06.05.2016

SİNEFİL GÜNLÜĞÜ: Aoi Bungaku Series: No Longer Human

No Longer Human (İnsanlığımı Yitirirken)

Osamu Dazai kuşkusuz, Japon Edebiyatı için en önemli isimlerden biriydi. 1909’da Kanagi’de dünyaya gelen Dazai (ya da gerçek adıyla Şuji Tsuşima) bu ânı, hayatının her bölümünde lanetle anacaktır. (Tıpkı büyük Alman filozofu Arthur Schopenhauer gibi) Parlementoda görevli siyasetçi babasının izinden gitmek yerine, sanata ve resme yönelen Dazai, babasından çocuk ve genç yaşta gördüğü baskıyı, eserlerine hep yansıtmıştır. 1936’da yazdığı ilk romanı Alacakaranlık Yılları’yla edebiyata merhaba diyen Dazai, ele aldığımız animenin uyarlandığı ve otobiyografik romanı, en ünlü yapıtı İnsanlığımı Yitirirken’in yayımlanmasından iki hafta sonra, defalarca denediği intiharı bu sefer sonuca ulaşır; Dazai ve metresinin birlikte atladığı sudan, cansız bedenleri çıkarılır.

16 Haziran 1948’de otuz sekiz yaşında canına kıyan Dazai’nin, ülkemizde üç kitabı yayımlanmıştı. Dazai, 1993, 1994 ve 1995’te üç baskıyla çıkmış olan Batan Güneş’i (YKY) sevgililerinden Shizuko Oota’yla birlikte yazmıştı. Yine Kasım 2003’te yayımlanan Mor Bir Serserinin Gezi Notları’nda (YKY), yazarın ailevi yaşamına ve geçmişine dair fotoğraflara rastlamak, yazarı daha yakından tanımak mümkündü. Animeye konu olan kitabı İnsanlığımı Yitirirken’se (Karakutu) 2006’da tek baskıyla yayımlanmıştı.

Aoi Bungaku Series’in on iki bölümünün ilk dördü İnsanlığımı Yitirirken’e ayrılmıştır.

İnsanlığımı Yitirirken, dört bölümden oluşuyor. Her bölümün başında, Osamu Dazai’nin yaşamıyla ilgili, çeşitli bilgiler veriliyor. Ayrıca yine Dazai’nin bir başka kitabının uyarlaması ve başka kitap uyarlamaları da on iki bölümlük seride yer alıyor.

Çocukluktan başlayarak, despot babasının baskılarıyla, toplumdan nefret eden yapısıyla, yaşamla ilgili problemleri açığa çıkan Dazai’nin yakasını, hayatı boyunca sıkıntılar bırakmamıştır: Obsesif-kompülsif bozukluk, asosyal kişilik bozukluğu, intihar saplantısı, verem, alkolizm ve uyuşturucu bağımlılığı gibi, otuz sekiz yıla çok problem sığdırmıştır Dazai.

Bölüm 1: Kamakura Çifte İntiharı

Animenin ilk bölümünde Youzou karakteriyle tanışırız. Bu karakter, gerçek hayattaki Dazai’yi temsil etmektedir. Muhalif bir örgütte yaptığı konuşmanın ardından sivil polisten kaçan Youzou, bir bara sığınır, zorlama bir hayat kadını olan Mayumi*, kendisinin kardeşi olduğunu söyleyip, kendisini rahatsız eden bir müşterinin yanından ayrılması için Youzou’yu kullanır. Bu ikilinin arkadaşlığı, aşka dönüşür. Mayumi de Youzou gibi hayattan ve insanlardan nefret etmektedir, evlidir, kocası hapistedir ve fahişelik yapmaktadır. Mayumi’den gelen “Benimle birlikte ölür müsün?” sorusu, Youzou’nun da ilgisini çekecektir.

(*) Mayumi karakteri, Dazai’nin gerçek hayatta, birlikte bir kutu hap içip uçurumdan atlayarak intihar ettiği; ama kadının ölüp kendisinin yaralı kurtulduğu sevgilisi Shimeko Tanabe’yi temsil etmektedir.

Bölüm 2: Hayalet

Çifte intihar, gazetelerin de elbette ilgisini çeker. Shizuko, kocasını kaybetmiş, küçük kızıyla yalnız yaşayan, dul bir annedir. Youzou’yla röpörtaj yapması yönündeki baskıları geri çevirir; ama bu adama karşı da içinde farklı duygular vardır. Animenin bu bölümünde, Youzou’nun çocukluğuna ve o dönemdeki travmalara, kimlik bunalımına tanıklık ederiz. Daha sonraki yıllarda Max Frisch, Cees Nooteboom ve Bertolt Brecht gibi yazarların kitaplarındaki karakterlerde rastlayacağımız türden bir sorundur bu. Youzou, Shizuko ve küçük kızı beraber yaşamaya başlar; ama Youzou dengesini iyice yitirecek ve alkolizmin, uyuşturucunun pençesine düşecektir.

Bölüm 3: Toplum

“Dazai’nin akıl hocası Ibesu Masuji, kendisini evine davet eder. Bekler; ama Dazai ortaya çıkmaz. Dışarıda bulduğu Dazai, ortalıkta gezinmekte ve eve girmek için doğru zamanı kollamaktadır.” Bu anı, yazarın ne kadar zor bir hayat sürdüğünün de göstergesidir, takıntı problemi hayatı boyunca peşini bırakmamıştır.

Bu bölümde Dazai, manga çizip para kazanarak, bir aile yapısında topluma karışmaya çalışır; ama hastalıklı ruhu, buna izin vermeyecektir. “Her bir arkadaş canlılığı, kendi entelektüel değeriyle ters orantılıdır ve ‘O, toplum içine girmekten hoşlanmaz’ demek, hemen hemen ‘O, büyük özellikleri olan bir adamdır’ demektir.” (Parerga ile Paralipomena, Arthur Schopenhauer) Görüşlerinin kuşkusuz paralellik gösterdiği (intihar hariç, fark olarak sadece Schopenhauer, intihar yerine, yaşam istencinin reddini öngörür) Schopenhauer’in bu aforizması, bu bölüm hakkında bir fikir sağlayacaktır.

Yine kendinden geçtiği bir gün, Yoshiko* adlı genç ve güzel bir kız yanına gelir, toplumu asla ciddiye almaması gerektiğini; toplumun sadece bir araya gelmiş insanlardan oluşan bir kitle olduğunu ve onların görüşünün önemsiz olduğunu söyler. Youzou, Yoshiko’ya evlenip kendisini kurtarması için yalvarır.

(*) Yoshiko, Dazai’nin gerçek hayattaki eşi Hatsuyo Oyama’yı filmde temsil eder.

Bölüm 4: Yeni Dünya

Bu son bölümdeyse, karakterimizin karısı tarafından (gerçek hayatta olduğu gibi) aldatıldığı, tamamen dibe vurduğu, vereme yakalanıp tımarhaneye kapatıldığı, intiharına kadarki dönemine bakarız.

Neon Genesis Evangelion’un son bölümlerindeki psikolojik derinlik, bu anime serisinde de kendisini hissettirir. Pesimizmin doruklarına çıkmış bir yazarın, en karanlık, en vurucu eserinin, muhteşem bir görsellikle sinemaya aktarıldığı bu seri, hayat devam ettikçe, varolmanın acısını içinde yaşayanları her zaman derinden etkileyecektir.