27.12.2021

Pera Sohbet: Necati Sönmez

HANGİ İNSAN HAKLARI?

Bu sene 11. “Hangi İnsan Hakları? Film Festivali” 11-15 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleşti. Ardından festivalin sanat yönetmenlerinden biri olan Necati Sönmez ile insan hakları ve sanata dair  kısa bir sohbet gerçekleştirme fırsatım oldu. 

“Hangi İnsan Hakları? Film Festivali”nin ilk yaratılış sürecinden bahseder misiniz? İlk festival ne zaman gerçekleşti ve nasıl ortaya çıktı?

HİHFF, 2009 yılının son ayında Documentarist’in kardeşi olarak doğdu. 14 yıldır sene ortasında gerçekleşen Documentarist’in ikinci yılıydı, yer sıkıntısı nedeniyle festivale alamadığımız bazı filmler vardı, Avrupa’da hemen her ülkede örneği bulunan ‘İnsan Hakları Film Festivali’ konseptini Türkiye’de de denemek istedik. Türkiye’de ilgili sivil toplum kuruluşları tarafından her sene düzenlenen ‘İnsan Hakları Haftası’ etkinliklerine, sinema cephesinden bir katkı olsun istedik. Nitekim hedeflediğimiz gibi oldu, sonradan aynı hafta içinde insan hakları temalı başka film haftaları vb. gibi etkinlikler de ortaya çıktı. Dünyanın diğer ülkelerinde düzenlenen insan hakları temalı festivallerle de iletişime geçtik ve Hollanda’daki “Movies that Matter” gibi platformlardan bazılarıyla iş birlikleri yaptık.

Bu senenin teması “Cezasızlık”tı. Bu temanın seçiliş sebebi nedir? “Cezasızlık” dendiğinde bu tema günümüzde insan hakları alanında sizce hangi sorunları temsil ediyor?

Cezasızlık, günümüzde insan hakları alanındaki en yakıcı sorunlardan biri. Türkiye ise, cezasızlığın devlet politikası olarak her zaman geçerli olduğu bir ülke. Devlete bağlı kurum ve kişilerin işlediği suçlar her zaman yargı mekanizmasının koruma kalkanıyla örtbas edilmiş, bu uygulamalar dönem dönem bugünkü gibi ayyuka çıkmıştır. Sadece son bir yılda cezasızlık duvarına çarpan hak ihlallerini saysak uzun bir liste çıkar. Dolayısıyla festival programını tasarlarken bu tema kendini dayattı diyebiliriz.

Festival pandemi sebebiyle geçen sene gerçekleşememişti. Bir sene aradan sonra ve pandemi şartlarında nasıl bir festival süreci oldu? İzleyiciye salonlarda ulaşmak zor muydu?

2020’de kapanma nedeniyle festivali yapamadık ve o zaman çevrimiçi etkinliklerde ciddi bir patlama yaşandığı için de filmleri çevrim içi göstermek istemedik. Ana festivalimiz olan Documentarist’i bu sene Temmuz başında, kapanmanın sona erip sinema salonlarının açılmasının hemen ardından yaptığımızda seyirciyi salonlara çekmek kolay değildi. Henüz tedirginliğin devam ettiği, insanların topluca bir araya gelmekten çekindiği bir dönemdi. Aşılama olanakları da yaygın değildi. Aralık’taki “Hangi İnsan Hakları FF” nde ise insanların buna hasret kaldıklarını, dışarı çıkmayı, birlikte film izlemeyi arzuladıklarını gözlemledik. Zaten, kural olarak kapılarda HES kodu kontrolü yapıldı ve girişte aşılı veya test yaptırmış olmak şartı arandı. Sanırım bunun verdiği belli bir güven de vardı.

Bu sene seçkide hangi filmler en çok ilgi görenler oldu? Yoğun ilgi görmelerinin sebebi sizce neydi? Bu filmlerin ortak bir özelliği var mıydı yoksa sebebi güçlü hikayelere sahip olmaları mıydı?

En çok ilgi gören iki film, “Ölümüne Boşanmak” ve “Yaramaz Çocuklar”dı sanırım. İlkinin kadın cinayetleri gibi güncel ve yakıcı bir konuyu ele alması, ayrıca Türkiye’de diğer festivallerin oto-sansürüne uğramış olması, öte yandan yakın zamanda Birleşik Krallık’ı temsilen Oscar Ödülleri’ne gönderilmiş olması ona olan ilgiyi arttırmış olmalı. İkinci filmin de Adana’da “En İyi Film” seçilmesinin yanı sıra dünya festivallerinde gösterdiği başarı da etken olabilir. Elbette ikisinin de güçlü hikayelere, iyi bir sinema diline sahip olduğu da kuşku götürmez. Ortak özelliklerine gelince, ikisinin de kadın mücadelesinin iki ucundan tutan filmler olması bence enteresan. Birinde evinin baskısından bunalan bir genç kadını, diğeri ise boşanmak istediği eşinin baskısından bunalıp özgürlüğünü talep eden bir kadını ve bu sebeple canlarına kastedilmiş olmalarını anlatıyor.

Film gösterimleri dışındaki etkinlik süreçlerine dair bilgi verebilir misiniz? En ilham verici, öğretici veya motive edici etkinlikler hangileriydi?

“Hangi İnsan Hakları FF” nde yapmaya çalıştığımız şeylerden biri, festivalin film gösterimlerinden ibaret olmayıp forum, tartışma, söyleşi, atölye, sergi gibi yan etkinliklerle zenginleşen bir program içermesi. Yan etkinliklerin bazılarını da filmlerle bağlantılandırarak, ilgili STÖ’lerle birlikte yapmaya çalışıyoruz. Örneğin bu sene kent içinde tarım üzerine yapılmış üç kısa belgeseli vesile ederek, bu alanda çalışan grupları bir araya getirdik. Hem filmler birlikte izlendi hem de o gruplar arasında karşılıklı deneyim ve bilgi aktarımı yapıldı. Kanal İstanbul’a dair yapılmış başka bir film üzerinden bu alanda mücadele eden kişi ve kesimleri bir araya getirmeye çalıştık. 10 Ekim Ankara Katliamı’nın altıncı yılında yine katliamda yitirdiklerimizi unutturmamaya çalışan sanatçının işleri sergilendi, “İyileştirici Bellek” başlığı altında aileler ve aktivistler dinlendi. Filmleri izlemeye gelenlerin yanı sıra, bir o kadar da insan bu etkinliklerde buluştu.

İnsan hakları mücadelesinde sanat da bir ifade biçimi ve direnişin bir yolu. Sizce günümüzde sanat, insan hakları mücadelesinde etkin bir rol oynayabiliyor ve fark yaratabiliyor mu?

 Elbette oynayabilir. Bir önceki sorunun yanıtında bahsettiğim, bir grup sanatçının 10 Ekim Derneği gönüllüleri olarak ürettikleri ve festival kapsamında sergiledikleri işler bunun en iyi örneği. Yaşanan korkunç katliamla ilgili bir kolektif hafıza oluşturmaya çalışıyorlar ve bu da bir direniş biçimi. Tıpkı hasır altına itilen konularda belgesel filmler yapmak gibi. İnsan hakları mücadelesi elbette çok geniş ve uzun erimli bir mücadele, birçok insanın ağır bedeller ödeyerek dişiyle tırnağıyla yürüttüğü bir mücadele. Sanat üretimi nispeten daha güvenli bir alan, o yüzden sanatçılar ve sinemacılar daha az bedel ödeyerek bu mücadeleye destek olabilir.