14.07.2018

Sean Penn’in Unutulmaz Performansları

Konuk yazar: Oğuz Albayrak

Mystic River

Yıllarca Akademi başta olmak üzere pek çok farklı ödül organizasyonundan uzak duran oyuncu kazanacağı kesin olduğundan mıdır nedir kendisine ilk Oscar ödülünü getiren bu film sebebiyle tören salonunda yerini almıştı. Bu detay bir kenarda kalırsa kızını kaybeden baba kompozisyonu Clint Eastwood yönetimi altındaki kadrodan bir adım öne çıkmasını sağlıyordu.

Sweet and Lowdown

Hayali olarak nitelense de ortadaki film dünyanın en önemli caz gitaristlerinden birinin Emmet Ray’in hayatını anlatan bir yapım. Woody Allen’ın kanatları altında uçan Penn bu filmde diğer pek çok performansında olduğu gibi (klişe olacak) oynadığı rolün içine öylesine iyi giriyordu ki filmden onu çekip çıkarttığınız zaman geriye neredeyse başka bir şey kalmıyordu. Bileğinin hakkıyla da Akademi Ödülleri’ne En iyi erkek oyuncu dalında aday oluyordu.

I Am Sam

Sean Penn filmografisindeki son derece dokunaklı filmlerden biri olan bu yapımda Penn kızının velayeti için mücadele eden zihinsel engelli bir babaya hayat veriyordu. Ona yardımcı olmak amacıyla yola çıkan son derece katı avukat rolündeki Michelle Pfeiffer ile karşılıklı döktürdükleri sahneler sayesinde küçük bir yapım olsa da yılın dikkat çeken filmlerinden biri haline gelen I Am Sam şaşırtıcı olmayacak şekilde bir kez daha Oscar adayı olmasını sağlıyordu.

.

Milk

Tarihsel kişiliklerin hayatını filme aktarmak zordur lakin işin arkasındaki ekibin uyumu ve kimyanın tutması çöpe atılacak bıçak sırtı bir hikayeyi seyir zevki yüksek önemli bir yapıma dönüştürebiliyor. Gus Van Sant’in yönettiği ve LGBT sineması içinde önemli bir noktada konumlanan Harvey Milk’in hayat hikayesi Milk, o yıl dağıtılan pek çok ödül organizasyonunun gediklisi haline geldikten sonra Sean Penn’e herkesin Mickey Rourke’a gitmesini istediği Oscar heykelini bir kez daha kazandırıyordu.

Carlito’s Way

Yönetmeninden oyuncularına başdöndüren isimlerden oluşan kadro içinde Sean Penn hapise girip çıktıktyan sonra kendisine temiz bir hayat kurmak istese de bunu başaramayan Carlito karakterine eşlik eden oyunuyla dikkatleri üzerine bir kez daha çekmeyi başardı. Mafyanın kurallarını ve oyunun nasıl oynandığını açıkça anlatması sebebiyle en önemli mafya filmlerinden biri olan yapımın başarısında Al Pacino’nun üstün performansının altında ezilmeyerek oynadığı karakteri nefes alır hale getiren Sean Penn’in katkısı yadsınamaz.

Dead Man Walking

Ağır bir dram olan filmde Penn idama mahkum edilmiş bir katili canlandırıyor ve ölmeden önce kurbanların yakınlarıyla iletişim kurmak ve onların ne hissettiğini öğrenmek için Susan Sarandon’un oynadığı rahibeden yardım istiyordu. İçine girdikleri süreç iki taraf için de beklemedikleri bir yöne doğru yol almaya başlıyor iyilik ve kötülük tanımlarını yeniden yapıyordu. Her ne kadar pastadan büyük dilimi Susan Sarandon yemiş gibi gözükse de filmin gücü üzerinde en büyük etki Sean Penn’in nefes alır doğallıkta karakterine hayat vermesinden ileri geliyordu.