15.06.2019

Rocketman: Bohemian Rhapsody’e Rest!

Yaşımdan ötürü Elton John’u güncel değil sonraları takip edebildim. Tanıdığım andan bugüne hayranlık duyduğum “yıldız, star” namını hak eden sayılı isimlerden birisi. Şöhretin yükü zaman zaman omuzlarına ağır gelmiş bu dev yıldızın hayatını perdede görmek ise ya şahane bir deneyim olacaktı ya da hayranları ve eleştirmenlerden tarafından lanetlenen bir hayal kırıklığı olacaktı.

Hakkında çıkan pedofili ve taciz iddiaları ile kovulan Bryan Singer’ın bitiremediği “Bohemian Rhapsody”nin geri kalan çekimlerini üstlenen Dexter Fletcher’ın yönetmen koltuğuna oturduğu “Rocketman” her ne kadar yine kimilerinin kalbini kırmış olsa da genel manada eli yüzü düzgün, temiz ve iyi bir film!

Açıkçası filmin iyi yanlarına özellikle vurgu yapmak istiyorum çünkü geçtiğimiz sene Oscarlar’da da boy gösteren ortalığı birbirine katan “Bohemian Rhapsody” ile filmin karşılaştırılması kaçınılmaz. Geçtiğimiz sene “Bohemian Rhapsody”i izlememiş olsaydık belki şu an Rocketman için bu kadar iyi şeyler söylemeyecektik. Kim bilir… Ama buradan film için “kötünün iyisi” gibi bir algı doğmasın çünkü Rocketman görselliği ile, oyunculukları ile, kurgusu ile iyi bir film!

 

Aşk Olmadan Yola Devam Edebilmek Mümkün mü?

Daha önce yolları ikinci Kingsman filminde kesişen Taron Egerton ve Elton John bu kez deyim yerindeyse aynı bedende buluşuyorlar! Açıkçası Taron Egerton kariyerinin performansını sunmuş diyebiliriz. Farkındayım; yine burada Rami Malek’in Mercury performansı ile ister istemez bir karşılaştırma yolunu düşünüyor insanlar ama buna gerçekten gerek yok çünkü şahsen ben her ikisinin performansını da çok çok beğendim!

Elton John’un şöhret basamaklarını tek tek tırmanması ve müzik dünyasının zirvesine doğru olan yolculuğunu anlatan filmde esasında duygu sömürüsüne düşecek çok fazla kısım var ama gerek senarist gerek yönetmen bu sömürüye düşmeden direksiyonu temizce sakin şeride sürüyor. Bohemian Rhapsody’nin yaptığı hikâye hatalarını, kurgu hatalarını çok iyi analiz edip bariz biçimde filme kağıt üzerinde de montajda da oynamalar yapılmış ve bu ortaya daha temiz akan bir film çıkmasını sağlamış. Sinema sürekli birbirinden beslenen bir olgudur.

Filmleri analiz etmenin yollarından en sağlıklısı da iyinin neden iyi kötünün neden kötü olduğunu ince biçimde karşılaştırarak bir sonuç çıkartmaktır. Bohemian Rhapsody ve Rocketman bu bağlamda örnek teşkil edecek bir işler. Üstelik filmlerin çıkışlarının da birbirine yakın olması daha sağlıklı bir hale büründürüyor. Bu haseple filmi izleyecek Bohemian Rhapsody severlerin objektif biçimde değerlendirme yapmaları çok önemli!

Ken Russel’a Bir Saygı Duruşu

Rocketman’i az önce de söylediğim gibi birçok yönüyle sevmiş olsam da finale doğru nedensizce film benim biraz tadımı kaçırdı. Gayet iyi devam ediyordu. Üstelik Elton John’un özel yaşamını yansıtış biçimi de hayli cesurcaydı. Gelgelelim filmin kapanışına bir türlü ısınamadım. Filmi izledikten sonra ise bazı kimselerin aralarında “filmde bazı gerçeklerin çarpıtıldığını” konuşması da gidişatına göre kötü kapanış yapan bir film için neyse ki beni kötü düşüncelere itmedi ve filmden hayli tatminkar ve memnuniyetle ayrıldım. Aynı zamanda filmde Ken Russel’ın 1975 yapımı “Tommy” filmine dair saygı duruşları da beni çok duygulandırdı.

Toparlamak gerekirse Rocketman özellikle sinemada görülmesi gereken başarılı bir biyografi filmi ve en az Bohemian Rhapsody kadar olay yaratmayı da hak ediyor! Oscarlar’da da Bohemian Rhapsody en azından adaylıklarda Bohemian Rhapsody performansı göstermesi gayesindeyim. Tabi Oscar bazı konularda hala aynı kalmaya ısrarcıysa!