26.05.2017

The Raid 2: Baskın Kaldığı Yerden Devam

Tolga DEMİR

Uzakdoğuluların aksiyon sinemasına getirdikleri yeni soluklar bir türlü bitmek tükenmek bilmiyor. Özellikle Çin’in bu konuda çok iyi tecrübeleri vardır. Buna ek olarak bir de son yıllarda çok sağlam hikayelere dayanan, oldukça derin ve çok değişkenli köstebek filmleri de gelmeye başladı. 2011 yılında Endonezya’dan çıkan The Raid: Redemption (Baskın) filmi aksiyon severleri çokça tatmin etmişti. Hatta gelmiş geçmiş en iyi aksiyon filmlerinden biri olarak gösteriliyordu. Bu hafta vizyonda göreceğimiz devam filmi The Raid 2’nin de ilk filmden aşağı kalır yok. Baskın 2, ilk filmden aldığı bayrağı oldukça iyi taşımaya kararlı görünüyor.

Yönetmen koltuğunda ilk filmde olduğu gibi yine Gareth Evans’ın oturduğu The Raid 2 (Baskın 2) ilk filmden daha farklı bir öyküye sahip. İlk filmin de kahramanı olan Rama (Iko Uwais), bu kez ülkenin en büyük suç örgütlerinden birine sızmaya çalışıyor. Bu girişimi gerçekleştirmek için bulunan yol ise, örgüt liderinin oğlunun olduğu hapishaneye girip onun güvenini kazanmak. Rama, ailesinden uzak geçirdiği bu zamanlarda mafyanın ilişkilerini belgeliyor ama bu sırada diğer çeteler arasındaki hatlar da oldukça ısınıyor. Komplolar ve güvenilmez ilişkiler arasında geçen bu soruşturma sona doğru ilerledikçe uçuruma doğru yaklaşıyor.

İçinde bir çok dinamik ve ayrıntı taşıyan bu hikayenin gücünü aldığı en önemli noktalardan biri şüphesiz, aksiyon sahneleri. Filmin en büyük kozu olan bu sahneler, dürüst olmak gerekirse, iddialı olduğu kadar iyi çekilmiş. Yani oyuncuların iplere bağlı oldukları hissini vermiyor en azından. Bu sahneleri ile çok iddialı olan film aksiyonun dozunu en üst seviyeye kadar çıkarmayı hedefliyor. Ama bunu ucuz gerilim sahnelerinin ardına sığınarak ya da kolay yoldan yapmak istemiyor.

Yönetmenimiz Gareth Evans mekanları da oldukça çeşitli kullanmış. Ayrıca mekanların yaratabildiği psikolojik etkiden de maksimum düzeyde yararlanmayı hedeflemiş. Bazı yerlerde bunu başarmış da. Bunun dışında filmin genel akışında, konudan sapıp başka yerlere kaymaması ve araya başka olayları sokmaması da hikayenin düzenini korumasına oldukça yardımcı olmuş. Filmin asıl kozu olan aksiyon sahnelerinin yanı sıra bu başarılı kurgu, filmi son sahnesine kadar ayakta tutan temel direklerden bir tanesi esasında.

Yüz elli dakikalık süre, filmimizde olayların birbirine iyi bağlanmasıyla başta çok rahatsız etmiyor gibi ama filmin sonuna doğru kendini tekrar etmeye başlayan ve uzadıkça uzayan dövüş sahneleriyle filmin temposu da oldukça düşüyor. Özellikle bir süre sonra bu uzayan dövüş sahneleri hem filmin en başında yakaladığı gerçekçi havayı yavaş yavaş siliyor, hem de izlemesi iyice yorucu bir hale geliyor. Buna rağmen bu karmaşık öykünün olabildiğince iyi işlenmesi ve çok kafa karıştırmaması ile kendini telafi ediyor.

Seri, ikinci filmin sonu itibarıyla devam etmeye pek açık değil. Belli ki iki filmlik sert bir aksiyon serimiz var artık elimizde. Sonuç olarak Baskın 2 gerek seyirciyi içine çeken sağlam öyküsü ile, gerekse oldukça iyi dövüş sahneleriyle aksiyonseverlere çok keyifli dakikalar vadediyor.

.