07.05.2016

Sherlock: The Abominable Bride

Sherlock Holmes, Sir Arthur Conan Doyle tarafından yaratılan Britanyalı dedektif kahraman. Doyle ve hikâyelerinden hareketle birçok dizi, film, çizgi roman yayınlandı ve sayıları artarak yayınlanmaya devam ediyor. Bunların en popüleri ise şüphesiz BBC yapımı, Steven Moffat imzalı Sherlock. Klasik Holmes ve hikâyelerini modern dünyaya ustaca uyarlayan dizi, bunu yaparken de Sherlock Holmes evreninin önemli karakterlerinden Irene Adler, James Moriarty‘e yeni bir hava katmayı başarıyor. Dördüncü sezonu 2017’de yayınlanacak dizinin 2016 yılbaşında “The Abominable Bride” adında özel bir bölümle geleceği ve bölümün 1800’lü yıllarda, Doyle’un hikayeleri yazdığı Victorian dönemde geçeceği haberi büyük heyecana neden olmuştu. Ancak The Abominable Bride, salt klasik Holmes evreni yerine ordan hareketle dizinin dördüncü sezonuna ön hazırlık bir ara bölüm olarak karşımıza çıktı. 

*Yazının buradan sonrası spoiler içerir*

Üçüncü sezonda Sherlock’un en büyük düşmanı Moriarty’nin ölmediğinden şüphelenmesiyle sonuçlanmıştı. The Abominable Bride, Sherlock’un bu şüphenin peşinden gidip “mind palace“ında hapsolması üzerine kurulu.

Moriarty’nin kafasına sıkarak ölmesini kabul etmek kolay yol gibi gözükse de Sherlock için bu en zor olanıdır. Çünkü Moriarty’nin kendisi gibi bir numara yapmayıp gerçekten öldüğünü kabul ederse hiçbir zaman alt edemeyeceği bir düşmanla karşı karşıya olduğunu da kabul etmiş olacak. Egosuna bu durumu yediremeyen Sherlock, zihninin derinliklerine inerek bu çelişkinin üzerine gidiyor.

İşte tam da burada Moffat, konuyu kitaplardaki klasik Holmes hikâyeleriyle birleştiriyor. “Mind Palace“ında Victorian İngiltere’sine giden Sherlock; Watson’la tanışması, Irene Adler vb. o güne kadar hayatında yer etmiş tüm kişi ve olayları dönemin şartlarına göre kafasında yeniden kurguluyor. Bu yolculuğa neden olan Moriarty intiharını ise “kendini öldürdükten sonra hayaletiyle cinayetler işleyen gelin” vakasına yerleştiriyor. Bölüm sonunda “Mind Palace“ından çıkınca Moriarty’nin öldüğünü ve planlarının yaşadığını kabullenen Sherlock, bu planların peşine düşmek için hazırlanıyor.

Ölü gelinin cinayetleri vakasının Moriarty intiharıyla ilişkilendirilmesinin yanında kadın hakları savunucuları süfrajet hareketine dokundurulması hoş bir ayrıntı olsa da ayin kısmı ve o sahnede kullanılan replikler kör göze parmak derecesinde yapay durmuş.

sherlock4

Ayrıca The Abominable Bride, herhangi bir Sir Arthur Conan Doyle hikayesi olmasa da  The Adventure of The Musgrave Ritual hikayesinde “the case of ricoletti of the club foot and his abominable wife” şeklinde geçen bir cümle var. Moffat ve Gatiss’in bu cümleden hareketle bir hikaye kurgulayıp “mind palace” ve Moriarty’nin intiharına dayandırması takdir edilesi.

Bölüm Sherlock Holmes okuyucuları için güzel ayrıntılara sahipti. Moriarty’le yüzleştiği Reichenbach sahnesi, “mind palace“, Sherlock’un uyuşturucu bağımlılığı, Elementary, my Dear Watson ve Surely, you must have a theory replikleri, 221b‘deki mermi deliği, şapka uydurması bunlardan birkaçı. Ayrıca Watson’ın yayınladığı yazılar ile gerçek arasındaki farklar da Doyle eserleri ve devamında çıkan Sherlock uyarlamaları arasındaki farklara hoş bir gönderme.

Sherlock’un abisi Mycroft’u kendisinden daha akıllı biri olarak görmesi zihnindeki haliyle ustaca aktarılmış ve Sherlock’u Mycroft’tan ayıran aykırı ve insancıl tarafına işaret edilmiş.

Victorian dönemi – günümüz arasındaki geçişlerinin bir süre sonra katmanlaşması ve bu geçişlerden uyanmak için gereken sert bir “kick” de akıllara ister istemez Inception’ı getirdi.

Sherlock: The Abominable Bride, Sherlock izleyicilerinden ziyade Sherlock okuyucuları için bir bölüm. Hikâye bazında pek bir sözü olmasa da karakterlerin derinleştirilmesi ve mantığa oturtulması açısından oldukça önemli. Moffat ve Gatiss, Doyle eserlerine bir saygı duruşu sergilerken dördüncü sezona da ön hazırlık yapıyor.