03.05.2017

Roman Holiday

Yönetmen: William Wyler

Oyuncular: Audrey Hepburn, Gregory Peck

İzleyiciyi kendine âşık eden bir film

Bu eski zaman romantizmi izleyenleri her daim içine çekebilecek bir büyüye sahip. Peki bu büyü nereden geliyor, nasıl bir karışımın ürünü? Mesela Prenses Ann rolünde Audrey Hepburn ve gazeteci rolünde Gregory Peck’in varlıkları. Bu iki oyuncunun ekran personaları ve uyuşan kimyaları sayesinde filme ısınıveriyoruz. Buna eklenen hikâyenin sıcaklığı da büyüye olumlu bir katkı daha yapıyor. Ancak en önemlisi unsurlar sanırım eski zamanların coşkusu, sevgisi, naifliği, sempatikliği…

Roman Holiday (Roma Tatili), Avrupa gezisine çıkmış bir prensesin, Roma’ya geldiği zaman artık içinden çıkamaz hale geldiği görev ve sorumluluklarının altında sinir krizi geçirmesiyle başlıyor. Belli ki bu Avrupa gezisi onun için bir tatil fırsatı değil ancak o Roma gezisini bir tatil havasına büründürecek atılımı yapıyor ve bulunduğu ortamdan kendini dışarıya atıveriyor. Bu kaçış sıkıntılı, kasvetli bir mekândan coşkulu, neşeli, özgür bir ortama kaçış gibi. Ancak kendi başına kalmak konusunda epey deneyimsiz olan prenses, uyuması  için verilen hapların da sayesinde gece vakti sokakta, bankın üzerinde uyumaya başlıyor. İşte o anda oradan geçen… Şimdi bir durup düşünün. Ardından olacakları hepimiz biliyoruz değil mi? Filmin türüne de uygun olarak prenses ile gazeteci arasında bir yakınlaşma doğacak, biz izleyiciler olarak “Ama o prenses, nasıl olacak şimdi?” diye düşüneceğiz. Romantizmden kırılan bünyelerimiz “Aşk kazanır” diyecek… Evet, filmin bizi hazırladığı aşka doğru daha ilk sahneden kocaman adımlarla koşacağız.