24.10.2018

Roman Polanski ve İki Adam Bir Gardırop

Two Men And a Wardrobe / Dwaj Ludzie z Szafą

1933 yılında Paris’te doğan ünlü yönetmen Roman Polanski’nin çocukluğu İkinci Dünya Savaşı’nın zorlu günlerine denk gelmektedir. Kaynaklar annesinin Auschwitz’de öldüğünü yazıyor. Küçük Polanski değişik ailelerin yanında yaşıyor ve on dört yaşındayken babası ile tekrar buluşuyor. Andrzej Wajda, Krzysztof Kieślowski gibi ünlü yönetmenlerin de gittiği Polonya’daki dünyaca ünlü sinema okulu Lodz Film School’da okuyor.

İki Adam ve Bir Dolap ünlü yönetmenin ilk filmlerinden biri. Siyah beyaz, diyalogsuz sadece müzikle ilerleyen bir kısa film. Denizden gelen ve bir türlü kumsalda, sokaklarda, binalarda kendine yer bulamayan bir dolap ve bunu taşıyan iki adam. Film dalga sesleri ile başlar. Denizden kumsala doğru gelen iki adam bir gardırop taşımaktadırlar. Gardırobu kumsala koyarlar. Adamlardan biri şapkasındaki suyu sıkar, tekrar giyer. Dolabın üzerindeki aynada kendilerine bakarlar. Gülerek dans ederler. Oldukça mutlu görünmektedirler. Biri kumsalda çocuklar gibi takla atar. Gardırobun yolculuğu başlar. Kumsaldan şehre geldiklerinde gardırop hiçbir yerde kabul görmez. Tramvaydaki yolcular onları kapıdan sokmazlar. Sokakta rastladıkları bir genç kız onlara arkasını döner ve yoluna devam eder. Bir kadının köpeği ile beraber yemek yediği bir lokantaya dahi kabul edilmezler. Lokantada çekilen planın arkasından iki kafadar gardırobun üzerinde oturmaktadırlar. Dolaptaki aynada pişmiş bir balık görüntüsü vardır. Hiç de hoş görünmeyen bu balık onların tek yemeğidir. İki arkadaş gardıropları ile birlikte zengin müşterileri olan bir otele de kabul edilmezler. Hem kabul edilmemektedirler hem de insanlar onlara karşı son derece kayıtsızdırlar. Hayat sokaklarda akıp gider, insanlar yollarına devam ederler ama kimse gardıropla ve bu iki arkadaşla ilgilenmez. Mahallenin âsi genç delikanlıları hariç. Onlar da sokak kavgası için. Yumruk yerler, gardırobun aynası kırılır. Boş varillerin tutulduğu bir alandan da kovulurlar. Kıyafetinden resmi bir görevli olduğunu anladığımız kişi onları orada tutmaz. İki kafadar gardıroplarını yüklenerek tekrar kumsala dönerler. Kumdan kaleler yapmakta olan çocuğun yaptığı kaleleri devirmeden, onların arasından yürüyerek ve gardırobu da taşıyarak denize ulaşırlar. Onlar bu gardıroba yer ararken, toplumda hırsızlık ve cinayet de kadraja girer. Polanski’nin çizdiği toplum iki kafadar için yaşanılası bir yer değildir.

Film boyunca kendine yer edinemeyen gardırop neyi taşımaktadır? Neden köpeğin masanın yanındaki sandalyede sahibi ile lokantada yemek yemesi normalken bu iki arkadaş lokantaya kabul edilmezler? Ya da takım elbiseli, güzel bavullu müşteriler otele alınırken onlar kovulurlar? Kimseye zarar vermedikleri, hırsızlık yapmadıkları halde neden kendilerine toplumda yer bulamazlar?

Polonya tarihi

Yönetmenin yaşam öyküsünü ve filmin ikinci dünya savaşından sonra Polonya’da çekildiğini düşünürsek tarihsel bir bakış açısı ile gardırobun Yahudilerin o dönemde yaşadıklarını ve toplumsal olarak gördükleri tepkileri yansıttığını söyleyebiliriz. Gardırobun üzerindeki ayna da bir yansıtma aracı olarak bu konuda izleyiciye ipucu vermektedir.

Filmi sosyolojik açıdan incelemek istersek, hangi sosyal sınıfları bize gösterdiğinden başlayabiliriz. Denizden gelen iki arkadaş kendileri ile barışık, mutlu, eğlenceli tipler olsalar da toplum onları kabul etmez. Kıyafetleri toplumun çoğunluğununki gibi değildir. Otelden takım elbiseli elinde şemsiyesi ile belki de bir işadamı çıkmaktadır. Gelenler ise ellerinde bavulları güzel giyimli, zengin müşterilerdir. Burjuvazinin seçtiği bir otel vardır sahnede. Buraya işçi sınıfı ya da işsiz, belki de sokakta yaşayan hiç kimse kabul edilmez, ya da Yahudi ya da eşcinsel. Boş varillerin görüldüğü planda iki arkadaşın karşılaştığı resmi kıyafetli kişiyi siyasal iktidarın temsilcisi olarak okursak siyasal iktidardan farklı olan ve farklılığını savunmak isteyenin de kabul edilmediğini söyleyebiliriz. Bu kısa film farklı ya da azınlık olana hoşgörü ile bakılmayan bir toplumu anlatır. Gardırop tüm bunları taşımaktadır içinde. Ya da tüm bu farklılıkların metaforu olarak denizden gelip denize gider.

İki arkadaş ne kadar eğlenceli, kendileri gibi olmayana saygılı tipler olsalar da toplumda karşılaştıkları kişiler onlara saygılı ve anlayışlı davranmazlar. Kimse gardıropla ilgilenmez, içini açıp bakmaz, onlarla konuşmaz. Kumdan kaleleri devirmeden yürümeleri, asi gençlerin yumruklarına maruz kalmaları, lokanta ve tramvaya alınmamaları, boş varillerin olduğu alandan kovulmaları gibi sahnelerde film mesajını herhangi bir alt anlam aramaya gerek kalmadan açıkça vermektedir.

İki adam ve gardırobun yolculuğu

Filmde iki adam ve gardırobun yolculuğu devam ederken onlardan bağımsız toplumda neler yaşandığına da örnekler verilmektedir. Bu örneklerin tamamı olumsuz bir ruh halini işaret etmektedirler. Kameranın sırtlarından gösterdiği birbirine sarılmış iki adamdan biri diğerinin cüzdanını çalar. Bu toplumdaki birbirlerini çok iyi tanıyan, birbirlerine çok yakın olan insanların ilişkileri içinde birbirlerine düşmanca davranabildiklerini göstermektedir. Ya da hayvanlara kötü davrananlar. Sizin hayatınız devam ederken aynı anda toplumda farklı yerlerde farklı olaylar yaşanmaktadır. İki adam nehrin yukarısında bir gardırop taşırken başka bir adam bir cinayet işlemektedir. Hayat nehir gibi taşlı topraklı alanlardan geçerek akıp gitmektedir.

Filmin tek eğlenceli yanı gardırop taşıyan iki adam ve onların filmin sonunda kumda oynayan çocuğun yarattığı dünyaya saygılı yürüyüşleri. Bu açıdan bakıldığında toplumsal olarak tüm olumsuzluklara rağmen güzel olanlarla umutla dolsak bile, iki adam ve gardırobun filmin sonunda denizde kaybolmaları pek de olumlu bir yorumlamaya olanak tanımıyor.

Film aşağıdaki linkten izlenebilir: