27.07.2016

Sinemamızın Yeni Nesil Kadın Yönetmenleri

Leyla YILMAZ

Bir Avuç Deniz (2011)

Belli kurallar çerçevesinde çizilen hayatları yaşayanlar vardır. Denize kulaç atmaktansa ayağını suya sokmayı tercih edenlerdir onlar. Zira böylesi daha güvenlidir. Az da olsa çerçevenin dışında yaşayan, kurallara meydan okuyan, özgür ruhlar da yok değildir. Pamuklara sarılıp güvenli yatağında uyuyamayan bu insanlar normalliği de benimsemezler. Diğerlerine göre az buçuk delidirler. İşte Leyla Yılmaz bu iki hayatı karşı karşıya getirir filminde. Denizlerde yüzerek hayatın tadını çıkaran Deniz, Mert’i ayaklarından yakalayarak denize çeker. Özgürlüğün tadını onunla birlikte çıkarmak ister. Ne yazık ki sınırlar arasındaki geçiş kolay olmaz. Sınır ihlalinin cezası ağırdır. Hele ki işin içinde oğlunun elinden alındığını düşünen bir anne varsa…

Leyla Yılmaz ilk ve tek filmi Bir Avuç Deniz ile ülkemizdeki az sayıdaki kadın yönetmenlerden biridir. Filminde burjuvaziyi, kaderciliği eleştirirken, özgür ruhlu kadın kahramanı ile de feminizme selam gönderir. Sorun şu ki niyet iyi, ama ortaya çıkan iş çok acemice. Maalesef tek başına niyetin iyi olması yeterli gelmiyor.

Tuba BÜDÜŞ 

Pelin ESMER

Oyun (2005)

Pelin Esmer’in çektiği bu belgeselde, Toros dağlarında bir köyde yaşayan ve hayatın tüm zorluklarını omuzlarında taşıyan dokuz kadının hikâyesi var. Tarlada, inşaatta ve evde durmak bilmeden çalışan kadınlar bir tiyatro oyunu yazıp oynamaya karar verirler. Kendi hayatlarından uyarlayacakları bir oyundur bu. “Oyun” ise bu süreci başka bir kadının gözünden anlatıyor. Pelin Esmer’in kamerası tiyatro oyunun içine girerken, kadınların gerçek hayatları da oyunun bir parçası oluyordu. Hem belgesel hem içerik, gerçek ve kurmaca arasında gidip geliyor. İzleyici için ise bu biraz karmaşık bir hal alabiliyor. Buna rağmen, kadınların her şeye karşı yapmaya çalıştıkları, normalde uzak oldukları okul ve müdür ile olan iletişimleri bizlere adeta umut ışığı oluyor. Bir taşla iki tuş vuruyoruz adeta. Yönetmenin de dediği gibi “Benzer koşullarda çalışarak, onlar hayatlarının oyununu çıkarttı, ben ise iki yıl sonra Oyun filmini”.

Onur KIRŞAVOĞLU

11’e 10 Kala (2009)

Kariyerine belgeseller ile başlayan Pelin Esmer’in ilk uzun metraj filmi 11’e 10 Kala. İki zıt karakterin merkezde olduğu, korkuların ve çıkarların çarpıştığı, fazlasıyla gerçek bir hikâye var filmde. Koleksiyoner olan, koleksiyonları hayata tutunma sebebi haline getiren Mithat, oturduğu “Emniyet Apartmanı”nı bir kaçış ve güvence olarak görmektedir. Ekonomik olarak sıkıntılar çeken ve her yolu mübah gören Ali ise apartmanın kapıcılığını yapmaktadır. Deprem korkusu ve çıkarları için apartmanı yıktırmak isteyenlere karşı bir mücadeleye başlarlar. Bir kadının gözüyle erkeklerin dünyasına sert, bazen güldüren ama ağlamanın da gülmek ile kardeş olduğunu anımsatan bir bakış. Mithat’ın korkuları, biriktirme tutkusu ve hayata tutunuşu izleyiciyi derinden yakalayacak cinsten. Adalet sistemine getirdiği eleştiriler ise oldukça cesur.

Onur KIRŞAVOĞLU