29.05.2016

Przesluchanie: Kan Donduran Bir Hapishane Filmi

sorgulama

Ali ÇALIŞKAN

Polonyalı yönetmen Ryszard Bugajski’nin 1989 tarihli filmi Przesluchanie (Sorgulama), geriye dönüp baktığımızda hakkı pek teslim edilmemiş ama ele aldığı meselelere yaklaşımı açısından bugün hala güncelliğini koruyabilen bir noktaya erişen ve izleyici üzerinde ‘tesir gücü’ yüksek olan bir eser.

Przesluchanie’i hapishane filmleri kapsamında özel bir yere konumlandırabiliriz kuşkusuz. Türün genel profiline göz gezdirdiğimizde, bir şekilde tutsak edilmiş karakterlerin ‘dışarı’dan soyutlanıp sınırlı bir alanın içinde resmedilen yaşamlarını izleriz. Przescluchanie’de aslında bu hatlara göre şekillenen bir öykü anlatıyor. Ama filmin gerçekçi tonu pek az türdeşinin ulaşabileceği bir keskinliğe sahip.

Filmin en büyük başarısı, yaşamı tek gecede bambaşka bir hale bürünen bir kadının geçirdiği dönüşümü, sahici, sarsıcı ve psikolojik açıdan etkileyici bir atmosferle verebilmesi. Antonina’nın alıkonulduğu süre içerisinde gerçeğe ulaşmaya duyduğu merak ve türlü zorbalığa karşı gösterdiği direnme gücünün, seyirciyi içine almakta zorlanmayan bu rahatsız edici atmosferde pürüzsüz bir şekilde hayat bulduğunu söyleyebiliriz.  Yönetmen Bugajski’nin tutsak edilmiş bir kadının halet-i ruhiyesini tasvir etme açısından neredeyse her sahnede bıçak sırtı anlar yarattığını görüyoruz çünkü. Özellikle, karakterin kabullenme ve teslimiyet noktasına geldiği  işkence sahnelerinde, sertlik dozajını arttırmaktan da çekinmemiş.

Yönetmenin, andığımız işkence ve şiddet sahnelerini ekrana aktarış biçimi, filmin politik dokundurmalar içeren zeminine katkı sağlayan son derece işlevsel hamlelerden oluşuyor. Ele alınan ‘güç’ mekanizması ve filmde onun bir dışavurumu olarak kullanılan saf şiddetin beden üzerinde kurduğu tahakküm duygusu, sahnelerin ardında hissedilen ve filmin ruhuna da sirayet eden tamamlayıcı bir unsura evriliyor nitekim.

Sinema tarihinin en iyi kadın oyuncularından biri olan Krystyna Janda’nın  sergilediği dönüşümsel performans ise adeta bir gövde gösterisi. 1990 yılında Cannes’da En İyi Kadın Oyuncu ödülüyle taçlanan bu performans, karakterin filmin başından finale kadar geçirdiği değişimi harfiyen yansıtmayı başarıyor. Yönetmenin sıkça başvurduğu yakın planlarda Janda’nın yüzüne yaptığı vurgu önemli; aktrisin bu fiziksel/psikolojik açıdan zorlayıcı rolün tüm ruhsal evrelerini, ayrıntı dolu yüz ifadeleri ve mimiklerinde daha iyi görebiliyoruz bu sayede. Koğuşun diğer üyelerinden birini canlandıran Agnieszka Holland ise yardımcı rolün hakkını fazlasıyla veriyor.

Przesluchanie’de övülmeyi hak eden bir başka unsur, yaratılan klostrofobi duygusu. Film boyunca rastladığımız alabildiğine köhne ve küçük mekanlar,  bu kapana kısılmışlık hissine büyük katkı sağlıyor. Jacek Petrycki’nin gri rengini bilinçli bir şekilde öne çıkaran sinematografi çalışmasının ise ikincil bir rol üstlendiğini ekleyebiliriz bu konuda. 

Sonuç olarak, insan doğasının ümidin tükendiği noktalarda bile yaşattığı hayatta kalma içgüdüsü üzerine çarpıcı çıkarımlarda bulunan bu gerilim dolu hapishane filmi kimileri için rahatsız edici anlar içerebilir. Ama yazının başında da dediğim gibi, ‘şiddet’ olgusuna yaklaşırken elde ettiği sonuç güncel bir perspektifte de kendine karşılık buluyor. Bu nedenle tekrar tekrar izlenecek bir başyapıt Przesluchanie.