25.09.2016

Sinefil Günlüğü: Semya Vurdalakov

semya2

Gotik korku, günümüzde tekrar değerlenen ve geçmişteki Bava, Fulci, Argento gibi ustaların katkılarıyla büyüyen bir alt tür. Bu alt türe ait ve geniş kitlelere yayılmış çok sayıda örnek olmasının yanında, gömülü olan ve sinefillerin peşine düştüğü fazlaca film de mevcut. İşte 1990 yapımı Semya Vurdalakov, yine bu az bilinen filmlerden biri. Filmin, sadece VHS kaydı bulunmakta.

Semya Vurdalakov, dünya edebiyatının en büyük yazarlarından Tolstoy’un The Family of the Vourdalak adlı öyküsünden serbest bir uyarlama. Öykü, daha önce 1963 yılında Mario Bava tarafından Black Sabbath adlı filme (filmdeki 3 bölümden biri) ve Giorgio Ferroni’nin 1972 yapımı the Night of Devils adlı filmlerine konu olmuştu. Bu üçüncü uyarlama, diğer iki filmden daha farklıdır.

Igor, Moskova’da yaşayan bir fotoğrafçı ve gazetecidir. Editörü, haber için Igor’u, birkaç günlüğüne Khutor olarak adlandırılan, ıssız bir köye gönderecektir. Üç gün sonra evlenecek olan genç adam, nişanlısını ardında bırakarak, haber peşine gider. Igor, köye gitmeden önce bir resim galerisinde gördüğü portrenin kime ait olduğunu sorar, galeri sahibi, onun çok ünlü ve aynı zamanda ruhunu şeytana satıp, vampire dönüşmüş biri olduğunu, kendisinin de bir gün bu galeriye tekrar döneceğini söyler.

semya4

Igor, köye doğru yola çıkar. Bu köydeki nüfus, yıllar içinde azar azar, esrarengiz bir biçimde ölmüştür. Igor, sadece kayıkla ve nehir yoluyla ulaşım sağlanabilen köye gelir. Dokuz gün önce de, köyün son bireylerinin oluşturduğu ailenin en büyüğü Jacob, ölmüştür. Pencerede gördüğü, evin güzel kızı Maria’ya ilk görüşte aşık olan Igor, başına geleceklerden elbette habersizdir. Misafire bir oda verilir ve akşam yemeği için aşağı indiğinde, Igor ilk şokunu yaşar.

Dokuz gün önce Jacob’ın tam öldüğü saat olan 20:00’de, Jacob birden kapıda belirir. Köpeğinin kendisini tanımadığını, geçen dokuz günün ardından çok değişmiş olamayacağını söyler Jacob. aile, ilk şokun ardından kendisine yemek verir; ama Jacob, karnının tok olduğunu söyleyerek odadan ayrılır. Ertesi sabah evin küçük oğlu Nikita, yerde hareketsiz yatarken bulunur. Gece, dedesini pencerede gördüğünü ve sonrasıyla ilgili hiçbir şey hatırlamadığını söyler, Nikita. Fakat, küçük çocuğun boynunda ısırıldığına dair bir iz ve etrafında kan kalmıştır.

Evdeki huzur gitgide kaçarken, Maria ile Igor yakınlaşır; ama birbirini izleyen garip olaylar ve huzursuzluk, çifti bir araya getirecek gibi durmamaktadır. Üstelik burada zaman, normale göre daha farklı işlemektedir.

Oldukça düşük bütçeli ve minimalist bir film olan Semya Vurdalakov, yarattığı atmosferle ve mekan kullanımıyla, izleyenleri ürkütmeyi fazlasıyla başarır. Yardımcı yönetmen Igor Shavlak‘ın başrolde olduğu filmin yönetmeni Gennadiy Klimov, Semya Vurdalakov‘dan sonra sadece bir film daha çekmiş ve başka bir projede yer almamıştır.