31.05.2017

Piotr Szulkin ve Post-Apokaliptik Bilim-Kurgu Üçlemesi

Çektiği bir avuç uzun metrajlı filmle, bir kült yönetmene dönüşmüş, bilim-kurgu hayranı sinefillerin gönlünde taht kurmuş bir isim Polonyalı usta Piotr Szulkin. 1984’te Eurocorn’da En İyi Bilim-Kurgu Yönetmeni ödülü de alan Szulkin, Golem ile, post-apokaliptik bilim-kurgu alt türüne dair vereceği örneklerin ilkine 1980’de imzasını atmıştı. Karanlık bir gelecekte, yine bir felaket sonrasında geçen Golem, asla hayata geçirilmemesi gereken bir projenin, trajik sonuçlarını içeren, yönetmenin kötümser sinemasını bizlerle buluşturmuştu. Golem’den bir yıl sonra, kendisini dünyada bir kült yönetmene dönüştürecek olan üçlemesi geldi Szulkin’in. Doğu Avrupa Sineması’nın yetiştirdiği diğer önemli yönetmenler gibi, görsellik anlamında çıtayı çok yüseklere çıkaran Szulkin, sözünü sakınmayan, pesimist ve sivri tarzıyla da, oldukça beğeni topladı.

 

Wojna Swiatów – Nastepne Stulecie (1981)

30 Ekim 1938’de Orson Welles, o dönemin – şimdiki sosyal medya kadar – etkili iletişim aracı radyodan yapacağı tiyatro yayınıyla, tüm ülkeyi Marslı’ların işgal ettiğine halkı inandıracak ve Amerikan tarihinin en ilginç olaylarından birine imza atacaktı. H. G. Wells’in Dünyalar Savaşı adlı romanındaki olayları, sanki o anda gerçekleşiyormuşçasına anlatan Welles, yayının başında da bunun bir kurmaca olduğunu anlatmasına rağmen, ülkede kaos olmuştu ve Amerikalı’lar, gerçekten Marslı’ların dünyayı işgal ettiğine inanmıştı.

İşte Szulkin bu filmi, Dünyalar Savaşı distopyasını Welles’in tiyatro sunumuyla bir potada eriterek yapmış ve filmin başında da jenerikte, filmini H.G. Wells ve Orson Welles’e adadığını belirtmiştir.

Filmin hemen başında Iron Idems ve karısı sokakta yürümektedir, karşıdansa boynunda tasma olan ve bir hayvan gibi yürütülen bir çocuk ve onun ipini elinde tutup onu tekmeleyeren yürüten bir başka çocuk gelmektedir. Idems, ipi tutan çocuğa neden o’nu tekmelediğini sorar. O da: Çünkü o insan, bense Marslı’yım. Ayrıca o, benden zayıf. Diye karşılık verir. Idems’ın: O zaman ben de senden güçlüyüm, ben de seni tekmeleyeyim sözüne küçük çocuk müdahale eder ve: Eninde sonunda beni yine bulur ve yapacağını yapar, lütfen müdahale etmeyin, bırakın der. Çocuklar kendi yoluna, Idems ve karısı kendi yoluna gider.

İstilanın üzerinden zaman geçmiş ve yeni çağ başlayalı 12 gün olmuştur. Idems, programına başlamadan önce, konuşmasının bulunduğu metin editör tarafından farklı olan başka bir metinle değiştirilir. Yeni metni okuması ve Marslı’ların istediklerini söylemesi yönünde baskı görür. Tv’nin patronuna, bu şekilde baskı olması halinde bir daha yayın yapmayacağını söylemesi üzerineyse evine, polis tarafından baskın düzenlenir ve karısı bilinmeyen bir yere kaçırılır. Kulağına bir numara çivilenir ve fişlenir. Karısını kaçırma nedeni olarak onu ‘sevmesi’ gösterilen Idems’ın evi dağıtılır, tabloları yakılır ve heykelleri kırılır. Karısına kavuşma arzusuyla kendi değerlerini ayaklar altına alan Idems, hazırladığı tv programıyla halkın beynini yıkamakta başrolü üstlenmek zorunda kalacaktır.

