03.06.2016

Sinemanın B’si: Killer Klowns from Outer Space

Uzaydan Gelen Katil Palyaçolar (1988)

B filmlere ilgisi olan, bu tür filmleri araştıran insanlar bilir; tıpkı sinemanın diğer örnekleri gibi, B filmlerde de zaman içinde hikaye yaratma sıkıntısı artmış, birbirine benzeyen (ya da birbirinden esinlenen) pek çok film doğmuştur. Bu bağlamda Uzaydan Gelen Katil Palyaçolar filminin senaryo olarak, 1958 yapımı The Blob’dan veya dünyanın en kötü filmi seçilen Plan 9 from Outer Space’ten (bu iki filmi de Sinemanın B’si köşesinde bulabilirsiniz) çok da farklı olmadığını görebilirsiniz. Ancak onu farklı kılan hatta belki de ‘en iyi kötü filmler’ arasında yer edinmesini sağlayan şey, kanımca -filmin adından da anlayabileceğiniz şekilde uzaydan klasik bir uzaylı, bir yaratık, normal bir göktaşı vb. yerine bir sirk çadırına konuşlanan palyaçoların gelmesi fikridir.

Yaratıcı bir müzik ( punk grubu Dickies’in ‘Killer Klowns’ parçası) ile açılır film:

“…Kimileri güldürdü. Kimileri de ağlattı. Bu palyaçolar, tatlım, öldürecekler.
Herkes kaçışır ne zaman şehirlerine bir sirk gelse. Herkes silahlandı tıpkı katil palyaçolar gibi…”

Kasabanın serseri ruhlu gençleri bir cuma gecesi ormanda takılırken bir göktaşının düştüğünü görür. Sirk çadırına dönüşen göktaşı, uzaylıların habercisidir. Tıpkı pek çok B filmde olduğu gibi, katil uzaylıların ilk kurbanı, ormanda köpeği ile yaşayan yaşlı bir adamdır. Uzaydan gelen palyaçolar giderek kasabayı kendilerince şekillendirip, dehşet saçmaya başlar. Mazlum insanlar ve kasaba polisi, bu anlamsızlığa bir son vermeye çalışır.

Uzaydan Gelen Katil Palyaçolar, insanlar için bir eğlence aracı olan sirk çadırlarının, palyaçoların, patlamış mısır ve pamuk şekerin birer korku öğesine dönüştüğü filmdir. Bu sebepten özellikle dönemin eğlence anlayışına bir eleştiri getirdiği söylenebilir. Filmin, günümüzde hala tartışılan sirklerin ve palyaçoların durumunu, tam da bir sinema filminden beklendiği gibi, farklı bir bakış açısı ile göstermesi belki de etki olarak film için yapılabilecek pek çok olumsuz eleştiriyi geride bırakır.

Özellikle filmin son sahnesini etkileyici bulduğumu söylemeliyim. Bir sirk çadırının bir elmas şeklinde gökyüzünde süzülmesi ve patlayıp havai fişek gösterisine dönüşmesi her gün görülemeyecek bir şey en nihayetinde. Bunun dışında balondan yapılmış köpeklere, patlamış mısır fırlatan oyuncak silahlara, pamuk şeker kozasında insanlara, bir karnavalı andıran canlı renklere ve eşsiz bir soundtrack’e sahip bu filmi canınızın sıkkın olduğu bir zamanda izlemenizi öneririm. Ufak bir uyarı: Çocuklara izletmeyin!