06.10.2019

Piranalar: Suç Bataklığına Saplanma

Yazarın Film Puanı: 10/6

Geçmişten günümüze beyazperdede izlediğimiz mafya hikâyeleri seyircinin her daim ilgisini çeken bir konu olmuştur. Bu tür altında çekilen The Godfather serisi, Scarface, Goodfellas, Casino, The Departed, American Gangster gibi filmler türe ait hatırlanan belli başlı yapımlar olarak hemen akıllarda beliriverir. Hikayesi, senaryosu, oyunculukları ve yönetmenlik gibi unsurlar hakkıyla bir araya geldiği takdirde iyi bir mafya filmini izlemek hiç de zor olmayacaktır.

Mafya kelimesinin kökeni 1200’lere dayanan bir slogandan esinlenilmiştir. 1200’lü yıllarda İtalya’yı işgal eden Fransızların büyük zulmü karşısında İtalyanlar “Morte Alla Francia Italia Anela” yani Fransızlara ölüm İtalya kükrüyor sloganı geliştirmesi üzerine bu sloganın baş harfleri yüzyıllar sonra Sicilya ve İtalya’da düzeni sağlayan bu devlet dışı güçlerin ismini oluşturmuştur yani Mafia. Bir önceki cümledeki bilgiyi bilmesek dahi mafya kelimesini duyduğumuz ilk anda izlediğimiz filmlerin de katkısıyla aklımıza ilk olarak İtalyan, daha doğrusu Sicilya mafyası gelir. İtalyan mafyası Basilicata, Campania, Sicilya, Puglia ve Calabria‘daki suç örgütlerinin bir araya gelmesiyle birlikte oluşan ve 19. yüzyılın son çeyreğinden günümüze kadar özellikle Sicilyalı aşiretlerin ve büyük ailelerin liderliğinde etkin olan ve dünya çapında faaliyet yürüten İtalyan suç organizasyonudur.

Yazıya bu kısa ama önemli bilgilendirme ile başladıktan sonra asıl konumuza geri dönebiliriz. Geride bıraktığımız Cuma günü vizyona giren Piranalar (La paranza dei bambini – Piranhas) filmi bugün sizler için ele alacağımız yapım olacak. Dünya prömiyerini bu sene gerçekleştirilen 69. Berlin Film Festivali’nde yapan ve burada En İyi Senaryo ödülünü kazanan film, ülkemizde ise ilk olarak Nisan ayında gerçekleştirilen 38. İstanbul Film Festivali’nde seyirci ile buluşmuştu.

Gomorra‘nın ünlü yazarı Roberto Saviano‘nun romanından uyarlanan ve yönetmenlik koltuğunda Claudio Giovannesi‘nin oturduğu film, Napoli’de mafyaya dahil olmaya çabalayan genç ama bir o kadar da zalim bir grup arkadaşın hikâyelerini anlatıyor. Filme adını veren piranhalar, mafya jargonunda silahlı çete anlamına geliyor. Bu filmin piranhaları ise Napoli’de ellerinde makineli tüfeklerle sokakları arşınlayan, mafyaya katılarak kazandıkları parayla marka kıyafetler satın alan 15 yaşındaki Nicola ve arkadaşları. Amatör genç oyuncuların rol aldığı film, bir yandan geleceğin mafyasının günümüzde nasıl yetiştiğini ve nasıl bir medya bombardımanına maruz kaldıklarını gözlemlerken bir yandan da ergen duygu durumunun suç dünyasından nasıl etkilendiğini inceliyor.

Napoli’nin Genç Mafyaları

Napoli’de yaşayan bir grup gencin adım adım yeraltı dünyasına doğru ilerleyen macerasını ele alan film önceki örneklerinden, karakterleri özelinde daha ilk andan itibaren ayrılmayı başarıyor. Sert bakışlı, birbirlerini acımasızca öldüren ve her türlü kirli işe bulaşmış yetişkinlerin aksine bu filmde henüz reşit dahi olmayan bir grup gencin hikâyesine ortak oluyoruz.

“Coğrafya kaderdir” sözünü iliklerine kadar yaşayan bu gençlerin içinde yaşadıkları şehir de her yönüyle korkutucu, tekinsiz ve herkesin birbirini arkadan vurabileceği türde bir mafya şehri. Hayatlarının her anında karşılaşan bu kenar mahallenin insanları üç kuruş para kazanmak için sabahtan akşama kadar çalışmalarının karşılığını mafyanın sözde “koruma”sı karşılığında haraç vererek kendilerini güvende hissetmeye çalışıyorlar. On beş yaşındaki Nicola ve arkadaşları da içinde yaşadıkları bu yerin kendilerini şekillendirmesine izin vererek günden güne mafyanın içine dahil olmaya başlıyor ve ilerleyen yaşamlarını şekillendirecek bu maceranın içine atılıyor.

Suç Dünyasına Giriş

Nicola ve arkadaşlarının şehirdeki nüfuzlu bir düğünde gözaltına alınan ve içeri tıkılan mafya babalarından bayrağı devralmaları hiç de zor olmaz. Gerek uyuşturucu dünyasında gerekse mafya dünyasında bu tür boşluklar oluştuğu vakit meydan hiçbir zaman boş kalmaz ve o boşluklar illa ki birileri tarafından doldurulur.

Bu film özelinde de Nicola ve arkadaşlarının mafya babalarından geriye kalan o boşluğu doldurması ilk başta rakip mafyalar tarafından Napoli’de işlerin çocukların eline düştüğünü gösterse de Nicola ve arkadaşlarının bu işi bir oyundan ziyade bir görev ve prestij meselesi olarak görmeleri gün geçtikçe işleri bambaşka bir boyuta getirir. Nicola ve arkadaşları ellerine aldıkları silahlarla, davranışlarıyla, başlarına gelen olaylar ve yaşadıkları acı tecrübelerle birer gerçek mafya olmuşlardır.

Artısıyla Eksisiyle

Mafya dünyasına reşit dahi olmayan gençlerin gözünden bakma imkanı sunan film, seyircisini farklı duygulara sürüklemeyi başarıyor. Fazla derinleşmeyen hikayesine karşın mafya dünyasındaki işleyişe dair genel hatlarıyla bir çizgi çekmeyi başaran film, karakterlerin kendi hikâyelerine (Nicola karakteri dışında) eğilmeden yüzeysel bir şekilde işleniyor. Mafya dünyasındaki işleyiş, oluşan boşluklar ve o boşlukların nasıl dolduğu ve mafyanın şekillenme aşamaları filmde adım adım işleniyor fakat hikâye derinleşmediği için ve mafyalar arasındaki çatışma belirli bir sertlikte olmadığı için bir noktadan sonra hikaye beklenen sertliği veremiyor.

Mafya dünyasına bulaşan gençlerin derdi, yaşları gereği duygusal yönlerden de yansıtılarak filme ayrı bir hava katıyor. Amatör genç oyunculardan kurulu genç kadrosuna rağmen özellikle filmin merkezinde yan hikayesi ve aşkı da anlatılan Nicola karakterine hayat veren Francesco Di Napoli’nin performansı son derece doğal ve bir o kadar da etkileyici. Büyük beklentiyle izlenmediği ve kendimizi gençlerin yerine koyduğumuz takdirde ayrı bir tat bırakan film, suçun merkezinde geçen ve kesinlikle şans verilmesi gereken bir yapım olarak izlenmeyi hak ediyor.