10.01.2017

Pera Sohbet: Funda Eryiğit

 

Fotoğraflar: Gökhan ÇIRAK

Sevgili Funda Eryiğit,

Klasik bir soruyla başlayalım. Sinemada da tiyatroda da başarıya ulaşmış isimlerden birisiniz. Tercih yapmanızı beklemiyoruz ancak iki sanat dalının birbirine göre artıları eksileri sizce nelerdir?

Artı eksi diye ayıracağım bir şey yok, hem buluştukları hem de ayrıştıkları yerler var. Tiyatro daha uzun soluklu bir oynama süreci veriyor; tekrar tekrar oynarken yeniden keşfetme, araştırma alanı bulabiliyorsunuz. Sinemadaysa bunu film bittikten sonra izleyerek bulabiliyorum. Oyunculuk anlamında sürekliliği daha kısıtlı olsa da dışarıdan bakabilme şansım oluyor. Keşif düşünsel olarak devam ediyor bende.

Projeleri nasıl seçiyorsunuz? Teklif size geldikten sonra kabul için hangi kriterleri ararsınız? Ve senaryoyu okuduğunuzda sizde bıraktığı duygusu kabul etmenizde büyük bir etken midir?

Evet. Hikâyenin bende ne bıraktığı, derdinin ne kadar ilgimi çektiği, rolün beni heyecanlandırıp heyecanlandırmadığı gibi şeyler etken oluyor.

Şu sıralar vizyonda olan Yeşim Ustaoğlu’nun son filmi Tereddüt’te rol aldınız. Yeşim Ustaoğlu’yla çalışmak nasıldı? Sizi bu rolü kabul etmeye motive eden sebepler nelerdi?

Yeşim Ustaoğlu zaten çalışmak istediğim bir yönetmendi. İlk adımda bu zaten gayet motive ediciydi. Filmin ve Şehnaz’ın meselesi de beni meraklandırdı. Başta kendi adıma kaygılarım, korkularım vardı ama Yeşim’le uzunca konuştuktan sonra kaygımın üzerine gitmek ayrı bir tecrübe oldu benim için. Yeşim hem çok kolay, hem de çok zor bir yönetmen. İkisi bir arada olunca anlatması zor tabii ama çok kıymetli bir zaman oldu benim için. Hem oyunculuk anlamında hem de kişisel anlamda.

Kadın yönetmenle çalışmanın sizde pozitif etkisi oldu mu?

Yönetmenin cinsiyetinden ziyade kim olduğu, nasıl çalıştığıyla ilgisi var bunun sanırım. Kadın ya da erkek olarak ayırmak aklımdan geçmedi. Bilmiyorum belki daha çok tecrübe etmek gerek ama cinsiyet üzerinden yaklaşmak pek bana göre değil.

Filmde erkek egemen toplumda var olmaya çalışan iki başrol kadından birini canlandırıyorsunuz. Bu problem, dünyaya oranladığımızda ülkemizde daha mı bariz?

Dünya genel olarak erkek egemen. Bunun evrensel bir sorun olduğunu düşünüyorum. Problemin görünürlüğü coğrafyaya göre şekil değiştiriyor sadece ama ülkeme baktığımda çocukluktan itibaren baskının, sindirmenin daha kuvvetli olduğunu görüyorum. Kadına, bireye, özgür iradeye verilen değerin düşük olmasından da kaynaklanıyor sanırım bu. İtaatle, iktidarla çok erken tanışıyoruz. Birkaç genellemeyle sonuca varabileceğimiz bir konu değil, bayağı çetrefilli.

Şehnaz karakteri size ne kadar benziyor? Onda size ait gördüğünüz özellikler var mı?

İnsana dair olanda illaki hepimizden bir parça oluyor sanırım. Şehnaz’a kendim gibi bakmaktan ziyade birçok insanda olabilecek ortaklıklara yoğunlaştım aslında. Oyunculuğun ya da izleyici olmanın heyecan verici yanlarından biri bu.

Tereddüt vizyona sansürlü versiyonuyla girdi, bu konudaki görüşünüz nedir? Ülkemizdeki sansür (bu bazen oto sansür de olabilir) bir mecburiyet haline mi geldi?

Normalleşti mi mecburiyet haline mi geldi ben de netleşemiyorum bunu düşündüğümde. İçindeyim çünkü. Şaşırmıyoruz. Bununla ya mücadele edeceğiz ya da kabul edeceğiz. İnsanın düşündüklerinden, üretmek istediklerinden alıkoyulması acı. Ben ısrarla üretmekten yanayım. Korku sanat için bela bence.

Oyuncu olarak birçok başarıya imza attınız. Bundan sonraki hedefleriniz nelerdir? Örneğin ülke dışı projeleriniz var mı veya yerli sinema içinde yeni projeleriniz neler?

Görünürde yeni bir proje yok. Bir tiyatro çalışmasıyla ilgili niyetim var aslında ama şu anda sadece fikir halinde, paylaşmak için çok erken.

Hayalinizdeki rol ya da kariyer hedefi nedir?

Heyecan duyduğum sürece oyunculuk yapmaktan başka bir kariyer ya da rol hedefim yok.