28.07.2017

Planetarium: Mistisizm Soslu Kız Kardeşlik Serüveni

Esrarengiz Kardeşlerin Keşfedilişi

Geçtiğimiz şubat ayında 16. !f İstanbul kapsamında gösterimi yapılan Planetarium bu hafta ülkemizde vizyona giriyor. Yönetmenliğini Rebecca Zlotowski’nin yaptığı filmin başrollerinde Oscar ödüllü Natalie Portman, başarılı oyuncu Johny Depp’in kızı Lily- Rose Depp ve Emmanuel Salinger gibi ünlü isimler yer alıyor.

Belle epine ve Grand Central gibi filmlerle kariyer basamaklarını inşa eden Rebecca Zlotowski, Planetarium ile üçüncü uzun metraj filmine imza atıyor. Filmin konusu ise oldukça ilgi çekici. 1930’lu yıllarda Paris’e gelen Amerikalı iki kız kardeşin ruhlarla iletişime geçtiklerini iddia ederek gösteriler yaparlar ve onların bu yeteneği bir yapımcı tarafından keşfedilir. Onların hikâyeleri bu yapımcıyla birlikte bambaşka bir yola doğru sürüklenir.

Laura Barlow (Natalie Portman) ve Kate Barlow ( Lily- Rose Depp)ruhlarla iletişime geçtikleri gösterilerin yıldız isimleridir. Bu esrarengiz kardeşler bir gün Fransız bir yapımcı Korben’in (Emmanuel Salinger) dikkatini çeker. Yaptıkları gösteriden oldukça etkilenen Korben, Barlow kardeşlerin yeteneğini Fransız sinemasını iyileştirmek için kullanır.

Natalie Portman oyunculuğuyla oldukça doyurucu bir performans sergiliyor. Laura karakterinin her ayrıntısını içselleştiren başarılı oyuncu, bu filminde oldukça başarılıydı. Lily- Rose Depp ile oyunculuğuyla umut vaat ediyor. Babası gibi başarılı bir oyuncu olma konusunda oldukça hevesli.

Mistik Sahneler İzleyeni Diken Üstünde Tutuyor

Korben (Emmanuel Salinger), Barlow kardeşlerle yaptığı özel seans sonrasında bu eşi benzeri görülmemiş yeteneklerinin tutkunu olur. Özel seansta bambaşka bir atmosferde hisseder kendini Korben ve yaşadığı bu hissi kolay kolay unutamaz. Laura ve Kate birbirilerine karşı zıt özellikler taşırlar. Laura daha dışa dönük bir karakterdir. Kate ise daha içe kapanık olmayı tercih eder. Ruhlarla asıl iletişime geçen kişi Kate’dir. Onun o transa geçmiş hali bile yeteneğini gözler önüne serer.

İkinci Dünya atmosferinde şekillenen bu hikâye birtakım gizli çekişmeleri de içinde barındırır. Amarikan ve Fransız sineması rekabet içindedir. Amerikan sinemasının teknik anlamda gelişmesi Fransız sineması için iyi bir gelişme olarak görülmez. Sinemanın gücünü vurgulamak adına Korben yeni projelere imza atmak için kolları sıvar. Barlow kardeşlerinin yeteneğini kayıt altına alıp bunu beyaz perdeye taşımak ister. Ancak diğer ortakları bu işe onun kadar sıcak bakmaz.

Filmin mistik yönü olan öteki alemle iletişim kurma sahneleri, izleyeni diken üstünde tutmayı başaran bir görev görüyor. Bilinmeyen bir alemde cirit atan bu kardeşlerin yeteneği, bir mucize mi yoksa lanet mi? Gösteri izleyenler için cevaplanması zor sorulardan birisi de bu. Zlotwoski, bilinen ile bilinmeyen arasındaki o ince çizgiyi aşmaya çalışmış. Bunu yaparken cesur tavrını ortaya koymaktan çekinmemiş.

Planetarium, hikâyesiyle izleyeni içine alan bir yapıya da sahip aynı zamanda. Filmin senaryosundaki samimi ve mistik dokunuşlar karaktere uyum sağlamış. Keşfedilmenin bir insan hayatını nasıl değiştirdiğini anlatıyor adeta yönetmen. Barlow kardeşlerin özel seansları bir süre sonra onların geçimlerini sağlamaya yetmez. Bu kardeşler daha büyük hedeflere ulaşmak için yapımcı Korben ile çalışmayı kabul eder. Başlangıçta her şey güzeldir ama Kate’in kameralar yüzünden yeteneğini ortaya çıkaramaz. Korben bu durumu değiştirebilmek için alternatif bir yol izler. Laura’nın başrolde olduğu bir film yapmaya karar verir. Laura bu durumda bütün yeteneğini ortaya serer. Keşfedilmenin verdiği hazla replikleri büyük bir keyifle ezberler

İç İçe Geçmiş Titizlikle İşlenen Hikâyeler

Laura ve Kate arasındaki kız kardeşlik bağı oldukça güçlüdür. Aralarındaki bağ onları birbirine sıkı sıkı sarar. Nereye gitseler birbirlerini hatırlarlar. Laura oyuncu olma serüvenine devam ederken Kate, Korben ile birlikte film çekme serüvenine devam eder. Kate’in ruhlarla iletişime geçme serüveni doktorların da ilgilisini çeker. Bu sayede onun üzerine deney yapmaya başlarlar.

Sevginin ne kadar önemli bir duygu olduğu görülüyor bu filmde. Özellikle aile bağlarının ne kadar saf duygular üzerinde inşa edildiğine dikkat çekiyor yönetmen. Basit bir ruh çağırma seansını bile gergin bir atmosfere çevirebiliyor. Filmdeki tarihi atmosfer fon koşulları oldukça iyi bir çerçevede yansıtılmış. Kostümler, mekânlar dönemin koşullarına uyum sağlamış

Planetarium iç içe geçmiş hikâyeleri içinde barındıran izlemesi keyifli bir film olmuş. İçerisinde kız kardeşlik, mistisizm, sinema ve gizli ilişkilerin gibi konular barındıran bu güzide film izleyende hoş duygular bırakmayı amaçlıyor. Ancak yönetmen daha fazlasını veremiyor. Film bittikten sonra ee? sorusuyla baş başa kalıyor izleyici. Daha fazla şey vaat etme potansiyeli taşıdığından kaynaklanıyor bu durum. Senaryodaki boşluklar sonlara doğru kendini oldukça belli ediyor..

Yönetmen konuya tam olarak kendini verememiş gibi görünüyor. Karakter iyi bir şekilde işlenmiş ancak konu yeteri kadar iyi işlenememiş. Bu durum filmde bir boşluğa dönüşüp kendini sonlara doğru belli ediyor. Natalie Portman iyi bir şekilde karakterini yansıtmayı başarmış. Filmin felsefik yönü göze çarpmıyor. Bu boşluğun sebebi belki de budur.

Yine de eli yüzü düzgün bir film olmuş Planetarium. Zlowski, karakterleri titizlikle işlemiş. Yaptığı işe saygısını belli etmiş. Vermek istediği mesaja değil de karaktere yoğunlaşmış. Bu nedenle filmi izleyenler konudan çok karakterleri sevebilir. Natalie Portman’ın şahane oyunculuğu hatrına izlenmeyi hak eden bir film olmuş.