21.07.2017

Rock’n Roll: Cotillard ile Canet’den Klişelere Başkaldırış

Kim Demiş Rock’n Roll Olmadıklarını

2003 yılında Yann Samuell’in yönettiği Jeux d’enfants (Cesaretin Var mı Aşka) filminde başrolleri paylaşan Guillaume Canet ile Marion Cotillard ikilisi 2007 yılında birlikte yaşamaya başlarlar. O günden bu yana birçok filmde birlikte çalışmış, sinema dünyasının en kıskanılası çifti olan ikilinin aynı zamanda aşklarının meyvesi olan bir çocukları da var. Cotillard’ın tekrar hamile olduğu öğrendiğimiz, artık gerçekten beraberliklerini ve aşklarını dosta düşmana ispatlayan ikili, beraberlikleri süresince kariyerlerine de hiç ara vermeden devam ederler. Cotillard oyuncu olarak Canet ise daha çok yönetmen olarak sinema ile olan ilişkisini perçinlemiş, aldıkları ödüllerle de başarılarını taçlandırmışlardır.

Lakin kırk yaşını aşan, sansasyondan, aykırılıklardan uzak, adeta her şeyi kusursuzca yaşayan çiftimiz, bir anda neden Rock’n Roll adlı filmi yapmaya karar verirler? Onlara böylesine kişisel hiciv içeren bir filmi yapma fikrini ne verir? Canet’e bir gün film setindeki asistanlardan birinin artık yaşlandınız, hiç rock’n roll değilsiniz demesiyle olabilir mi? Evet, Canet tıpkı filmde olduğu gibi bu yakıştırmaya oldukça takılır ve Cotillard ile birlikte bir mockumentary olan Rock’n Roll filmini çekmeye karar verir. Üstelik sadece film ile yetinmez; aslında sanıldığı gibi sıradan bir hayat değil de oldukça eğlenceli bir yaşam sürdüklerini instagram’dan paylaştıkları fotolarla dosta düşmana ilan edip, rock’n roll nasıl olunurmuş herkese gösterirler.

Cotillard ile Canet Hayatlarına İki Saatlik Bir Pencere Aralıyor

Yönetmen koltuğunda Guillaume Canet’in oturduğu filmde sadece çiftimiz değil çocukları anne ve babaları da dâhil olmak üzere hepsi gerçek kişiler. Filmin büyük bir kısmına mekân olan ev de kendi oturdukları ev. Açıkçası Cottillard ile Canet çifti kendi hayatlarına gerçek anlamda iki saatlik bir pencere aralayarak şeffaflığın ne olduğunu gözler önüne seriyorlar. Sinema dünyasında yaşanılan birçok ilişki gibi maskelenmiş bir hayat değil izlediklerimiz. Evlerine gelen bir gazeteciye röportaj vererek süslü laflar etmeye, önceden belirlenmiş bir mizanseni oynayarak kusursuz ilişki profili çizmekle bir alakası yok bu filmin.

Canet, kendisinden yaşça epey küçük rol arkadaşından etkilendiğini de saklamıyor, Cotillard ile bazen günlerce seks yaşamadıklarını da. Canet’e artık orta yaş rol tekliflerinin geldiğini de Cottillard’ın rollerine ne kadar obsesif bir kişilik yapısıyla çalıştığını da bizzat tecrübe ediyoruz. Aslında Rock’n Roll filmiyle çiftimiz sadece kendi hayatlarına bir pencere aralamak ile de kalmıyor, oyuncu ya da yönetmen şöhret dünyasında yaşanan ilişkilerin ya da hayatların görünmeyen yüzüne de ışık tutmuş oluyorlar. Zira ödül töreninde beklenen ödülü bir başka oyuncuya kaptıran Canet’in bakışları ve eve gelince gösterdiği tavır aslında bu durumun hiç de iddia edildiği gibi kolay göğüslenebilen bir yenilgi olmadığını ispatlıyor.

Canet ile Cotillard Bir İlke İmza Atıyorlar

Elbette bizlere evini, ailesini, özelini açan çiftimizden iki saati aşkın sıkıcı bir hayat portresi beklemek olmaz değil mi? Canet ile Cottillard, kendilerini oldukça karikatürize bir şekilde çizerek tabiri caizse biz seyircileri kahkaha krizine sokuyorlar. Zira özellikle Canet öylesine bir duruma kendini sokuyor ki yer yer abatmanın dibine mi vurdu ne diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Burada Canet’e yapılan makyajın da çok başarılı olduğunu belirtmek isterim. Ne yalan söyleyeyim Rock’n Roll filmini izlemeden önce ne sevimli çiftler değil mi diye her fırsatta andığım ikilinin bu kadar espri anlayışı gelişmiş, hayat ile dalga geçebilen, kişilikleri ve hayatlarıyla fazlasıyla barışık olduklarını asla tahmin etmezdim. Cotillard’ın rollerine çalışırken sık sık komik duruma düşmesi mi yoksa Canet’in hâlâ genç bir delikanlı olduğunu ispat etme adına yaptığı akıl almaz çılgınlıklar mı daha absürd ayırt etmek zor. Merak ediyorum gerçekten, sinema tarihinde kendileri hakkında böylesine samimi bir işe daha önce girilmiş midir? Sanırım Canet ile Cottillard bir ilke imza atıyorlar.

Filmin samimiyeti, eğlenceli yapısı vs gibi önemli noktalarının yanında bir diğer şeyse tüm sinema dünyasının ikilinin gözünden nasıl göründüğüne de şahit olmamız. Sanat filmi yapacağım diye kastıran yönetmenler, karşı cinsinden olan oyuncuları tipiyle değerlendiren sığ oyuncular, tek derdi para ve reklam olan yapım şirketleri, uyuşturucu ve alkolün dibine vuran klişe hayatlar ve daha niceleri… Tüm bunları yerin dibine sokan çiftimiz, kendileriyle de dalga geçtikten, orta yaş krizlerini atlattıktan sonra her ne olursa olsun birbirlerine tarifi mümkünsüz bir sevgi ile bağlı olduklarının altını çizmeyi de son kertede ihmal etmiyorlar. Koltuklarınıza yaslanıp iyi bir film izlemek, bolca kahkaha atmak ve çılgın bir ilkinin hayatına konuk olmak istiyorsanız, aman diyeyim Rock’n Roll’u kaçırmayın.