11.05.2016

Rutka A Diary of The Holocaust

rutka

8 Mayıs, Avrupa’nın Nazi Almanyasının işgalinden resmi olarak kurtulduğu ve savaşın sonlandığı tarih. Avrupa, her yıl bu tarihlerde 2. Dünya Savaşının yaralarını tekrar tekrar tartışmaya açıyor. Tam bu tarihlerde Fransa televizyonlarında konuya ilgili belgeseller yayınlanıyor. Fransızlar yakın tarihlerini sık sık masaya yatırmaktan çekinmiyor. İşte o belgesellerden birini, bana epey dokunan bir tanesini dün izledim. Aranızda haberdar olan vardır, benim bilmediğim bir hüzünlü gerçek hayat hikâyesi idi.

Belgeselde, Polonya’nın Anne Franke’i olarak bahsedilen Rutka Laskier’nin hikâyesini üvey kardeşi anlatıyordu. Rutka, küçük erkek kardeşi, annesi ve babası Polonya’nın Bedzin kentinde yaşayan orta halli yahudi bir aile. Naziler, şehri işgal eder etmez, sinagoga zorla topladıkları yahudiler de içindeyken sinagogu yakıyorlar. Bedzinli yahudiler için kabus burada başlıyor. Rutka ve ailesi diğer yahudi ailelerle beraber gettoda yaşamaya zorlanıyor. Katolik bir ailenin nazilerce getto için el koyduğu bir eve yerleştiriliyorlar.

1943’de Rutka bir günlük tutmaya başlıyor. Günlüğünde getto hayatının zorluklarını, nazi vahşetini ama aynı zamanda genç kızlığa geçiş anılarını da yazıyor (Rutka o zaman on dört yaşında). Günlüğün son sayfası 24 Nisan 1943’te bitiyor, o tarihte Rutka ve ailesi Auschwitz’e gönderiliyor.

2008’de ortaya çıktığına ve ölüm kampında son anlarına tanıklık eden bir arkadaşının anlattığına göre Rutka gelir gelmez gaz odasına gönderilmeyip koleraya yakalanana kadar birkaç ay hayatta kalıyor. Aralık 1943’te hayatını kaybediyor.

Rutka hakkında bildiklerimiz burada sona erebilirdi ama Rutka ve ailesinin evlerine yerleştirildiği katolik ailenin Rutka yaşlarında bir kızı var (Stanislawa), gizlice eski evlerini görmeye gittiğinde Rutka ile tanışıyorlar. Rutka, Stanislawa’ya günlüğünden bahsedip, toplama kampına gönderilirse günlüğünü kaybetmek istemediğini söylüyor. Stanislawa ise evde kendi eşyalarını sakladığı merdivenin 2 basamağı arasındaki boşluğu gösteriyor.

Savaştan sonra Stanislawa eve geri dönüp günlüğü tam da orada buluyor ve 60 yıl boyunca saklıyor.
Bu arada Rutka’nın babası aileden hayatta kalan tek kişi. Savaştan sonra İsrail’de yeniden evleniyor ve bir kızı (Zahava) oluyor. Kızlarına holokaust’un korkunçluğunu ve yaşadıklarını çok yansıtmamaya çalıştıklarından, Zahava’nın üvey kardeşi hakkında onunla aynı yaşa gelip de fotoğraflarını bulana kadar çok bilgisi olmuyor. Daha sonra da babasını üzmemek için çok sorgulamıyor. Ta ki Polonya otoriteleri telefon açıp kardeşinize ait olduğunu düşündüğümüz bir günlük bulundu deyinceye kadar.

Zahava, üvey kızkardeşinin hikayesinin izini Polonya’da sürüyor. Günlüğü saklayan Stanislawa ile de tanışıyor. Günlük şu an İsrail Holocaust müzesinde.

Rutka’nın kalemi yaşına göre öyle kuvvetli ki, günlüğü Polonya’da ders kitaplarına da giriyor ve yaşıtı bir çok genç tarihin korkunç yüzünü on dört yaşındaki bir kızın kaleminden öğreniyor.