerine getirdiği özgün bakış açısıyla farklı siyasi, ahlaki ve felsefi bakış açıları sunan Faysal Soysal’ın yönettiği Ceviz Ağacı, Azra Deniz Okyay’ın tüm ülkede elektriklerin kesildiği bir günde dört farklı karakterin kesişen hikâyelerini anlattığı filmi Hayaletler, Ferit Karol’un kendi halinde bir aile babası olan Orhan’ın geçirdiği zor süreçte ailesiyle arasındaki ilişkiye odaklanan filmi Kumbara ve bir süredir ilişkilerinde problemler yaşadığı eşi Sevgi’nin kendisini aldattığını düşünen Ahmet’in hikâyesine odaklanan Cihan Sağlam’ın yönettiği Uzun Zaman Önce bu bölümde yer alan filmler. Ulusal Uzun Film Yarışması’nın çevrim içi programda yer almadığını, 11-13 Ekim tarihleri arasında Ankara Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde takip edilebileceğini belirtmek isterim.

Bu yıl Kısa Film Seçkisi ilk defa uluslararası bir formatta gerçekleşiyor. Kısa film yarışmasını uluslararası platforma dahil etmeye karar verme ve hazırlık sürecinden bahseder misiniz?

Aslında bu yıla dek yerli ve yabancı kısa filmlere yer verdiğimiz bir kısa film bölümümüz vardı. Bu bölümü uluslararası bir yarışmaya dönüştürüp kısa filmcileri Ankara’da ağırlayarak Festival’e daha çok nefes alan, sinemanın konuşulduğu bir atmosfer kazandırmak istedik. Bu yarışma aracılığı ile yarışmada filmi olan yönetmenleri Festival’de ağırlayarak birlikte çeşitli atölye çalışmaları, söyleşiler vb. etkinlikler gerçekleştirmeyi ve Engelsiz Filmler Festivali’nin yurtdışında tanınırlığını artırmayı planlıyoruz.

Hazırlık sürecine gelince: yarışma başvurularını filmfreeway sitesi üzerinden kabul ettikten sonra, kriterleri karşılayan filmleri ön eleme jürimize ilettik. 20 farklı ülkeden 66 filmin başvurduğu yarışmada; sinema yazarı Hasan Nadir Derin, yönetmen Emre Yalgın ve Festival’in program koordinatörü Gamze Hamamcıoğlu’ndan oluşan ön eleme jürisi başvuran filmleri izleyerek, nihayetinde 13 filmi yarışma programına dahil etti.

Ödül kategorileri hakkında bilgi verebilir misiniz? Kazananları neler bekliyor?

Her iki yarışmada jüriler En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödüllerinin sahibi belirleyecek. Ulusal Uzun Film Yarışması jürisinde yönetmen Banu Sıvacı, senarist ve yapımcı Emine Yıldırım ve yönetmen İnan Temelkuran var. Uluslararası Kısa film Yarışması jürisi ise; akademisyen ve festival programcısı Azza Chaabouni, International Short Film Week Regensburg Direktörü Insa Wiese ve Kısa Film Yönetmenleri Derneği Kurucu Başkanı Sidar Serdar Karakaş’tan oluşuyor. Jürilerin sahibini belirleyeceği ödüllerin yanı sıra Festival izleyicileri de oylarıyla Seyirci Özel Ödülü’nün sahibini belirleyecekler.

Festival direktörü olarak bir festivalin olmazsa olmazı sizce nedir? Size göre bir festivali erişilebilir, etki edebilir ve fark yaratabilir kılan nedir?

Bu sorunun yanıtına “deneyim paylaşımı” diyebilirim. Bu hem festivalde filmi bulunan sinemacılar, hem de festivale katılan seyirciler açısından önemli bir olmazsa olmaz. Bunu pandemi sırasında daha iyi anladık aslında. Festivaller geçici olarak çevrim içi platformlara taşındı ancak hiçbir çevrim içi etkinlik, fizikselin yerini tutmadı. Çünkü çevrim içi, insanların bir arada bulunarak bir deneyim paylaşmalarına imkan vermiyor. Bir festivale gidip bir sinemacı ile sohbet ettiğinizde ya da yanınızdaki kişi ile bir film izleyip fikirlerinizi değiş tokuş ettiğinizde dünya ile ilgili algınız da değişiyor, genişliyor. Buna her zamankinden daha çok ihtiyacımız var diye düşünüyorum, birbirimizi ve yaşadığımız dünyayı daha iyi anlamak için film festivalleri çok çok önemli.