Toplumsal vurdumduymazlığın sarsıcı bir aynası olan, Giorgio Bassani’nin – Vittorio De Sica tarafından filme de aktarılan – romanı Finzi Contini’lerin Bahçesi’yle de benzeşen yönleri olan bu alegorik film, özgürlükler ve medyanın halkın üzerindeki etkileri üzerine de, başarılı bir örnek oluşturur.

O-bi, O-ba – Koniec Cywilizacji (1985)

Yaşanan bir nükleer felaket sonrasında, dünya üzerinde yaşam kalmamıştır. Hayatta kalan az sayıda insan, yeraltında yaşamaktadır, yerüstündeki radyoaktif havadan dolayı, kimse yüzeye çıkamamaktadır. Yeraltında kaos hakimdir, insanlar sefalet bir yaşamda sadece “ölmemeye” çalışmaktadır. Radyasyondan koruyucu kubbe gitgide zayıflamaktadır ve insanlar “Ark” (Noah’s) adlı bir geminin kendilerini kurtarmaya geleceği düşüncesine sıkı sıkıya bağlanmıştır. Başroldeki (anti) kahramanımız Soft, daha önce defalarca ” geminin gelmeyeceği, bunun uydurma olduğu” açıklanmış olmasına rağmen inanmaktan vazgeçmeyen insanlara, kaçmayı telkin etmekte ve geminin gelmeyeceğini anlatmaya çalışmaktadır.

Schopenhauer’in kitaplarından uyarlanmış gibi duran filmde, hiç umut ışığı yoktur, zaten normal renkte bir ışık da yoktur, medeniyet yok olmuştur, geçmişten kalan kitaplar da parçalanıp öğütülmektedir. Soft, bir kitap parçalayıcısına gider ve aralarında şöyle bir sohbet geçer:

(Soft) İncil lazım, bulabilir misin?

(Kitapçı) Al, kapağı sapasağlam, hakiki deri

(Soft) Ama bunun içi boş, ne yapayım bu halde

(Kitapçı) Al ben sana beyaz kağıtlar vereyim, içini istediğin gibi doldur, sonra rafa koy, kimse aradaki farkı anlamaz…

Derken Soft, bir hayat kadınına aşık olur. Bu dünyada aklı başında gibi görünen bir tek o vardır çünkü ve diğerlerine şöyle der: Ben vücudumu satıyorum, sizse beyinlerinizi; hangisi daha kötü?

Peki, aşkın olduğu yerde umut da her zaman var mıdır?

Ga, Ga – Chwala Bohaterom (1986) 

Üçlemenin son filmi olan Ga, Ga – Chwala Bohaterom, diğer filmlerden ayrı bir yerde durur. Bir kara-komedi olan filmde, karikatürize karakterler, absürd bir anlatım ve hiciv dikkat çeker. Film, mahkumların, yeni gezegenler keşfetmek üzere uzaya gönderildiği gelecekte geçer. Ana karakterimiz, insanoğlunun ufkunu genişletmek üzere aldığı sancağı yeni bir gezegene dikmek üzere yola çıkar. Uzay mekiğindeki yolculuğunun ardından sözde keşfedilmemiş Avustralya 458 adlı bir gezegene iner. Gezegende kendisi, beklenmedik şekilde bir kahraman gibi karşılanır. N. Roeg’in unutulmaz W. Tevis uyarlaması Dünyaya Düşen Adam’daki uzaylı Thomas Jerome Newton gibi, karakterimiz de misyonunda başarısız mı olacaktır?

Henüz on sekizine basmamış çocuk fahişe Once ve onun pezevengi Al’ın yancısı Skinny, karakterimizi karşılar. Once’a görür görmez gönlünü kaptıran kahramanımız, yemek almak için girdiği bardan arabaya döndüğünde kızı yerinde bulamaz. Yerine başka bir fahişe gelmiştir; ama karakterimiz, Once’un peşini bırakmayacaktır.

Gezegende yüceltilen tek değer suç’tur. Kişinin kahraman olarak anılması için suç işlemesi gerekmektedir. İşlenilen suçlar fotoğraflarla kanıtlanır ve medya aracılığıyla halka duyrulur, ne kadar suçluysanız, o kadar saygı görürsünüz bu gezegende. Halkın, sürekli olarak mutlu olduğunu söylediği bu sefil gezegende manipülasyona uğramış herkes, sadece güçlüye ve suça inanır.