27.05.2017

Sinemanın Kanserle İmtihanı

Marvin’s Room (1996)

Yönetmen: Jerry Zaks

Uçarı bir kız olan Lee (Meryl Streep) babası felç geçirince bu süreçle uğraşmak istemez ve evi terk eder. Felçli baba ve teyzeye bakma görevi, uysal ve ailevi değerleri daha fazla önemseyen Bessie’ye (Diane Keaton) kalır. Aradan geçen uzun yıllardan sonra, yapılan testlerin sonucunda Bessie’ye lösemi (kan kanseri) teşhisi konur. İlik nakli gereken Bessie, kızkardeşini arar. Lee, kendisine çekmiş problemli büyük oğlu Hank (Leonardo Di Capiro) ve ufaklığı da alıp babaevine gelir. İyimserliği bakımından Holywood standartlarında olan film, yine de depresif yönü de kuvvetli olan bir dramdır. Filmde Robert De Niro da bir doktoru canlandırdığı, yan roldedir.

 

Time to Leave (2005)

Yönetmen: François Ozon

Eşcinsel Romain (Melvil Poupaud) işinde başarılı bir fotoğrafçıdır. Tetkikler sonucu kansere yakalandığı ve birkaç ay ömrü kaldığını öğrenir. İlk önce sevgilisini terk eder, sonra ailesinden uzaklaşmaya çalışır, büyükannesi dışında herkesten hastalığını saklar. Artık önünde tek şey vardır: Ölüm. Günü kurtarıcı kemoterapi tedavilerini de başta istemsiz alsa da, reddeder. Artık, sevdiği insanlara bile yaklaşamamaktadır, ruhsal olarak çöker ve veda vakti de yaklaşmaktadır…

 

 

Silkwood (1983)

Yönetmen: Mike Nichols

Biyografik bir film olan Silkwood‘un ana karakteri Karen (Meryl Streep) toplumun sınırlarını zorlamayı seven, deli-dolu ve özgürlüğüne düşkün bir kadındır. Nükleer santraller için yakıt üreten bir firmada (zaten yaşadıkları ücra yerde, başka iş imkanı da yoktur) kelle koltukta çalışanlardan biridir, Karen aynı zamanda. Yapılacak en ufak bir hata, radyasyona maruz kalmalarına ve dolayısıyla kansere yakalanmalarına sebep olacaktır. Toplum tarafından – yaşadığı hayattan ötürü – üstü kapalı baskı da gören Karen, bir arkadaşının radyasyona maruz kalıp rahatsızlanmasıyla, şirketi ve yaptığı işin güvenilirliğini, sorgulamaya başlayacaktır. Ama artık mücadelesi, sadece toplum ve burjuva ahlak kurallarıyla sınırlı kalmayacak, bununla birlikte büyük sermaye patronları da konuya dahil olacaktır.

 

 

Cleo From 5 to 7 (1962)

Yönetmen: Agnès Varda

Bir felaket anı, çevrenizi tanımanız için en iyi zamandır aslında. Arkadaşlıklar, sevgiler, çıkarlar, toplum ve bu koskoca tiyatronun ortasındaki birey: Siz…

Güzel şarkıcı Cléo (Corinne Marchand) da, işte bu noktada hayatını ve çevresini sorgulamaya başlar.

Siyah-beyaz çekilen filmin sadece açılış sekansı renklidir. Bu sekansta Cleo, bir tarot falcısında fal baktırır. Falcı, kartları birkaç kere baştan dağıtsa da, sonuç hep bir felaketi göstermektedir. Hastalığı, ölümü, kötülüğü…

Cleo, gözyaşlarıyla falcının yanından ayrılır ve sonra öğreniriz ki; Cleo doktordan gelmektedir ve midesinden parça alınıp patolojiye gönderilmiştir. Patalojiden gelecek sonucu (kanser olup olmadığını) beklerken, Cleo ile birlikte gerçek zamanlı olarak Paris’i dolaşırız ve varoluşu sorgularız.

Cleo’nun hayatındaki en zor 2 saat (5’ten 7’ye) devam ederken, çevresindekilerin duyarsızlığı ve Cleo’nun tüm sosyal hayatı içindeki yalnızlığı, tüyler ürpertir.

Ertesi gün savaşa gidecek olan ve hiç tanımadığı bir asker, Cleo’ya samimi davranan tek kişi olur. (Bu ilişki, Heinrich Böll‘ün en vurucu romanlarından olan, 1949’da yayımlanmış: Trenin Tam Saatiydi‘nin karakterlerini, hemen akla getirir.)

123